Benim iki katım kadar yaşlıdır.He is twice as old as I.
O, bildiğim kadarıyla, güvenilir bir arkadaştır.He is, so far as I know, a reliable friend.
En geç pazartesi sabahına kadar geri dönecek.He'll be back by Monday morning at the latest.
Gece geç saatlere kadar görünmedi.He did not appear until late at night.
Otuz yaşına kadar resim yapmaya başlamadı.He didn't start to paint until he was thirty.
O otuz yaşına kadar o bir yazar olmaya karar vermedi.He did not decide to be a writer until he was thirty.
O kadar yıl içinde üç kitap yazdı.He wrote three books in as many years.
O, yediye kadar eve gelecek mi?Will he come home by seven?
O, seksen yaşına kadar yaşadı.He lived to be eighty years old.
Saat sekizde orada olması gerekiyordu fakat saat ona kadar gelmedi.He was supposed to be there at 8 o'clock but he didn't show up till ten.
Onun doksan yaşına kadar yaşaması muhtemel.He is likely to live to be ninety.
O, dokuzdan beş otuza kadar çalışır.He works from nine to five-thirty.
O, her zamanki kadar güçlü.He is as strong as ever.
O, sandığın kadar çok kötü adam değil.He is not such a nasty fellow as you think.
O, sandığın kadar iğrenç adam değil.He is not such a nasty fellow as you think.
O, düşündüğün kadar çok kötü adam değil.He is not such a nasty fellow as you think.
O, düşündüğün kadar iğrenç adam değil.He is not such a nasty fellow as you think.
O, karşı koyamayacak kadar çok yaşlıydı.He was too old to resist.
Daha ileri gidemeyecek kadar çok yorgundu.He was too tired to go any farther.
Yeni bir şey denemeyecek kadar sakıngan.He is too cautious to try anything new.
Yetişemeyeceğimiz kadar çok hızlı koştu.He ran too fast for us to catch up with.
O daha ileriye yürüyemeyecek kadar çok yorgundu.He was too tired to walk any further.
O, konuşamayacak kadar çok öfkeliydi.He was too angry to speak.
Bunu fark edemeyecek kadar çok meşguldü.He was too busy to notice it.
O, o kadar hızlı koştu ki ona yetişemedim.He ran so fast that I couldn't catch up with him.
Konuşması o kadar uzun zaman sürdü ki bazı insanlar uyumaya başladı.His speech went on for such a long time that some people began to fall asleep.
Böyle bir adamla tartışılmayacağını bilecek kadar akıllı olmalısın.He ought to know better than to quarrel with such a fellow.
O kadar hızlı koştu ki nefes nefese kaldı.He ran so fast that he was out of breath.
O kadar yorgundu ki güçlükle yürüyebiliyordu.He was so tired that he could hardly walk.
Onu sonsuza kadar sevecek.He will love her forever.
Her zaman yaptığı işte istediği kadar zaman harcar.He always takes his time in everything he does.
O, her zaman mümkün olduğunca geç saatlere kadar yatakta kalır.He always stays in bed as late as he can.
O her zaman sabahtan akşama kadar çalışıyor.He is always working from morning till night.
O, her zaman gece geç saatlere kadar uyanık kalır.He always sits up late at night.
O, şimdiye kadar yaşamış en büyük insandır.He is the greatest man who has ever lived.
Şimdiye kadar buradaydı.He has been here till now.
Ne kadar parası var?How much money does he have?
Erkek kardeşi kadar uzun değildir.He is not as tall as his brother.
O dün kadar geç kaldı.He came as lately as yesterday.
O şimdiye kadar yaşamış olanlar kadar büyük bir alimdir.He is as great a scholar as ever lived.
O bugüne kadar sınıftaki en iyi çocuktur.He is by far the best boy in the class.
O, sınıfındaki herhangi bir öğrenci kadar akıcı şekilde İngilizce konuşmaktadır.He speaks English as fluently as any student in his class.
O sınıfındaki herhangi bir erkek çocuğu kadar yaramazdı.He was as mischievous as any boy in the class.
Sınıfında herhangi bir çocuk kadar uzundur.He is as tall as any boy in his class.
O da sınıftaki diğer çocuklar kadar zekidir.He is as smart as any other boy in the class.
O, sınıftaki herhangi bir diğer çocuk kadar akıllıdır.He is as smart as any other boy in the class.
O, sınıftaki herhangi bir öğrenci kadar zekidir.He is as intelligent as any student in the class.
O sınıfındaki herhangi biri kadar akıllıdır.He is as smart as any in his class.
O, sınıf arkadaşlarından herhangi biri kadar akıllıdır.He is as clever as any of his classmates.
O başka bir sınıf arkadaşı kadar hızlı koşar.He runs as fast as any other classmate.
Sık sık gece geç saatlere kadar kitap okur.He often reads far into the night.
O, o kadar kolay sinirlenir ki herkes ondan kaçınır.He loses his temper so easily that everybody avoids him.
Oraya yalnız gitmeyecek kadar akıllıdır.He knows better than to go there alone.
Öğleye kadar işi bitirmek zorunda olduğunu söyledi.He said that he must finish the work by noon.
O sonuna kadar elinden geleni yaptı.He did his best to the end.
Problemi çözecek kadar zekidir.He is clever enough to solve the problem.
Ona hikayeyi anlatacak kadar aptal değildim.He knew better than to tell the story to her.
Hikayeye inanacak kadar öylesine aptal değildir.He is not such a fool as to believe that story.
O, o kadar dürüst değildir.He isn't as honest as all that.
O o kadar uzun boylu değil.He is not so tall.