kalıcı ile cümle

kalıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Fakat bu kalıcı olmadı.Maar dat bleek niet houdbaar.
Sonuçta kalıcı beyin hasarı meydana gelebilir.Hersenontsteking kan ook blijvende schade opleveren.
Önemli olan burada kalıcı olabilmek.Het gebied zal daar waarschijnlijk voor altijd onbewoonbaar blijven.
Diğer zebra türlerinin aksine Grevy zebrasının kalıcı sosyal bağları yoktur.Anders dan de andere soorten, hebben grévyzebra's niet zo'n sociale relatie.
Yeni işçilerin kalıcı devamlılığının sağlanması gerekiyordu.Zekerheid van een vaste baan moest je hebben.
Tibet müziği, Yeni Çağ müziği gibi bazı Batı müziği türleri üzerinde kalıcı etkiler bırakmıştır.Tibetaanse muziek heeft een groot effect gehad op westerse muziek, in het bijzonder op new age.
Bunlar yüksek voltaja maruz kaldığında kalıcı hasara uğrayabilir.Bij blootstelling aan een hoge dosis kan er blijvende verlamming optreden.
Birçok vaka bu konudaki yetersizlik nedeniyle ölümle veya kalıcı hasarla sonuçlanmaktadır.Velen hiervan kwamen om het leven of liepen blijvend letsel op.
“İnsanların yeniden dirilmesi” anlamına gelen “kalkancı çağ” (kalıcı çağ) budur.Zo is aldus een middeleeuws gelui 'herboren'.
Daha sonra iki kalıcı stadia inşa edildi.In dezelfde periode zijn twee stations gesloten.
24 Mart 2006 - ETA süresiz ve kalıcı ateşkes ilan etti.24 maart 2006 - De ETA kondigt een staakt-het-vuren aan.
Böylece, Çalalar vatandaş olmamalarına rağmen Rus Türkistanında kalıcı oldular.Maar hoe dan ook, wanneer je bij Verenigd Rusland bent, dan blijf je een dief.
Kalıcı nüfusu 400'den biraz fazladır, bu nüfusun büyük çoğunluğu Oban'da bulunur.Er wonen ongeveer 400 mensen het jaar rond, de meesten in Oban.
Bu birliktelik 1569 yılında Lublin Birliği antlaşmasıyla kalıcı bir birlikteliğe dönüştü.Dit resulteerde in 1569 tot de ondertekening van de Unie van Lublin.
Ve artık kesin bir şekilde Korn'un kalıcı bateristi olacağı açıklandı.Vooral de voorpoot toont dat Vulcanodon normaal een viervoeter was.
Kalıcı göç; yerleşmek amacıyla göç etmek.Duurzaam bouwen is bouwen met duurzaamheid als doel.
Toplamda 32 tane olan kalıcı dişler, 16 adet maksillada ve 16 adet mandibulada bulunur.Een volwassen mens heeft normaal 32 gebitselementen, waarvan 16 in de boven- en 16 in de onderkaak.
Kuşaklar öncesinden yerleşik bir yaşam olmadığı için eski zamanlara dair bilgiler kalıcı olamamıştır.Opmerkelijk, omdat er toen nog geen resten van menselijke voorgangers geïdentificeerd waren.
Hem bu bina hem de Leinster Sarayı önceden deçici olarak düşünüldülerse de zamanla kalıcı olmuşlardır.Voor zover Calvijn en Castellio nog door een deur konden, was dat nu voorgoed verleden tijd.
Herakleitos her şey çıkar geçer der; evrende kalıcı olan hiçbir şey yoktur.De ziel is voor Heraclitus sterfelijk, en er is geen hiernamaals.
Daha sonra pozisyonu kalıcıya dönüşmüş, Jaspers hiçbir zaman klinik uygulamaya geri dönmemiştir.De waarheid komt steeds dichterbij en voor Jason is er geen weg meer terug...
Kalıcı uzunluğun altındaki uzunluk skalalarında polimer aşağı yukarı sert bir çubuk gibi davranır.Bij een lengte korter dan de persistente lengte gedraagt het polymeer zich min of meer als een stijve staaf.
Elementin yeni ve kalıcı bir isim alması bekleniyor.Het boek heeft een blijvende reputatie verworven.
Nesne değişmez, kalıcı olandır; betileniş değişen, kalıcı olmayandır.Alles is wat het is, alles is één, onbeweeglijk, onveranderlijk.
Bugün mezralar çoğunlukla kalıcıdır.Tegenwoordig wordt vaak nat gezwabberd.
Krizler onun kalbinde kalıcı hasarlara yol açtı.Daardoor heeft zijn hand permanente schade opgelopen.
2006 - İspanya'daki ETA örgütü, süresiz ve kalıcı ateşkes ilan etti.2006 – Baskijska ETA ogłosiła trwałe zawieszenie broni.
NASA, ay kutuplarından birinde kalıcı bir üssün kuruluşunu da planlamaktadır.NASA planuje utworzenie permanentnej bazy lunarnej na jednym z biegunów.
Geçici bir yapı olarak topraktan ya da daha kalıcı bir yapıya sahip taşlardan yapılabilirler.Może być wykonany z ziemi, jako struktura tymczasowa, lub z kamieni, jako konstrukcja stała.
Kalıcı yerleşimi olan yabancılar (geçici göçmen işçiler dışında) nüfusun % 23'ünü oluşturur.Głównym źródłem utrzymania mieszkańców jest praca najemna poza rolnictwem (32%).
Bu işlem sonrasında not edilecek hususlar: Süreklilik : Tat tükürme sonrasında ne kadar kalıcı?Podstawowe pytania ankiety: Jak długo trwało trzęsienie?
Enfeksiyonlar genellikle tamamen ortadan kaybolur ve kalıcı bir karaciğer hastalığına yol açmaz.Zarażenie często wygasa nie pozostawiając trwałej odporności.
Önemli olan burada kalıcı olabilmek.Jeśli obecne to zwykle trwałe.
Ancak kalıcı bir barış antlaşması hiçbir zaman imzalanmadı.Jednak żaden trwały sojusz nie został zawarty.
Daha sonra iki kalıcı stadia inşa edildi.Później dobudowano dwa boczne skrzydła.
Birinci meleğin mesajı “sonsuza dek kalıcı müjde,” yani “Tanrı’nın sınırsız sevgisinin iyi haberi”dir.Adwentyści nauczają iż „ewangelia wieczna” oznacza „dobrą nowinę” Bożej nieskończonej miłości.
Var olacak her şeyin kalıcı olarak kategorize edilmesi anlamına gelir.Wszystko wskazuje na to, że utrzymuje się ona na stałym poziomie.
Sözcük anlamı; daim olan, kalıcı olan demektir.Dewiza znaczy: Kto przesadza – podtrzymuje.
Implant geçici veya kalıcı olabilir.Instalacja może być czasowa lub stała.
Aküler kalıcı olarak sızdırmaz değildir, fakat bakımsız olarak isimlendirilmiştir.Hamulce nie są elementem trwałym i wymieniane są według potrzeb.
Filistin Ulusal Yönetimi, Doğu Kudüs'ün gelecekteki kalıcı statüsünün başkentleri olarak görmektedir.Palestyńczycy widzą we Wschodniej Jerozolimie stolicę swego przyszłego państwa.
Küçük azılar yalnızca kalıcı dişlerde bulunur, süt dişlerinde küçük azı bulunmaz.Zęby stałe oznaczał tak samo, inaczej jedynie zęby mleczne.
Önemli olan burada kalıcı olabilmek.Tillståndet kan bli permanent redan här i livet.
NASA, ay kutuplarından birinde kalıcı bir üssün kuruluşunu da planlamaktadır.Nasa arbetar nu med att planera för en permanent månbas på en av månens poler.
Kalıcı bir köprü yapılması fikri önemli bir öncelik olarak daha 1923 tarihinde önerilmişti.Idén med en fast förbindelse över kanalen var en viktig fråga redan 1923.
Sonra kalıcı dişler ortaya çıkar.Därefter framväxer återstoden av de permanenta tänderna.
Bir noktadan sonra Daniel'in kendi üzerinde de yaptığı deneyler karakterde kalıcı hafıza kaybına neden olur.Vid okänd tidpunkt gör Daniel ett experiment på sig själv som ger honom problem med sitt långtidsminne.
Eski Mısır kültürü ve anıtları, dünya üzerinde kalıcı bir miras bıraktı.Det forntida Egyptens kultur och monument skapade ett varaktigt kulturellt arv.
Patlama Kamo'nun gözünü ağır bir biçimde yaraladı ve kalıcı bir iz bıraktı.Kamo skadade sitt öga svårt och fick ett permanent ärr.
Hem bu bina hem de Leinster Sarayı önceden deçici olarak düşünüldülerse de zamanla kalıcı olmuşlardır.Både det och Leinster House var menat att vara tillfälliga hem för parlamentet, men blev permanenta.
Nüfusu 2001 yılı itibarı ile 7 olarak gösterilmekte; fakat adada kalıcı yerleşim bulunmamaktadır.Enligt folkräkningen 2001 har ön 7 invånare men det finns inga permanenta bosättningar på Kornat.
Azaria, ilk sezonunda sadece konuk bir oyuncuydu fakat ikinci sezonda kalıcı oldu.Azaria var bara en supportcast i den första och andra säsongen men blev permanent i den tredje säsongen.
Haşin ve bireyci bir erkeklik örneği oluşturarak kalıcı bir Amerikan ikonu haline gelmiştir.Han var urtypen för en särskild kärv individualistisk manlighet och har blivit en bestående amerikansk ikon.
Enfeksiyonlar genellikle tamamen ortadan kaybolur ve kalıcı bir karaciğer hastalığına yol açmaz.Infektionen löses vanligen helt och utan fortgående leversjukdom.
2007'nin aralık ayında, Ariën Van Weesenbeek'in kalıcı olarak Epica üyesi olduğu açıklandı.I december samma år meddelades att Ariën van Weesenbeek skulle bli Epicas nya, permanenta trummis.
Tüm süt dişleri genellikle daha sonradan yerini kalıcı dişlere bırakır.De flesta däggdjur har först mjölktänder, vilka senare ersätts av de permanenta tänderna.
Kalıcı nüfusu 400'den biraz fazladır, bu nüfusun büyük çoğunluğu Oban'da bulunur.Ön har ungefär 400 permanenta invånare, varav de flesta bor i byn Oban.
Fakat bu devlet idaresi şekli de kalıcı olamadı.Denna kommission menade att det nuvarande mandatet var ohållbart.
Filistin Ulusal Yönetimi, Doğu Kudüs'ün gelecekteki kalıcı statüsünün başkentleri olarak görmektedir.Palestinierna ser östra Jerusalem som huvudstaden för en framtida självständig palestinsk stat.
Daha sonra iki kalıcı stadia inşa edildi.Ytterligare två stationer kommer att öppnas senare.

İlgili Sayfalar