Baek Seung Jo ve onun ayrılması ile ilgili... şurada ki kafeteryada birşeyler yazıyordu.Something about her breaking up with Baek Seung Jo... there was some commotion at the cafeteria.
Kafeteryada yiyeceğim,yani o daha iyi.I'm going to eat at the cafeteria, so it's fine.
Kafeteryada çalışan çocukla flört etmekle meşgul sanırım.She must be busy dating that guy who works in the cafeteria.
Kafeteryada çalışan birisi nasıl yemek yemeyi düşünemez?Does a person working in the cafeteria bother to think about eating?
Ve biz bunları kafeteryalarda sunuyoruz.And we serve them in the cafeterias.
Kafeteryadaki hemşireler yediğin her şeyin hesabını tutuyorlar.The cafeteria ladies keep tabs on everything you eat.
Wal-Mart, elektrik süpürgesi ve kafeteryada bir sürü yemek buldum.I found Wal-Marts, vacuum cleaners, and lots of food in the cafeteria.
Seung Jo, kafeteryaya gidip çay içmek ister misin?Seung Jo, do you want to go to the cafe and get tea?
Hiç yol kat etmiyor direkt aşağı kafeteryaya gidiyor.Zero miles to plate, right down into the cafeteria.
Benim dedigim de, "Kafeteryalarin nesi kotu?"You're just picking and choosing." But my argument is, "What's wrong with cafeterias?"
Kafeteryalarda cok guzel yemekler yedigim oldu.I've had some great meals at cafeterias.
Aynı gün, Saraybosna'nın merkezindeki popüler bir kafeteryanın tuvaletinde de bomba bulundu.On the same day, an explosive device was found in the toilet of a popular cafe in central Sarajevo.
Belgrad şehir merkezindeki bir sokak kafeteryası.An outdoor café in downtown Belgrade.
9 Kasım'da Makedonya'daki Yunan konsolosluğunun yakınlarında bir kafeteryada otururken yakalandı.On November 9th, Psomiadis was arrested at a cafeteria in Macedonia, near the Greek consulate.
2003 yılında müze özel sergiler için yeni bir bina, müze dükkanı ve kafeterya açılmıştır.In 2003 the museum opened a new building for special displays, a museum shop and a cafeteria.
Lely'nin Klaasje adlı bir kafeterya misafirine tecavüz etmeye çalıştığını iddia ederler.They assert that Lely attempted to rape a cafeteria guest named Klaasje.
İstanbul, kafeteryada oturkadınlarWomen in an Istanbul cafeteria
Restoranlar ve kafeteryalar.Die Mensen und Cafeterien sind.
Kafeteryalar ise kentin herhangi bir yerinde bulunabilmektedir.Verschiedene Kneipen sind überall in der Stadt zu finden.
Kafeteryada saklanan iki kadını daha öldürdü.In der Hangbahn wurden zwei weitere Tote gefunden.
İstasyonun önünde bir kafeterya var.Il y a un café en face de la gare.
Restoranlar ve kafeteryalar.Hôtels, Cafés Restaurants
Ayrıca büyük bir de kafeteryası vardır.Il possède aussi une cafétéria.
Gündüzleri kafeterya hizmeti verilen iki katlı yapıda akşam saatlerinde film gösterimleri yapılır.Pour la distraction des hommes, deux séances de cinéma sont prévues par jour.
Kafeteryadan sonra kütüphaneye giderler.Caissons de la bibliothèque.
İstasyonun önündeki kafeteryaya girdik.Entramos en una cafetería en frente de la estación.
Kafeterya nerede?¿Dónde está la cafetería?
Restoranlar ve kafeteryalar.Restaurantes y cafés.
Ayrıca büyük bir de kafeteryası vardır.También acoge una pequeña cafetería.
Restoranlar ve kafeteryalar.Ristoranti e caffé.
Ayrıca büyük bir de kafeteryası vardır.Sembra inoltre che ci sia una grave carenza di caffè.
İkisine de aynı anda bir kafeteryada, birbirlerinden habersiz buluşma randevusu verir.Il fatto è che ad entrambi lei dà appuntamento per la sera, allo stesso posto.
Bunun ardından silahlı saldırganlar kafeteryaya koşmuşlar ve burada yirmi kişiyi rehin almışlardır.Потом террористы забежали в кафетерий, где захватили 20 заложников.
Restoranlar ve kafeteryalar.Рестораны и кафе.
Kafeteryada saklanan iki kadını daha öldürdü.Рядом две женщины попытались спрятаться под кабинкой.
Kafeteryadan sonra kütüphaneye giderler.После занятий посещал библиотеку.
Ayrıca büyük bir de kafeteryası vardır.Есть также небольшой кафетерий.
Restoranlar ve kafeteryalar.العديد من المطاعم و المقاهي.
Restoranlar ve kafeteryalar.Bares e restaurantes.
Kafeterya hızla kentte popülerlik kazandı.O grupo rapidamente ganhou popularidade no Reino Unido.
Kafeteryadan sonra kütüphaneye giderler.Wat later verlaten ze samen de bibliotheek.
Kafeterya nerede?Waar is het cafetaria?
Kafeteryadan sonra kütüphaneye giderler.Do biblioteki wchodzi woźny.
İkisine de aynı anda bir kafeteryada, birbirlerinden habersiz buluşma randevusu verir.Po długich rozmowach postanawiają się oboje spotkać w kawiarni.
Restoranlar ve kafeteryalar.Kaféer och konditorier.
Stockholm’de bir kafeteryada bir fincan kahve içtim.Jag drack en kopp kaffe på ett café i Stockholm.
Kafeteryada kahve içtim.Jag drack kaffe på caféet.
Kafeteryalar ise kentin herhangi bir yerinde bulunabilmektedir.Сьогодні пивні садки можна знайти чи не в будь-якому німецькому місті.
Doğu Alman kafeteryaları birleşik bir mutfağa sahipti.Складовою частиною англійської національної кухні є шотландська кухня.
Kafeteryada saklanan iki kadını daha öldürdü.Ще двоє людей померли в лікарні.
İkisine de aynı anda bir kafeteryada, birbirlerinden habersiz buluşma randevusu verir.Обидва приїжджають на секретну, невідремонтовані квартиру.
İçinde lokanta ve kafeterya bulunur.Jsou v něm byty i kavárna.
Kafeteryada saklanan iki kadını daha öldürdü.V sousedním Hostinném byly zabity dvě ženy.
Restoranlar ve kafeteryalar.Éttermeket és kávézókat.
Kafeteryada saklanan iki kadını daha öldürdü.A rendőrök további két lányt találtak holtan az ágyukban.
Restoranlar ve kafeteryalar.Kahviloita ja kauppoja.
Kafeteryada saklanan iki kadını daha öldürdü.Kahakassa kuoli kaksi lakkolaista.
Adana ve civarında ise lüks kafeteryalarda yer almaktadır.Se sijaitsee Kaitaan ja Nöykkiön kaupunginosien alueella.
İçinde lokanta ve kafeterya bulunur.I foyeren er der en café og en restaurant.
Restoranlar ve kafeteryalar.Omvisinger og kafé.