kafa ile cümle
kafa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kafamdaki şeyler yeniden yapılandı ve bir müddet sonra çekimlere başladık."Het maken van woorden ontwaakte in ons, en we begonnen hen te maken...
Dev pandaların güçlü pençe kasları kafasından pençesine bitişir.Mentaal zit Fat Bastard met zichzelf in de knoop.
Çenesinin gücü büyük oranda görece büyük kafasından kaynaklanmaktadır.Het gewicht lijkt op zijn hoofd af te komen.
Herkes onun kafa açtığını söyler.Nu denkt hij dat iedereen hem in de steek raakt.
Yuttuğu çekirdeklerden biri kafasında filizlenir.Eén van zijn proefbuisjes breekt echter voor zijn neus.
Kravatını çıkardığında kafası normale döner.Zijn stropdas wordt dan weer vastgebonden en zijn hoofd keert terug naar de "normale" grootte.
Bu noktada biraz kafa karıştırıcıdır.Er zit een zekere tederheid in dit beeld.
Önce Eric silahını ağzından kafasına sıkar.Hij zal daarna de pijl uit haar hoofd trekken.
Doktor kalenin altındaki bir okyanusa düşer ve okyanusun dibinde binlerce kafatası olduğunu görür.De dokter wordt naar een onderaardse grot gebracht en ziet duizenden kaarsen branden.
14 Şubat 1994'te kafasına sıkılan tek kurşunla öldürüldü.Op 8 april 1994 werd hij dood aangetroffen met een schotwond in zijn hoofd.
İyi gelişmiş gözler, kafanın sırt bölgesine yakın yerleşmiştir.De ogen staan ver naar achteren in de afgeronde kop.
Kafasını çöp torbasına koymakla tehdit eder.Hij verkleint haar en stopt haar in de koffiepot.
Bunun üzerine Aydın'ın babası silahı yerden alıp Mithat'ın kafasına ateş edip öldürür.De klant neemt een geweer mee en gaat terug naar de waarzegster, die zij in de armen van haar man aantreft.
İskender Büyük'e bile kafa tutma cesaretine sahiptir.Van der Capellen durfde grote risico's te nemen.
Ara sıra kafasına Vietnam Savaşını takar.Hij keerde zich wel tegen de Vietnamoorlog.
Bu yöredeki insanlar kafalarına siyah bir sarık sararlarmış.Intendanten dragen op hun hoofd een steek met zwarte veren.
Çar halının üzerine diz çökmüş, ölmekte olan oğluna sarılmış, onun kanlı kafasını eliyle tutmaktadır.Laat zijn wonden mij doorwonden, Worde ik bij zijn kruis verslonden In het bloed van uwen Zoon.
O da 'Hayır, o dünyayı kafanda istemiyorum.Toen zei dat meisje: 'Pater, wij hebben thuis geen muur.'
Amaç dünyadan kaçmak ve medeniyetten uzak olarak kafayı dinlemektir.De uitdaging is, om toch buiten te lopen en de mannen te ontwijken.
Bu konuda eski kafalıyım.Dat zijn achterhaalde zaken.
Kafalarının yan tarafında; kulaklarının üzerinden kafanın arkasına kadar giden bir kemik bulunur.Op de achterste hoeken van kop bevond zich een schuin naar achteren gerichte verdikking.
Kafası büyüktü ve vücudunun büyüklüğüne benziyordu.De kop was ten opzichte van zijn lichaam tamelijk groot en zwaar.
Dışarı çıktığına Andy'nin kafasına silah doğrulttuğunu görür ve Andy, Chucky'i vurur.Angela vindt een pistool in het huis van Roy en schiet op Chuck.
Canlı yakalandı ve boynu vuruldu, kafası Bulgar Kaloyan'a gönderildi.Daarna werd hij onthoofd en werd zijn hoofd naar de Bulgaarse tsaar Kalojan gestuurd.
Dört kafadar da bu evde yaşarlar.Ook zijn er 4 speeltuinen in dit dorp.
Bu kafatasının neden resime yerleştirildiği ve neden bu şekilde yapıldığı bilinmemektedir.Waarom de boog werd opgericht en waar deze exact stond is onbekend.
Bu yunus türünün belirgin özelliği konik kafası ve dar burnudur.Een karakteristiek kenmerk van gieren is hun kale kop en nek.
Onu önce kafasını kestiler.Nim viel haar aan.
Melofors: Düşmanın kafasını balkabağına çevirir.Polymorph: verandert een vijandelijke unit in een schaap.
Kafası ve gövdesi sergilendi.Zowel het lichaam als de kop zijn duidelijk afgeplat.
Yine de kafa boyundan daha geniştir.De kop is ongeveer even hoog als breed.
Kafa toplarında çok etkilidir.In de hoofdjes zitten stroschubben.
Takma kafana.Maak je geen zorgen.
Kafam karışık. Şimdi ne yapmalıyım?Ik ben in de war. Wat moet ik nu doen?
Onun hareketi kafamı karıştırıyor.Zijn activiteit brengt mij in de war.
Biraz kafam karıştı.Ik ben een beetje in de war.
Takma kafana.Maak je maar geen zorgen.
Kafasını kuşkulu bir şekilde salladı.Hij schudde bedenkelijk met het hoofd.
Sen tamamen kafayı mı yedin?Ben je helemaal zot geworden?
Ben kafayı çekmem.Ik zuip niet.
Benimle kafa mı buluyorsun?Neem je me in de zeik?
Hepsini kafamdan hesapladım.Ik berekende alles in mijn hoofd.
Kafana çok sert bir darbe almış olmalısın.Je moet een harde klap op je hoofd hebben gehad.
David'in hâlâ aktif olan kafası Shaw'ı Mühendis'in hayatta olduğunu ve onun için geldiği hakkında uyarır.Wciąż sprawna głowa Davida, ostrzega Shaw, że Inżynier przeżył i zmierza ku niej.
Benzer şekilde, Barnum Brown, alanda 500 adet kafatası bulduğunu söylemiştir.Podobnie Barnum Brown twierdził, że widział ponad 500 czaszek w terenie.
Ne geçmişe ne de geleceğe yorardı kafasını.Nie ma dla niego przeszłości ani przyszłości.
17 Aralık 1981 günü Tiran'da kafasından kurşunla vurulmuş şekilde yatak odasında ölü bulundu.17 grudnia 1981 został znaleziony martwy w sypialni w swoim domu w Tiranie z kulą w głowie.
Kapıda kocaman kafalı bir ayı varmış.Okazało się, że za drzwiami stoi ogromny niedźwiedź.
Gerektiğinde bağımsız kullanılan kafalar mevcuttur.Tam gdzie jest to możliwe należy zastosować niezależne sprawdzanie.
Mercedes HANS (Kafa ve Boyun Desteği) sisteminin üreticileriyle, Formula 1'e uyarlama için bağlantıya geçti.Mercedes skontaktował się z producentami urządzenia HANS, w celu dostosowania go do wyścigów Formuły 1.
Kafaları yarıldı, gözleri patladı.Oczy są względem siebie przesunięte.
Bandy oyuncuları topa kafayla vuramaz ya da topu elleri veya kollarıyla kontrol edemezler.Zawodnicy mogą kontrolować piłeczkę jedynie blendą – nie mogą używać rąk, ramion ani głowy.
Kadının kafası kopar.Ogolcie jej głowę .
Fikrini değiştirmesi, üçüncü ve çok daha tam bir kafatasının bulunması ile gerçekleşti.Dopiero dzięki trzeciej, znacznie bardziej kompletnej czaszce zmienił zdanie.
Kafasına hep bir şapka takar.Zawsze nosi na głowie dziwne czapki.
Kyosuke ve Kazuya birbirlerine kafa attıkları zaman vücut değiştirebilirler.Kyōsuke i Kazuya potrafią także zamienić się ciałami, co kilkukrotnie w ciągu serii ma miejsce.
Golfimbul'la savaştı ve onun kafasını tahta sopasıyla kopardı.Zabił też Golfimbula, ponoć strącając jego głowę drewnianym kijem.
Ara sıra kafasına Vietnam Savaşını takar.Każdego dnia walczy z dręczącymi go wspomnieniami z wojny z Wietnamu.
Tyler da dedeye öfkeyle saldırıp buzdolabının kapısını kafasına çarparak adamı öldürür.Tyler powala psychopatę na ziemię i zabija go drzwiami od lodówki.
Beş yaşındayken, küçük kardeşi George banyo küvetine kafa üstü düşerek ve boğularak ölmüştür.Gdy Charles miał pięć lat, widział, jak jego młodszy brat George utonął.