Ana içeriğe geç
Sözlük

kadar ile cümle

kadar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ona ne kadar inanıyorsun?How much do you believe him?
Her öğrenci saat altıya kadar okuldan ayrılmak zorundadır.Every student has to leave school by six.
Toplantı ne kadar yakında başlayacak?How soon will the meeting begin?
Ne kadar süredir yurt dışındasınız?How long have you been abroad?
Ne kadar süredir hastasın?How long have you been ill?
Bu tren orada ne kadar süre durur?How long does this train stop there?
Ne kadar kalıyor olacaksın?How long will you be staying?
Ne kadar bekledin?How long have you waited?
Ne kadar süre burada olacaksın?How long will you be here?
Ne kadar derin?How deep?
O ne kadar yükseklikte?How high is it?
Ne kadar süredir beni beklemektesin?How long have you been waiting for me?
Ne kadar büyük?How big?
Ne kadar tutacak?How much will it cost?
Ne kadara mal olacak?How much will it cost?
O, ne kadar süre orada duracak.How long will it stop there?
Burası şehre ne kadar uzaklıkta?How far is it from here to the city?
Ne kadar süredir İngilizce öğreniyorsun?How long have you been learning English?
Ne kadar süre kalmayı planlıyorsun?How long do you plan to stay?
Ne kadar indirim yapabilirsin?How much of a discount can you give?
O, ne kadar süre orada yaşadı?How long has he lived there?
Gitarı ne kadar iyi çalabiliyorsun?How well can you play guitar?
Her halukarda, bu işi yarına kadar bitirmek zorundayım.In any case, I must finish this work by tomorrow.
Tony her gün ne kadar süre çalışır?How long does Tony run every day?
Tony İngilizceyi senin kadar iyi konuşur.Tony speaks English as well as you.
Tony'yi ilk çalıştırdığımdaki kadar çok, yaklaşık dört kez yapıyorum.I'm making about four times as much myself as when I first hired Tony.
Artık yürüyemeyecek kadar çok yorgunum.I am too tired to walk any more.
O kadar yorgunum ki canım bu gece çalışmak istemiyor.I'm so tired that I don't feel like studying tonight.
O kadar yorgunum ki daha fazla yürüyemem.I'm so tired that I can't walk any longer.
O kadar sıcaktı ki ceketimi çıkardım.It was so hot I took my coat off.
Hava o kadar sıcaktı ki yüzmeye gittik.It was so hot that we went swimming.
Hava o kadar sıcaktı ki onun canı dondurma yemek istedi.It was so hot that she felt like eating ice cream.
O kadar sıcak bir geceydi ki gece yarısına dek uyuyamadım.It was such a hot night that I could not sleep till midnight.
Hava o kadar soğuktu ki gölün üstü buz tuttu.The weather was so cold that the lake froze over.
O kadar soğuktu ki bir ateş yaktık.It was so cold that we made a fire.
O kadar soğuktu ki kimse dışarı çıkmak istemedi.It was so cold that no one wanted to go outside.
O kadar soğuktu ki uyuyamadım.It was so cold that I couldn't sleep.
O kadar soğuktu ki bütün gün evde kaldım.It was so cold that I stayed at home all day.
O kadar soğuk ki nehir dondu.It's so cold that the river has frozen over.
Hava okuyamayacağım kadar çok karanlık.It is too dark for me to read.
O kadar açım ki bir atı bile yiyebilirim.I'm so hungry that I could eat a horse.
Ben ayı kadar açım.I'm as hungry as a bear.
O kadar çok gürültülüydü ki kendimi duyuramadım.It was so noisy that I couldn't make myself heard.
Ne kadar uzağa gidiyorsunuz?How far are you going?
Lütfen istediğin kadar kal.Please stay as long as you wish.
Merak ediyorum, onu bu kadar kızdıran neydi peki?What made him so angry then, I wonder?
Onu bu kadar sinirlendiren şey konusunda yanılıyorsun.You are mistaken as to what makes him so nervous.
Neden Japonya, kirliliğin bu kadar kötüye gitmesine izin verdi?Why has Japan let pollution get so bad?
Doğum oranı neden bu kadar keskin şekilde düştü?Why has the birthrate declined so sharply?
O kadar yükseğe nasıl zıplayabilirim?How can I jump so high?
Ne seni buraya bu kadar erken getirdi?What made you come here so early?
Nasıl bu kadar saçma bir şey söyleyebilirsin?How can you say such a silly thing?
Nasıl bu kadar sakin olabilirsin?How can you be so calm?
Clara bana niçin o kadar çok çalıştığımı sordu.Clara asked me why I worked so hard.
Nasıl o kadar pasif olabilirsin? Neden misilleme yapmıyorsun?How can you be so passive? Why don't you retaliate?
Neden bu kadar geç kaldın?Why are you so late?
Neden bu kadar öfkelisin?Why are you so angry?
Neden bu kadar sıcak?Why is it so hot?
Mümkün olduğu kadar kısa sürede gel.Please come as soon as possible.
Nasıl gidersek gidelim, yediye kadar oraya varmalıyız.However we go, we must get there by seven.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod