kafa ile cümle

kafa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Örnek, kafatasının ve boynun arkası ve kuyruğun kenarları boyunca tüyleri korur.The specimen preserves plumage along the back of the skull and neck, and the edges of the tail.
Chen Yu tarafından elasmotheriine kafatası evriminin yeniden yapılandırılması.Reconstruction of cranial elasmotheriine evolution by Chen Yu.
Kafatasının bilinen ön bölümünün çizimiIllustration of the known front portion of the skull
Sinoceratops kafatasında bulunan özelliklere dayanarak Xu ve ark.Sinoceratops was assigned to the taxon Centrosaurinae, as a basal member by Xu et al.
Bu dinozor kafatası materyalinden bilinir.It is known from skull material.
Aslında bir cephane testi için St. Bernards gibi büyük kafataslı köpeklere ihtiyacı vardır.He actually requires large-skulled dogs such as St. Bernards for an ammunition test.
Kafası kesilerek memleketi köyüne gönderildi.[1] [2]His head was cut off and sent to his native village.[6][7]
Tel kafaları pençelere yerleştirilir ve birbirine bastırılır.Wire heads are put in claws and pressed together.
Hayvanın bir ucundaki koyu leke, özelliksiz bir kafa olarak yorumlandı.A dark stain at one end of the animal was interpreted as a featureless head.
Bir keresinde Fan'ın kafasına yaklaşık elli kez tekme atılmış.On one occasion, Fan was kicked in the head around fifty times.
Saç, bir kişinin kafasında doğal olarak bir arada gözükür.Hair naturally groups together on a person's head.
Bu, kafatasına düz bir şekilde bastırılmayan saç stillerini temsil etmeyi zorlaştırır.This makes it difficult to represent hair styles that are not pressed flat against the skull.
Diğer tasvirler, bir galip tarafından tutulan veya bir kuzgun tarafından gagalanan kafayı içerir.Other depictions include the head held up by a victor or picked by a raven.
Hanedanlık armalarındaki kafalar Moro'nun kafası (arma) Avrupa'daki Osmanlı savaşlarıHeads in heraldry Moor's head (heraldry) Ottoman wars in Europe
Zigong Dinozor Müzesi'nde sergilenen S. hepingensis'in kafatasıThe skull of S. hepingensis, displayed at the Zigong Dinosaur Museum
John Heydon'ın kafa karıştırıcı ve tekrarlanan bir çalışması.It is a confusing and repetitious work by John Heydon.
Politeizm: Bir noktada, tapınakçılık insanların kafasında şüphe uyandırmaya başladı.Polytheism – At one point, Fetishism began to bring about doubt in the minds of its believers.
Kaplumbağanın kafa detayıHead
Kont de Cabreras, cesedin kafasının kesilmesini ve mezarına yeniden defnedilmesini emretti.[B 1]The Count de Cabreras ordered the corpse's head to be cut off and to be reinterred in his tomb.[B 1]
Kafam karıştı ve umutsuzluğa kapıldım.I wound up confused and despairing.
Nadeem H. Shwayri, Al-Kafaàt Foundation Kurucusu - Komutan, 2007.Nadeem H. Shwayri, Founder of the Al-Kafaàt Foundation - Commander, 2007.
Bu, üreme ayrıcalıkları için kafa atan sosyal hayvanlar olduklarını gösterebilir.This could indicate that they were social animals which butted heads for breeding privileges.
Kafa mı buluyorsun benimle?Willst du mich verdammt nochmal auf den Arm nehmen?!
Benim kafam karıştı.Ich bin verwirrt.
O, sorunu nasıl halledeceği hakkında kafa yoruyor.Er zerbricht sich den Kopf darüber, wie er mit der Angelegenheit umgehen soll.
Sen kafayı yemiş olmalısın!Du hast doch einen an der Klatsche!
Kafam çatlayacak gibi.Als ob mein Kopf zerspringen würde.
Küçük sorunları kafaya takmamalıyız.Über kleine Probleme sollten wir hinwegsehen.
Herkesin kafası kıyak.Jeder ist betrunken.
Hata yapmalı, tedbirsiz davranmalı, çılgınlık yapmalıyız yoksa kafayı yeriz.Man muss sich irren, man muss unvorsichtig sein, man muss verrückt sein, sonst ist man krank.
O, kalın kafalı bir kızdır.Sie ist ein dickköpfiges Mädchen.
Çocuğun kafası demir parmaklıkların arasına sıkışmıştı.Der Kopf des Kindes war zwischen den eisernen Gitterstäben eingeklemmt.
Sana yürekten âşık olduğumda kafam çalışmayı bıraktı.Als ich mich unsagbar in dich verliebte, hat mein Verstand aufgehört zu funktionieren.
Korku kafada başlar. Cesaret de!Angst beginnt im Kopf. Mut auch!
Kafayi yiyicem lan!Mensch, ich werde verrückt!
En uzak mesafe, iki kafa arasındaki mesafedir.Die größte Entfernung ist die zwischen zwei Köpfen.
Bilgi ile ikna edemediklerinin, saçmalayarak kafalarını karıştır.Wenn du sie nicht mit Wissen überzeugen kannst, verwirre sie mit Schwachsinn.
Ali kel kafalıdır.Ali hat eine Glatze.
Bu düşünce sabahtan beri kafamı kurcalıyor.Diese Vorstellung geht mir seit der Früh im Kopf herum.
Biraz ormana gidip kafamı dinlemeye ihtiyacım var.Ich brauche ein bisschen Waldeinsamkeit.
Felix ve Regula'nın kafaları kaybolmuş olsaydı, bu bir kargaşaya neden olurdu.Wären die Häupter von Felix und Regula verschwunden gewesen, so hätte dies für Aufsehen gesorgt.
Kafasında metal bir plaka vardır.In seinem Kopf hat er eine Metallplatte.
Ha bir de şunu kalın kafalarınıza sokun: Kadın = insan.Oh, und kriegt das mal in eure Dickschädel: Frau = Person.
Diğer uzuvlar ve kafa ise hiçbir zaman bulunup cesedin kimliği tespit edilememiştir.Weitere Gliedmaßen sowie der Kopf wurden nie gefunden und die Identität der Leiche nicht geklärt.
Matt Groening, normalde gözlerle çizime başlamakta, ardından burnu ve Bart’ın kafasının tümünü çizmektedir.Matt Groening beginnt hingegen mit Augen und Nase, es folgt der Umriss des Kopfes.
Bütün bunlar Andermatt'ta bulunan kafaların daha önce Zürih'te bulunanlarla aynı olmadığını göstermektedir.All dies deutet darauf hin, dass die Häupter aus Andermatt nicht identisch mit den früheren aus Zürich sind.
1826 yılının sonbaharında Goethe oradan, kafatasını ödünç aldı.Im Herbst 1826 entlieh sich Goethe von dort heimlich den Schädel.
Alex, işi yapabileceğini kanıtlamayı kafasına koyar ve en sonunda işe alınır.Alex macht sich daran, ihre Eignung zu beweisen und wird schließlich eingestellt.
Eğer bu cevaplar hatalı ise kafası uçurulacaktır.Wenn diese nicht willfahren, dann schlägt sie ihnen den Kopf ab.
Kafası mızrağa takıldı ve herkese gösterildi.Sein Kopf wurde aufgespießt und dem Volk gezeigt.
Eklembacaklıların ve kafadanbacaklıların beyni, birbirine paralel ikiz sinirden meydana gelmektedir.Die Gehirne der Gliederfüßer und der Kopffüßer gehen aus zwei nebeneinander liegenden Nervensträngen hervor.
Ancak kafası çok karışıktır.Der Kopf ist ihm ganz verworren.
Mavi kafa vurlarak gönderilebilir.Der Oberkopf ist blau gestrichelt.
Anne Kafamda Bit Var.Wie Mama mit der Nase sieht.
Herkesin kafası karışmıştır.Alle sind verwirrt.
Bunun üzerine Parise hakeme koştu ve sopasını hakemin kafasına doğru salladı.Daraufhin lief Parisé zum Schiedsrichter und schwang seinen Schläger in Richtung dessen Kopf.
Bu çağda bu kafa".Es war die Mentalität dieser Zeit."
48. dakikada Bonhof'un kafa topu Hollanda kalesinin sol direğinin birkaç santimetre uzağından dışarıya çıktı.In der 48. Minute köpfte Bonhof noch um Zentimeter am linken Pfosten des niederländischen Tors vorbei.
En sonunda adam kendini, kendi kafasındaki göle atar, ve orada ölür.Der Mann stürzt sich schließlich in seinen eigenen See und stirbt.
Kendisi de kafasından vurulur ve öldü zannedilip bırakılır.Doch sie wendet sich von ihm ab und schießt auf ihn.

İlgili Sayfalar