Çünkü, ‹‹Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin››Lebo svedčí: Ty si kňaz na veky podľa poriadku Melchisedechovho.
Çünkü, ‹‹Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin››Mert ez a bizonyságtétel: Te pap vagy örökké, Melkisédek rendje szerint.
Çünkü, ‹‹Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin››Nebo svědčí Písmo, řka: Ty jsi kněz na věky podle řádu Melchisedechova.
Çünkü, ‹‹Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin››Porque dele assim se testifica: Tu és sacerdote para sempre, segundo a ordem de Melquisedeque.
Çünkü, ‹‹Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin››Pues de él se da este testimonio: Tú eres sacerdote para siempre según el orden de Melquisedec
Çünkü, ‹‹Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin››Sebab di dalam Alkitab dikatakan, "Engkau adalah imam selama-lamanya, seperti Imam Melkisedek.
Çünkü, ‹‹Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin››Sillä hänestä todistetaan: "Sinä olet pappi iankaikkisesti Melkisedekin järjestyksen mukaan".
Çünkü, ‹‹Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin››Thi han får det Vidnesbyrd: "Du er Præst til evig Tid efter Melkisedeks Vis."
Çünkü, ‹‹Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin››Vả , nầy là lời làm_chứng cho Ngài rằng : Con làm thầy tế_lễ đời_đời Theo ban Mên-chi-xê-đéc .
Çünkü, ‹‹Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin››Vả, nầy là lời làm chứng cho Ngài rằng: Con làm thầy tế lễ đời đời Theo ban Mên-chi-xê-đéc.
Çünkü, ‹‹Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin››διοτι μαρτυρει λεγων οτι Συ εισαι ιερευς εις τον αιωνα κατα την ταξιν Μελχισεδεκ.
Çünkü, ‹‹Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin››Ибо засвидетельствовано: Ты священник вовек по чинуМелхиседека.
Çünkü, ‹‹Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin››Сьвідкув бо: "Що Ти єси сьвященик по вік по чину Мелхиеедековому."
Çünkü, ‹‹Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin››כי העיד עליו אתה כהן לעולם על דברתי מלכי צדק׃
Çünkü, ‹‹Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin››لانه يشهد انك كاهن الى الابد على رتبة ملكي صادق
Çünkü, ‹‹Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin››因 為 有 給 他 作 見 證 的 說 、 『 你 是 照 著 麥 基 洗 德 的 等 次 永 遠 為 祭 司 。
Çünkü, ‹‹Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin››因 為有給 他 作見證 的 說 、 『 你 是 照著 麥基洗德 的 等次 永遠為 祭司 。
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.A shromáždil všecka knížata Izraelská, i kněží a Levíty.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.A shromaždil všetky kniežatá Izraelove i kňazov i Levitov.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Egli radunò tutti i capi di Israele, i sacerdoti e i leviti
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.El a strîns pe toate căpeteniile lui Israel, pe preoţi şi pe Leviţi.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.E reuniu todos os chefes de Israel, como também os sacerdotes e levitas.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.És összegyûjté Izráel összes fejedelmeit, a papokat és a Lévitákat is.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Han samlede alle Israels Øverster og Præsterne og Leviterne.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Il assembla tous les chefs d`Israël, les sacrificateurs et les Lévites.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.In zbral je vse kneze Izraelove in duhovnike in levite.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.I zgromadził wszystkich książąt Izraelskich, i kapłanów, i Lewitów;
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Ja hän kutsui kokoon kaikki Israelin päämiehet, papit ja leeviläiset.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.이스라엘 모든 방백과 제사장과 레위 사람을 모았더라
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Người nhóm các quan trưởng Y-sơ-ra-ên , cùng những thầy tế_lễ , và người Lê-vi .
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Người nhóm các quan trưởng Y-sơ-ra-ên, cùng những thầy tế lễ, và người Lê-vi.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Och han församlade alla Israels furstar, så ock prästerna och leviterna.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Og han samlet alle Israels høvdinger og prestene og levittene.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Raja Daud mengumpulkan semua pemimpin Israel, imam-imam dan orang Lewi
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Reunió a todos los principales de Israel, a los sacerdotes y a los levitas
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Und David versammelte alle Obersten in Israel und die Priester und Leviten.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Voordat het echter zover was, riep hij alle leiders van Israël bijeen, evenals de priesters en de Levieten.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.Και συνηγαγε παντας τους αρχοντας του Ισραηλ και τους ιερεις και τους Λευιτας.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.И собрал всех князей Израилевых и священников и левитов,
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.И събра всичките Израилеви първенци, и свещениците и левитите.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.ויאסף את כל שרי ישראל והכהנים והלוים׃
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.وجمع كل رؤساء اسرائيل والكهنة واللاويين.
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.大 衛 招 聚 以 色 列 的 眾 首 領 、 和 祭 司 利 未 人
Davut İsrailin bütün önderlerini, kâhinleri, Levilileri bir araya topladı.大 衛招聚 以色列 的 眾首領 、 和 祭司 利未人
Davut, Saulun kendisine bir düzen kurduğunu duyunca, Kâhin Aviyatara, ‹‹Efodu getir›› dedi.Ale Dávid zvediac, že Saul tajne strojí proti nemu zlé, riekol Ebiatárovi, kňazovi: Nože dones sem efod!
Davut, Saulun kendisine bir düzen kurduğunu duyunca, Kâhin Aviyatara, ‹‹Efodu getir›› dedi.A zvěděv David, že Saul tajně ukládá o něm zle, řekl Abiatarovi knězi: Vezmi na se efod.
Davut, Saulun kendisine bir düzen kurduğunu duyunca, Kâhin Aviyatara, ‹‹Efodu getir›› dedi.Da David hørte, at Saul pønsede på ondt imod ham, sagde han til Præsten Ebjatar: "Bring Efoden hid!"
Davut, Saulun kendisine bir düzen kurduğunu duyunca, Kâhin Aviyatara, ‹‹Efodu getir›› dedi.다윗이 사울의 자기를 해하려 하는 계교를 알고 제사장 아비아달에게 이르되 에봇을 이리로 가져 오라 하고
Davut, Saulun kendisine bir düzen kurduğunu duyunca, Kâhin Aviyatara, ‹‹Efodu getir›› dedi.Ko pa David zazna, da mu Savel snuje nesrečo, veli Abiatarju duhovniku: Prinesi sem naramnik!
Davut, Saulun kendisine bir düzen kurduğunu duyunca, Kâhin Aviyatara, ‹‹Efodu getir›› dedi.Kun Daavid sai tietää, että Saul hankki hänelle tuhoa, sanoi hän pappi Ebjatarille: "Tuo tänne kasukka".
Davut, Saulun kendisine bir düzen kurduğunu duyunca, Kâhin Aviyatara, ‹‹Efodu getir›› dedi.Men när David fick veta att Saul stämplade ont mot honom, sade han till prästen Ebjatar: »Bär hit efoden.»
Davut, Saulun kendisine bir düzen kurduğunu duyunca, Kâhin Aviyatara, ‹‹Efodu getir›› dedi.Mikor pedig Dávid megtudta, hogy Saul õ ellene gonoszt forral, mondá Abjáthár papnak: Hozd elõ az efódot.
Davut, Saulun kendisine bir düzen kurduğunu duyunca, Kâhin Aviyatara, ‹‹Efodu getir›› dedi.Nhưng Ða-vít biết rằng Sau-lơ toan mưu hại mình, thì nói cùng thầy tế lễ A-bia-tha rằng: hãy đem Ê-phót đến.
Davut, Saulun kendisine bir düzen kurduğunu duyunca, Kâhin Aviyatara, ‹‹Efodu getir›› dedi.Pero entendiendo David que Saúl planeaba el mal contra él, dijo al sacerdote Abiatar: --Trae el efod
Davut, Saulun kendisine bir düzen kurduğunu duyunca, Kâhin Aviyatara, ‹‹Efodu getir›› dedi.Sabendo, pois, Davi que Saul maquinava este mal contra ele, disse a Abiatar, sacerdote: Traze aqui o éfode.
Davut, Saulun kendisine bir düzen kurduğunu duyunca, Kâhin Aviyatara, ‹‹Efodu getir›› dedi.Когда узнал Давид, что Саул задумал против него злое, сказал священнику Авиафару: принеси ефод.
Davut, Saulun kendisine bir düzen kurduğunu duyunca, Kâhin Aviyatara, ‹‹Efodu getir›› dedi.Но Давид като се научи, че Саул кроил зло против него, рече на свещеника Авиатара: Донеси тук ефода.
Davut, Saulun kendisine bir düzen kurduğunu duyunca, Kâhin Aviyatara, ‹‹Efodu getir›› dedi.וידע דוד כי עליו שאול מחריש הרעה ויאמר אל אביתר הכהן הגישה האפוד׃
Davut, Saulun kendisine bir düzen kurduğunu duyunca, Kâhin Aviyatara, ‹‹Efodu getir›› dedi.فلما عرف داود ان شاول منشئ عليه الشر قال لابياثار الكاهن قدم الافود.
Davut, Saulun kendisine bir düzen kurduğunu duyunca, Kâhin Aviyatara, ‹‹Efodu getir›› dedi.大 衛 知 道 掃 羅 設 計 謀 害 他 、 就 對 祭 司 亞 比 亞 他 說 、 將 以 弗 得 拿 過 來