Ana içeriğe geç
Sözlük

kafeterya ile cümle

kafeterya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Okul kafeteryasında yemek yemekten bıktım.I am tired of eating at the school cafeteria.
Bir kafeteryada duralım mı?Shall we stop in at a coffee shop?
Kafeterya self-servis tarzı bir restorandır.A cafeteria is a self-service style restaurant.
Kafeteryada çalışmak istiyorum.I'd like to work at the cafeteria.
Kafeteryada bir fincan kahve içerken sohbet ediyorlar.They are talking over a cup of coffee in the cafeteria.
Oradaki kafeteryada sana bir fincan kahve ısmarlayayım.Let me treat you to a cup of coffee at the coffee shop over there.
İşi bitirdikten sonra, dinlenmek için kafeteryaya gittim.Having finished the work, I went to the coffee shop for a rest.
İsmimin kafeteryada çağrıldığını duydum.I heard my name called in the cafeteria.
Kafeterya kendi kendine servis.The cafeteria was self-service.
Kafeterya nerede?Where is the cafeteria?
O öğle yemeğini bir kafeteryada yer.He eats lunch at a cafeteria.
Oradaki kafeteryada bir fincan kahve içmeye gidelim.Let's go drink a cup of coffee at that coffee shop over there.
Kafeteryanın temel sorunu kalitedir.The main problem of the cafeteria is the quality.
Tom ve Mary'nin aynı zamanda kafeteryada olması tesadüf değildi.It was no coincidence that both Tom and Mary were in the cafeteria at the same time.
Bir restoranda yemek yemek bir okul kafeteryasında yemek yemekten daha pahalıdır.It's more expensive to eat at a restaurant than to eat at the school cafeteria.
Kafeteryada çalışmıyor musun?Don't you work in the cafeteria?
Tom ve Mary Mary'nin babasının öldüğü gün hastane kafeteryasında karşılaştılar.Tom and Mary met in the hospital cafeteria the day Mary's father died.
Ben kafeteryada yarı zamanlı iş bulmak istiyorum.I'd like to get part-time work in the cafeteria.
Kafeteryanın temel problemi kalitesidir.The cafeteria's primary problem is its quality.
Tom ve Mary kafeteryadalar.Tom and Mary are in the cafeteria.
Tom ve ben okul kafeteryasında birlikte yedik.Tom and I ate together in the school cafeteria.
Kafeteryada Tom'la karşılaştım.I met Tom at the coffee shop.
Kafeterya henüz açılmadı.The dining room isn't open yet.
Tom ve Mary kafeteryada öğle yemeği yiyorlar.Tom and Mary are having lunch in the cafeteria.
Ben sadece kafeteryada Tom'a rastladım.I just ran into Tom in the cafeteria.
Tom genellikle öğle yemeğini okul kafeteryasında yer.Tom usually eats lunch in the school cafeteria.
Kafeteryanın hâlâ açık olup olmadığını bilen biri var mı?Does anybody know if the cafeteria is still open?
Kafeteryanın hâlâ açık olup olmadığını birisi biliyor mu?Does anybody know if the cafeteria is still open?
Tom kafeteryada öğle yemeği yedi.Tom ate lunch in the cafeteria.
Üniversitede bir kafeterya var.There is a cafeteria in the university.
On dakika içinde benimle kafeteryada buluşabilir misin?Can you meet me in the cafeteria in ten minutes?
Kafeterya henüz açık mı?Is the cafeteria open yet?
Tom her öğleden sonra kız arkadaşıyla kafeteryada buluşur.Tom meets his girlfriend at this coffee shop every afternoon.
Tom haftada iki ya da üç kez öğle yemeğini okul kafeteryasında yer.Tom eats lunch at the school cafeteria two or three times a week.
O onunla bir kafeteryada buluşmayı kararlaştırdı.She arranged to meet him at the coffee shop.
Ben her gün okul kafeteryasında yemek yemem.I don't eat at the school cafeteria every day.
Ben artık okul kafeteryasında yemek yemiyorum.I don't eat at the school cafeteria anymore.
Ayrıca, kafeterya yiyeceğinin bir hayranı değilim.Also, I am not a fan of the cafeteria food.
Kafeterya kalabalıktı.The cafeteria was crowded.
Tom öğle yemeğini okul kafeteryasında yer.Tom eats lunch in the school cafeteria.
Genellikle öğle yemeğini okul kafeteryasında yiyorum.I usually eat lunch in the school cafeteria.
Tom, Mary'nin muhtemelen kafeteryada olduğunu düşünüyor.Tom thinks Mary is probably in the cafeteria.
Tom kafeteryaya gitti.Tom went to the cafeteria.
Tom ve Mary kafeteryada birlikte öğle yemeği yediler.Tom and Mary had lunch together in the cafeteria.
Tom ve Mary kafeteryada beraber öğle yemeği yediler.Tom and Mary had lunch together in the cafeteria.
Tom kafeteryada Mary ile öğle yemeği yedi.Tom had lunch with Mary in the cafeteria.
Tom kafeteryaya girdi.Tom entered the cafeteria.
Bu kampüste kaç tane kafeterya var?How many cafeterias are on this campus?
Bunun ardından silahlı saldırganlar kafeteryaya koşmuşlar ve burada yirmi kişiyi rehin almışlardır.The gunmen then fled into the cafeteria, where they took 20 people hostage.
Restoranlar ve kafeteryalar.Restaurants and cafes.
Tesiste ayrıca iki kafeterya, sauna ve çok amaçlı odalar bulunmaktadır.The facility also includes two cafeterias, sauna and multi-purpose rooms.
Bu form en çok kafeterya veya kantinlerde görülür.This form is most commonly seen in cafeterias.
Ayrıca büyük bir de kafeteryası vardır.There is also a small café.
Okulun kafeteryasında yemeklerden sorumludur.Food is provided by the school cafe.
Kafeteryada saklanan iki kadını daha öldürdü.They find two women dead in the road.
Kafeteryalar ise kentin herhangi bir yerinde bulunabilmektedir.Taxi cabs can be found throughout the city.
Kafeterya hızla kentte popülerlik kazandı.The Gallery rapidly achieved popularity.
Doğu Alman kafeteryaları birleşik bir mutfağa sahipti.The South Range contained a kitchen.
Geçen ay Google'daydım ve, vay, o kafeterya, vay.Last month, I was at Google, and, boy, that cafeteria, man.
Bunun nedeni kafeteryada Baek Seun Jo'la belki karşılaşabilirsin diye mi?Is it because you're afraid that if you go to the cafeteria you might meet Baek Seung Jo?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod