kalıcı ile cümle
kalıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Buna, Kırıntılı kalıcı mıknatıslanma denir.Dessa är så kallade halvstationära lågtryck.
Bu dönemde ağızda hem kalıcı dişler hem de süt dişleri bulunur.Människan får mjölktänder och permanenta tänder.
Yüksük otunun kalıcı bir türü de vardır.Därtill kommer en lika lång gripsvans.
1970'lerde işçiler, konukluktan kalıcılığa yöneldiler.Plats kunde beredas för 70-talet gäster.
Ribera 1616 yılında kalıcı olarak İtalya'ya gitti ve bir daha ülkesine dönmedi.Kristina återkom till Rom 1668 för att aldrig mer lämna staden.
Söylencelerin en dikkat çekici ve akılda kalıcı, en çok ilgi çeken anlatım yollarından biridir.Det är utan tvekan den mest beklämmande och upplysande bok om politik jag någonsin läst.
Bu Romalılaştırma bölge üzerinde kalıcı bir etki bıraktı.På så sätt skedde det en permanent rotation inom sällskapen.
24 Mart 2006 - ETA süresiz ve kalıcı ateşkes ilan etti.Med start 24 mars 2006 inledde ETA en ensidig vapenvila.
Niçin diğer kuşlar gibi, göçmen kuşlar da yurtlarında kalıcı değildir?Liksom andra kottepalmer är det inte en äkta palm.
Özellikle Suç ve Ceza'nın üzerindeki kalıcı etkileri o yıllarda oluştu.Sedan gammalt var julfriden helig och brott begångna under dessa dagar bestraffades extra hårt.
Eski Mısır kültürü ve anıtları, dünya üzerinde kalıcı bir miras bıraktı.Культура і пам'ятки Стародавнього Єгипту залишили ґрунтовну спадщину у світі.
Kalıcı dişler ya da yetişkin dişleri difiyodont memelilerde oluşan ikinci diş takımıdır.Корінні або постійні зуби — другий набір зубів у діфіодонтних ссавців.
Kalıcı birinci azı dişleri, kalıcı dentisyonun doğru gelişimi için önemlidir.Перші корінні моляри важливі для правильного розвитку усіх постійних зубів.
Gürcü güçleri, kalıcı konumlarına dönecektir.Піхва повертається до своїх звичайних функцій.
Daha sonra iki kalıcı stadia inşa edildi.Пізніше були побудовані ще 12 станцій.
Sonra kalıcı oldu.Залишився там назавжди.
Von Sydow'un Başbakan olarak kalıcı mirası, İsveç'te ölüm cezasını kaldıran tasarıyı sunmak içindir.Фон Сюдов є найвідомішим за введення закону, який скасували смертну кару в Швеції.
Sonunda Arjantin, sığınmacıları kalıcı olarak topraklarına yerleştirmeyi kabul etti.Зрештою, Аргентина погодилася надати постійне житло і політичний притулок біженцям.
Örneğin çift sarmallı DNA’nın kalıcı uzunluğu 50 nm civarıdır.Наприклад, подвійник ланцюжок ДНК має персистентну довжину приблизно 50 нм.
Bütün Kosova'nın ideali AB üyeliği ve ABD ile kalıcı bir dostluktur."Ідеал для всього Косова — це членство в Європейському Союзі й постійна дружба зі Сполученими Штатами Америки.
1963 civarında, kalıcı olarak hastaneye yatırılmış ve 6 Nisan 1963'te, Berkeley'de hayatını kaybetmiştir.Помер Струве на 66-му році життя в лікарні в місті Берклі, 6 квітня 1963 року.
Kalıcı nüfusu 400'den biraz fazladır, bu nüfusun büyük çoğunluğu Oban'da bulunur.Населення острова дещо більше 400 осіб, більшість з яких проживає в єдиному на острові місті Обан.
Daha sonra kalıcı katılımcı olarak devam etmiştir.Згодом він був затверджений як постійний учасник групи.
1991 yılında Kazakistana kalıcı olarak yerleşti.У 2011 році переїхав на постійне місце проживання в Казань.
Yerine kalıcı olarak Steve Nunnaro getirildi.Через 11 днів полону Майкл Дюран був визволений.
Daha sonradan bu kişiler kalıcı olarak yerleşmeye başladı.Пізніше безперервні війни змусили їх назавжди оселитися тут.
Bu işlem sonrasında not edilecek hususlar: Süreklilik : Tat tükürme sonrasında ne kadar kalıcı?Опитування включало такі питання: Як довго тривав землетрус?
Ben takımımda kalıcı olmak istiyorum.Постійно виступав у резервній команді.
Ancak bu yalnızca kalıcı dentisyonda doğrudur.Підтвердженням цього знаходимо і в періодичних виданнях.
Sadece okunabilir bellek denilmesinin sebebi, bilgilerin kalıcı olmasından kaynaklanır.Те, що можна сказати про історію виходить з простих спостережень.
Sağ kalıcı maksiller ikinci premolar "4", soldaki ise "13" olarak ifade edilir.Left 4 Dead 2 - у грі називається просто "Гранатомет" (англ. Grenade Launcher).
Mikrop öldürücü etkisi yavaş fakat kalıcıdır.Mikrobicidní účinek je sice poněkud pomalý, ale přetrvávající.
En sonunda Liz Rose ile kalıcı bir iş ilişkisi kurdu.Nakonec započala trvalou spolupráci s Liz Rose.
2 GB ve 4 GB modellerde, SSD imalat maliyetlerini azaltmak için devreye kalıcı olarak lehimlenmiştir.V 2 GB a 4 GB verzi jsou pro snížení nákladů SSD umístěny přímo na základní desce počítače.
Önemli olan burada kalıcı olabilmek.Záhy se rozhodli zde zůstat trvale.
Yüzük sonunda yok edildi ve Sauron kalıcı olarak mağlub edildi.Prsten zničen a Sauron navždy opouští středozem.
Bölgede kalıcı yerleşimi sağlamaya yönelik ilk çabalar başarısızlıkla sonuçlandı.První pokusy o trvalé osídlení ostrova byly neúspěšné.
Öğlen güneşine filtresiz dürbünle çok kısa bir süre bakmak bile kalıcı körlüğe neden olur.I krátký pohled do poledního Slunce přes nefiltrovaný dalekohled může způsobit trvalou slepotu.
Ancak bu kalıcı bir zafer değildi.Nebylo to však konečné vítězství.
Fakat özellikle Adolf Hitler'in doğduğu şehirde sorumluluk alma fikri kalıcı olmuştur.Myšlenka, pravě v rodném městě Adolfa Hitlera převzít odpovědnost zůstala.
H410 Sucul ortamda uzun süre kalıcı, çok toksik etki.H410: Vysoce toxický pro vodní organismy, s dlouhodobými účinky.
Kalıcı nüfus 18. yüzyılda yerleşmeye başlamıştır.Stálé osídlení začalo v 18. století.
Benzer olsalar da süt ile kalıcı kesiciler arasında birkaç küçük fark bulunur.I když jsou si podobné, existují malé rozdíly mezi mléčnými a trvalými spodními středními řezáky.
Şiddet, kalıcı fiziksel zarar veya ölümle de sonuçlabilir.Nesprávné použití může způsobit trvalé poškození zdraví nebo i smrt.
Kalıcı birinci azı dişleri, kalıcı dentisyonun doğru gelişimi için önemlidir.Tyto první trvalé stoličky jsou důležité pro správný vývoj trvalého chrupu.
Toplantı sonrasında Retinger'in daimi genel sekreterliğini üstlendiği kalıcı bir yönetim kurulu oluşturuldu.Byl založen stálý řídící výbor, který jmenoval na místo stálého tajemníka Retingera.
Böylece köy şimdiki yerinde kalıcı hale gelmiştir.V roce 2000 se vesnice posunula do nynější trvalé polohy.
Daha sonradan bu kişiler kalıcı olarak yerleşmeye başladı.Až postupně se sem začali stěhovat trvalí obyvatelé.
Tüm süt dişleri genellikle daha sonradan yerini kalıcı dişlere bırakır.Mléčné zuby často vypadávají až po prořezání zubů trvalých.
Süren ilk kalıcı dişler, en son süt azı dişinin arkasında yer alan kalıcı birinci azı dişleridir.Jako první trvalé zuby se prořezávají první stoličky, hned za posledními mléčnými stoličkami.
Yeni işçilerin kalıcı devamlılığının sağlanması gerekiyordu.K udržování stálého stavu bylo nutné pořizovat stále nová zvířata.
Kalıcı dişler ya da yetişkin dişleri difiyodont memelilerde oluşan ikinci diş takımıdır.Trvalý chrup (také dospělý chrup) je druhá sada zubů tvořící se u difyodontních savců.
Bu durum şehirde kalıcı endişelere neden olmuştur.To je zdrojem trvalého napětí v oblasti.
Ancak adı sinema için çok uzun ve akılda kalıcı değildi.Pro filmový debut se zdálo její jméno příliš dlouhé a staromódní.
Daha sonra kalıcı bir unvan haline getirildi.Později byl nahrazen trvalou zástavbou.
Genellikle, 20 adet süt dişi ve 28-32 adet kalıcı diş bulunur.Činnost všech 20 mléčných zubů a později 28 až 32 stálých zubů pomáhá přirozenému vývoji čelistí.
Tasarılar şu anda 2020'de kalıcı bir Çin uzay istasyonu ve Ay'a sefer ekiplerinin gönderilmesini içeriyor.Podle ní se měli lidé vrátit na Měsíc do roku 2020 a vytvořit tam stálou základnu.
1934 yılında Prokofyev kalıcı olarak Sovyetler Birliği'ne geri döndü.V roce 1934 se Aršinov vrátil do Sovětského svazu.
Mustain bu sultanlık yetkilerinin pek kalıcı olacağını düşünmemekteydi.Stěží by se nadál, že jeho selanka bude mít tak krátké trvání.
Sağ kalıcı mandibular kanin "27" olarak ve soldaki ise "22" olarak bilinir.Pravý trvalý spodní premolár je znám jako „28“ a ten levý jako „21“.