Ana içeriğe geç
Sözlük

kaftan ile cümle

kaftan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Il s`enveloppe de lumière comme d`un manteau; Il étend les cieux comme un pavillon.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,주께서 옷을 입음 같이 빛을 입으시며 하늘을 휘장 같이 치시며
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Licht ist dein Kleid, das du anhast; du breitest aus den Himmel wie einen Teppich;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Odievaš sa svetlom ako rúchom; rozťahuješ nebesia, ako pokrovec,
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,ogrinjaš se s svetlobo kakor z obleko, nebesa razpenjaš kakor šator.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Přioděls se světlem jako rouchem, roztáhls nebesa jako kortýnu.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Przyodziałeś się światłością jako szatą; rozciągnąłeś niebiosa jako oponę.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Sinä verhoudut valoon niinkuin viittaan, sinä levität taivaat niinkuin teltan;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Te înveleşti cu lumina ca şi cu o manta; întinzi cerurile ca un cort.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Tú eres el que se cubre de luz como de vestidura, que extiende los cielos como una tienda
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,tu que te cobres de luz como de um manto, que estendes os céus como uma cortina.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,ο περιτυλιττομενος το φως ως ιματιον, ο εκτεινων τον ουρανον ως καταπετασμα
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Ти, Който се обличаш със светлина като с дреха, И простираш небето като завеса;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,עטה אור כשלמה נוטה שמים כיריעה׃
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,اللابس النور كثوب الباسط السموات كشقّة‎.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,披 上 亮 光 、 如 披 外 袍 . 鋪 張 穹 蒼 、 如 鋪 幔 子
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,披上 亮光 、 如 披 外袍 . 鋪張 穹蒼 、 如 鋪 幔子
-Bu iş ilginçleşmeye başladı -Ben paparazzilerden saklanmak için biçilmiş kaftan değilim! -Ne teslimatmış!.זה נהיה מעניין
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Akkor felkele Jób, megszaggatá köntösét, megberetválá a fejét, és a földre esék és leborula.
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Allora Giobbe si alzò e si stracciò le vesti, si rase il capo, cadde a terra, si prostr
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Alors Job se leva, déchira son manteau, et se rasa la tête; puis, se jetant par terre, il se prosterna,
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Atunci Iov s'a sculat, şi -a sfîşiat mantaua, şi şi -a tuns capul. Apoi, aruncîndu-se la pămînt, s'a închinat,
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Da reiste Job sig og sønderrev sin kappe og klipte håret av sitt hode og kastet sig ned på jorden og tilbad
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Da stand Hiob auf und zerriß seine Kleider und raufte sein Haupt und fiel auf die Erde und betete an
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Da stod Job op, sønderrev sin Kappe, skar sit Hovedhår af og kastede sig til Jorden, tilbad
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Então Jó se levantou, rasgou o seu manto, rapou a sua cabeça e, lançando-se em terra, adorou;
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Entonces Job se levantó, rasgó su manto y se rapó la cabeza; se postró a tierra y adoró
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Gióp bèn chổi dậy , xé áo mình , và cạo đầu , đoạn xấp mình xuống đất mà thờ lạy ,
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Gióp bèn chổi dậy, xé áo mình, và cạo đầu, đoạn xấp mình xuống đất mà thờ lạy,
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Job stond op, scheurde zijn kleren als teken van zijn vreselijke verdriet en viel op de grond neer.
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.욥이 일어나 겉옷을 찢고 머리털을 밀고 땅에 엎드려 경배하며
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Lalu berdirilah Ayub dan merobek pakaiannya tanda berdukacita. Ia mencukur kepalanya, lalu suju
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Silloin Job nousi, repäisi viittansa ja leikkasi hiuksensa, heittäytyi maahan ja rukoili.
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Tedaj vstane Job in raztrga svoj plašč in si obrije glavo ter pade na zemljo in moli
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Tedy Job vstav, roztrhl roucho své, a oholil hlavu svou, a padna na zem, poklonu učinil.
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Tedy wstał Ijob, i rozdarł płaszcz swój, i ogolił głowę swą, a upadłszy na ziemię, uczynił Panu pokłon,
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Vtedy vstal Job a roztrhol svoj plášť, ostrihal svoju hlavu a padnúc na zem poklonil sa.
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Тогава Иов стана, раздра дрехата си, и обръсна главата си, и като падна на земята поклони се.
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.Тогда Иов встал и разодрал верхнюю одежду свою,остриг голову свою и пал на землю и поклонился
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.ויקם איוב ויקרע את מעלו ויגז את ראשו ויפל ארצה וישתחו׃
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.فقام ايوب ومزّق جبّته وجزّ شعر راسه وخرّ على الارض وسجد
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.約 伯 便 起 來 、 撕 裂 外 袍 、 剃 了 頭 、 伏 在 地 上 下 拜
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı.約伯 便 起來 、 撕裂 外袍 、 剃 了 頭 、 伏在 地上 下拜
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››A jeden zo starcov odpovedal a riekol mi: Kto sú títo oblečení v tom dlhom bielom rúchu a odkiaľ prišli?
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››Bấy giờ một trưởng lão cất tiếng nói với tôi rằng: những kẻ mặt áo dài trắng đó là ai, và bởi đâu mà đến?
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››Bấy_giờ một trưởng_lão cất_tiếng nói với tôi rằng : những kẻ mặt áo_dài trắng đó là ai , và bởi đâu mà đến ?
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››Eén van de ouderlingen vroeg mij: "Wie zijn die mensen in witte kleren? En waar komen zij vandaan?"
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››E um dos anciãos me perguntou: Estes que trajam as compridas vestes brancas, quem são eles e donde vieram?
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››In izpregovori eden izmed starejšin, rekoč mi: Kdo so ti, oblečeni z belimi oblačili, in odkod so prišli?
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››장로 중에 하나가 응답하여 내게 이르되 이 흰 옷 입은 자들이 누구며 또 어디서 왔느뇨
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››И, начав речь, один из старцев спросил меня: сии облеченные в белые одежды кто, и откуда пришли?
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››И седемте ангела, които държеха седемте тръби, се приготвиха да затръбят.
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››І сказав один із старцїв, говорючи менї. Хто се, що з'одягнені в білі одежі, і звідкіля прийшли?
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››ויען אחד מן הזקנים ויאמר אלי אלה המלבשים בגדי לבן מי המה ומאין באו׃
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››واجاب واحد من الشيوخ قائلا لي هؤلاء المتسربلون بالثياب البيض من هم ومن اين أتوا.
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››長 老 中 有 一 位 問 我 說 、 這 些 穿 白 衣 的 是 誰 、 是 從 那 裡 來 的
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››長老 中 有 一 位 問 我 說 、 這些 穿 白衣 的 是 誰 、 是 從那裡 來的
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Alles wat ik deed, was oprecht en eerlijk, want ik hulde mij in rechtvaardigheid!
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Az igazságot magamra öltém és az is magára ölte engem; palást és süveg gyanánt volt az én ítéletem.
Doğruluğu giysi gibi giyindim, Adalet kaftanım ve sarığımdı sanki.Gerechtigkeit war mein Kleid, das ich anzog wie einen Rock; und mein Recht war mein fürstlicher Hut.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod