kalıcı ile cümle

kalıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Aynı zamanda kalıcı bir dostluk olacak ve bu dostluk gittikçe daha artacaktır.Con quest'ultimo instaurerà una sorta di amicizia, che però si deteriorerà sempre più.
Fakat bu kalıcı olmadı.Questo non è sostenibile..
Swallow ve Zapp, geldikleri üniversitede kalıcı olarak çalışmayı değerlendirirler.Swallow e Zapp prendono in considerazione di rimanere in modo permanente nei rispettivi nuovi stati.
Zorlu geçen kayıtlar sonrasında grup kalıcı bir basçı bulmak için seçmelere başladı.Furono così aperte le audizioni per trovare un nuovo bassista.
Öğlen güneşine filtresiz dürbünle çok kısa bir süre bakmak bile kalıcı körlüğe neden olur.Osservare il Sole a mezzogiorno attraverso binocoli non filtrati può pertanto causare cecità permanente.
The 405'ten Tarynn Law şarkıyı övdü ve akılda kalıcı şeklinde karakterlendirdi.Tarynn Law di The 405 ha elogiato il brano caratterizzando il gancio della canzone "pop" e "accattivante".
Kalıcı nüfus 18. yüzyılda yerleşmeye başlamıştır.Una popolazione permanente si sviluppò nel XVIII secolo.
İkinci Dünya Savaşı'nın başında Alman lider Hitler için kalıcı bir karargâh inşa edilmedi.All'inizio della seconda guerra mondiale non esisteva un quartier generale specifico per il Führer.
Kalıcı nüfus 1093'dür.Voce principale: 1093.
2015'te Spencer Smith'in ayrılmasıyla grubun tek kalıcı üyesi olarak Brendon Urie kalmıştır.Nel 2015, il membro fondatore Spencer Smith lascia ufficialmente il gruppo.
Ancak kalıcı bir barış antlaşması hiçbir zaman imzalanmadı.Tuttavia un trattato definitivo non venne mai stipulato.
Statik İletişime ait belgeler ise kalıcı, tekrar edilebilir ve süreklilik arz eder.È qui che la creazione diventa oggettiva, tangibile e permanente.
Çünkü bebek artık nesne kalıcılığı kavramını edinmiştir.Per il senso di colpa, il ragazzino sembra perdere la testa.
Fakat bu devlet idaresi şekli de kalıcı olamadı.La situazione del presidio era però insostenibile.
Daha sonradan bu kişiler kalıcı olarak yerleşmeye başladı.Da quella volta si decise che i rifugi dovevano rimanere sempre aperti.
Töz durum olandan bağımsız olarak kalıcı olandır.Si tratta di una costante, indipendente dall'entità della corrente.
Bu göç aile bireylerinin geçici veya kalıcı bir şekilde ayrılmaları ile olmaktadır.La vittima subisce pertanto uno squilibrio locale o sistemico.
Ancak fırlatılmadan önce SEIS cihazında oluşan kalıcı vakum arızası sonrasından fırlatılma iptal edildi.Un cambio a sei velocità manuale era in fase di sviluppo prima della chiusura.
Bu, akılda kalıcılığı ve sürekliliği sağlamak içindir.Questo spiega pure la complessità e la durata delle stesse.
Bu reklam filmi oldukça güçlü bir etki yaratıyor, özellikle de müziği oldukça akılda kalıcı.Этот рекламный ролик производит сильное впечатление — особенно музыка. Она задерживается в голове.
Ren ve Tuna nehirleri Roma İmparatorluğu'nun kuzeydeki kalıcı sınırları haline geldi.Реки Рейн и Дунай стали постоянными границами Римской империи на севере.
Atanmışlar ise seçilmişlere baskı yaparak kendilerinin kalıcılığını sağlarlar.Они продолжают исполнять свои обязанности вплоть до избрания их преемников.
Kalıcı bir köprü yapılması fikri önemli bir öncelik olarak daha 1923 tarihinde önerilmişti.Идея неразводного моста через канал была предложена в качестве одного из основных приоритетов ещё в 1923 году.
Kalıcı nüfus 1093'dür.Официальный код — 1093.
Sonra kalıcı dişler ortaya çıkar.При этом поражаются постоянные зубы.
24 Mart 2006 - ETA süresiz ve kalıcı ateşkes ilan etti.22 марта 2006 года ЭТА заявила о «постоянном прекращении огня».
Öğrenciler daha hızlı ve daha kalıcı öğreniyorlardı, çünkü derslere zorlamayla değil isteyerek katılıyorlardı.Ученики обучаются быстрее, а их знания более глубоки, поскольку они учатся добровольно, а не по принуждению.
9 Ekim 2013'te Troy Donockley ile birlikte Nightwish'e kalıcı olarak katıldı.9 октября 2013 года вошёл в состав Nightwish на постоянной основе.
İoannes tarafından bu statü kalıcı yapılacaktır.Этот путь кажется Иванову вечностью.
Çoğu madde kalıcı momente sahip değildir.Большинство силикатов не имеет постоянного состава.
Sakin, duygusal olarak dengeli ve kalıcı olumsuz histen uzak olma eğilimi gösterirler.Они обычно спокойны, эмоционально стабильны, и свободны от постоянных негативных чувств.
Sonunda Arjantin, sığınmacıları kalıcı olarak topraklarına yerleştirmeyi kabul etti.В конце концов, Аргентина согласилась предоставить постоянное жильё и политическое убежище беженцам.
Kalıcı kar katmanları uzun süre şehirde kalır.Устойчивый снежный покров здесь сохраняется долгое время.
Sonuçta kalıcı beyin hasarı meydana gelebilir.Изредка могут возникать разрывы спинного мозга.
Mikrop öldürücü etkisi yavaş fakat kalıcıdır.Седативный эффект наступает медленно, но достаточно стабилен.
Bu yenilgiye rağmen kulüp gösterdiği performansla ligde kalıcı olmayı başardı.Несмотря на огромную потерю, клуб нашёл в себе силы продолжать выступления.
Hâlâ çok kalıcılar." dedi.Были ли у них долгие беседы хоть иногда?».
Bölgede kalıcı yerleşimi sağlamaya yönelik ilk çabalar başarısızlıkla sonuçlandı.Первые попытки создания постоянных поселений были неудачными.
Nüfusu 2001 yılı itibarı ile 7 olarak gösterilmekte; fakat adada kalıcı yerleşim bulunmamaktadır.Согласно переписи 2001 года на Корнате проживало 7 человек, однако постоянное население отсутствует.
Konuşma dili, kalıcılığı olmayan bir araçtır.Язык является несовершенным средством общения.
Diğer bir deyişle bu veriler kalıcıdır.Эти данные сохраняются.
Roma büyük ve kalıcı köprüler inşa etti.Рейхель построил несколько крупных мостов.
Kalıcı göç; yerleşmek amacıyla göç etmek.Permanent residence (англ.), Just Landed.
Örneğin çift sarmallı DNA’nın kalıcı uzunluğu 50 nm civarıdır.В результате удается определить последовательность ДНК длиной до 250 нуклеотидов.
Uzun dönemde hemiplejik ataklar ve kalıcı hasarlar nedeniyle güçten düşürücüdür.Со временем она излечивается от постоянного страха и лунатизма.
Toplamda 32 tane olan kalıcı dişler, 16 adet maksillada ve 16 adet mandibulada bulunur.Всего журналистами были найдены 23 тела на горе и 16 тел в селе.
Önemli olan burada kalıcı olabilmek.Это состояние должно быть постоянным.
Kalıcı mandibular kaninler 9-10 yaşlarında sürer.В неволе обыкновенные дукеры живут до 9—10 лет.
Müzeler, toplumun hizmetinde sürekli ve kalıcı olan, kâr amacı gütmeyen kurumlardır.Музей производит сбор старых, ненужных людям вещей для их сохранения.
Kalıcı nüfus her ne kadar çok az olsa da köy yazları kalabalıklaşır.Несмотря на значительную плотность дневного населения, численность постоянного населения района невысока.
1917'nin başlarında banka 11 alt dal, 113 kalıcı ve 5 geçici ofis ve 42 büroya sahipti.في أوائل عام 1917 أصبح للبنك 11 فرع، 133 مكتب دائم و5 مؤقتين و42 وكالة.
1914 yılında, Marić oğullarını Zürih’e geri götürdü-bu ayrılık kalıcı olacaktı.في عام 1914، أخذت الأولاد إلى زوريخ، وهذا الانفصال أصبح دائما.
Genellikle, insanlarda 20 adet süt dişi ve 32 adet kalıcı diş bulunur.فعليا، البشر لديهم 20 من الأسنان اللبنية (بيبى) و32 من الأسنان الدائمة.
Anıların uyku sırasında etkinleştirilmesi, belirli sinir ağlarında kalıcı sinaptik değişimlere neden olabilir.يمكن أن يؤدي إعادة تنشيط الذكريات أثناء النوم إلى تغييرات متشابكة دائمة في بعض الشبكات العصبية.
Yan etkiler nadiren ciddidir ve herhangi bir kalıcı sakatlığa neden olmaz.ونادرا ما تكون الآثار الجانبية لهذا النوع خطيرة، ولا تسبب أي عاهات مستديمة.
Ren ve Tuna nehirleri Roma İmparatorluğu'nun kuzeydeki kalıcı sınırları haline geldi.نهري الراين والدانوب أصبحوا حدود الإمبراطورية الرومانية في الشمال.
Enfeksiyonlar genellikle tamamen ortadan kaybolur ve kalıcı bir karaciğer hastalığına yol açmaz.وعادةً ما تنتهي العدوى تماماً وبدون حدوث أمراض للكبد.
Buna, Kırıntılı kalıcı mıknatıslanma denir.هذا ما يسمى التجويف الدائم.
Kalıcı bir mıknatıs, iletkene göre hareket ettiği zaman, ya da benzeri., bir elektromotor kuvveti oluşturur.عند تحريك مغناطيس دائم بالنسبة لموصل كهربائيّ، أو العكس، فتتولّد قوّة محرِّكة كهربائيّة.
Sonra kalıcı dişler ortaya çıkar.ثم تمتص بواسطة الأسنان الدائمة المتكونة.

İlgili Sayfalar