Bedenin gözlerinin kapanışı, bizim kaderimize karar veremez.Poslední výdech nerozhoduje o našem osudu.
Bedenin gözlerinin kapanışı, bizim kaderimize karar veremez.Thân xác nhắm mắt không quyết định số phận của chúng ta.
Bedenin gözlerinin kapanışı, bizim kaderimize karar veremez.Unsere Schicksale entscheiden sich nicht in dem Moment, in dem wir die Augen des Körpers schließen.
Bedenin gözlerinin kapanışı, bizim kaderimize karar veremez.Zamknięcie cielesnych oczu, nie decyduje o naszym losie.
Bedenin gözlerinin kapanışı, bizim kaderimize karar veremez.Το κλείσιμο των ματιών του σώματος δεν ορίζει το πεπρωμένο μας.
Bedenin gözlerinin kapanışı, bizim kaderimize karar veremez.Последний вздох не завершает наши судьбы.
Ben ise " bu kadere bađlý " diyorumJá říkám, že je to na osudu
Ben kaderciyim. Eğer canlıysan, bir bedensin.Če umreš, si duša.
Ben kaderciyim. Eğer canlıysan, bir bedensin.Jeśli umarłeś, jesteś duchem.
Ben kaderciyim.Jsem fatalistka.
Ben kaderciyim.Είμαι μοιρολατρικός.
Ben kaderciyim.Аз съм фаталистка (и аз!).
Ben kadere ya da Kurucu'ya asla inanmadım... ancak şunu söyleyebilirim... o bana hiç iyilik göstermedi.Nigdy nie wierzyłem w Los czy Stwórcę, ale można chyba powiedzieć, że nie byłem miły opatrzności.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.5-6 éven belül már egy egész erdejük van, a termőtalaj gazdag, a falut megmentették.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.5년에서 6년이 지나고 나니 숲이 생겨났습니다. 기름진 토지가 생기고 마을은 살아났습니다.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.Binnen vijf of zes jaar tijd zullen ze een bos hebben, zal de grond verrijkt zijn en het dorp is gered.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.Efter fem eller sex år har de en skog, jorden är åter fruktsam och byn är räddad.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.Em cinco ou seis anos, têm uma floresta, o solo está enriquecido e a aldeia está salva.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.En cinq ou six ans, il y a une forêt, le sol s'est enrichi et le village est sauvé.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.En un lapso de 5 o 6 años tienen un bosque, la tierra se enriquece y el pueblo se salva.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.In cinque o sei anni hanno una foresta, il suolo è arricchito e il villaggio si salva.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.Intr-un interval de cinci sau sase ani, au o padure, solul este roditor si satul este salvat.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.På 5 - 6 år har de en skov, jorden er frodig og landsbyen reddet.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.Sau khoảng 5 đến 6 năm, họ có 1 ngôi rừng, đất đai trở nên màu mỡ, và cả ngôi làng được cứu sống.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.W przeciągu 5 - 6 lat, powstaje las. Ziemia jest urodzajna, a wieś uratowana.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.Za päť alebo šesť rokov, vyrástol les, pôda sa obohatila a dedina bola zachránená.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.Za pět až šest let vyroste les, půda se obohatí a vesnice je zachráněna.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.Μέσα σε 5-6 χρόνια, έχουν ένα δάσος, το έδαφος έχει εμπλουτιστεί και το χωριό σώζεται.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.За пять-шесть лет вырастает лес, почва обогащается - и деревня спасена.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.Само след пет-шест години те вече имат гора, почвата е обогатена и селото - спасено.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.Через п'ять чи шість років вони вже мали ліс, землю удобрили, і село було врятоване.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.תוך חמש או שש שנים יש להן יער, הקרקע מועשרת והכפר ניצל.
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.وفي غضون ستة سنوات أصبحت لديهم غابة فالتربة أصبحت غنية والقرية أنقذت
Beş altı yıl içinde, bir ormana kavuşurlar, toprak zenginleşir ve köy kötü kaderinden kurtulur.肥沃になり 村が救われました 最貧国や多くの後進社会は
Biliyorsun, bence kader bana ihanet etti.Sabes, creo que me traicionó el destino.
Biliyorsun, bence kader bana ihanet etti.Знаешь, мне кажется, во всём виновата моя судьба.
Bina kaderine terk edildi.O edifício esta condenado.
Bina kaderine terk edildi.Сградата е прокълната.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Cуди не хотіли, щоб купка дизайнерів володіла новаторськими формоутворюючими елементами одягу.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Eles não queriam uma série de estilistas na posse dos elementos essenciais de referência da nossa roupa.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Họ không muốn chỉ có một số ít các nhà thiệt kế sở hữu các phần cấu trúc ban đầu của quần áo chúng ta
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Ils ne veulent pas qu'une poignée de créateurs détiennent les éléments de base de notre habillement.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.그들은 소수의 디자이너들이 우리의 옷을 구성하는 독창적인 요소를 소유하는 것을 원하지 않았어요.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Nem akarták, hogy egy maroknyi tervező bírja az öltözködés alapelemeinek jogait.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Nie chciano, by garstka projektantów posiadła na własność ważne elementy stroju.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Non volevano che una manciata di stilisti fossero padroni del nostro modo di vestire.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.No querían que un puñado de diseñadores fuesen dueños de las bases fundamentales de nuestra ropa.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Nu doreau ca o mână de creatori de modă să detină celulele de bază din îmbrăcămintea noastră.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Sie wollten nicht, dass eine Handvoll Designer die grundlegenden Bausteine für unsere Kleidung besitzen.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Δεν ήθελαν μια χούφτα σχεδιαστές να έχουν στην κατοχή τους τα στοιχειώδη δομικά υλικά του ρουχισμού μας.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Не искали шепа дизайнери да притежават творческите тухли за нашето облекло.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.Суд хотел избежать ситуации, когда небольшая кучка дизайнеров владеет формообразующими элементами одежды.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.הם לא רצו שלקומץ מעצבים תיהיה שליטה על אבני הבניין של הבגדים שלנו.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.إنهم لا يرغبون في أن تمتلك حفنة من المصممين البنية الأساسية المتعلقة بملابسنا.
Bir avuç tasarımcının kıyafetlerimizin kaderini... belirlemesine izin vermek istememesi.少数のデザイナーに所有されるのは避けたかったのです そうなると誰かが所有しているという理由で
Birbirimizin kaderiydik.Dulu kita bisa
Birbirimizin kaderiydik.Fomos feitos um para o outro.
Birbirimizin kaderiydik.인연을 거스르지 말자
Birbirimizin kaderiydik.Somos el uno para el otro.
Birbirimizin kaderiydik.Ми призначені один одному долею.