Bu romanı yazması ne kadar sürdü?How long did it take him to write this novel?
O kadar depresyonda olduğuna inanamıyorum.I can't believe that he is that depressed.
Onun bu kadar muhteşem bir araba sürdüğünü hayal edebiliyor musun?Can you imagine him driving such a splendid car?
Onun bu kadar muhteşem bir araba sürdüğünü hayal edebiliyor musunuz?Can you imagine him driving such a splendid car?
Onun bu kadar erken kalkması çok zor olacak.It will be difficult for him to get up so early.
Bu kadar ani istifa etmesinin bir nedeni var mı?Is there any reason for him to resign so suddenly?
O o kadar komik görünüyordu ki gülmekten kendimi alamadım.He looked so funny that I couldn't help laughing.
Ona istediği kadar çok yiyecek verdim.I gave him as much food as he wanted.
O, geri dönünceye kadar burada bekleyelim.Let's wait here till he comes back.
O gelinceye kadar her şey yolundaydı.Everything was in order until he came.
O başka bir söz söyleyecek kadar yaşamadı.He didn't live to say another word.
Şimdiye kadar ondan bir kelime duymadım.I have not heard a word from him as yet.
Lütfen o dönünceye kadar bekle.Please wait till he comes back.
O dönünceye kadar her şeyi olduğu gibi bırakalım.Let's leave things as they are until he comes back.
O dönünceye kadar burada bekleyeceğim.I'll wait here till he comes back.
O giderken bana ayın 25'ine kadar tekrar geleceğini söyledi.When he was leaving, he told me that he would come again by the 25th.
O ayrılıncaya kadar orada kaldım.I stayed there until he had left.
O gelene kadar burada bekleyelim.Let's wait here until he turns up.
O kadar kızgın olmasına şaşmamalı.No wonder he is so angry.
Onun yarına kadar oraya varması tercih edilir.It is preferable that he gets there by tomorrow.
O, uyanana kadar bekleyelim.Let's wait until he wakes up.
O dönünceye kadar burada beklemeye ne dersin?How about waiting here until he gets back?
O, geri dönünceye kadar burada bekle.Wait here till he comes back.
O dönünceye kadar onun için beklemekten başka yapacak bir şey yoktu.There was nothing for it but to wait till he came back.
O geri gelinceye kadar onu bitireceğim.I will finish it by the time he comes back.
O geri gelene kadar bir kararda kalmalıyız.We have to stay a decision until he comes back.
O dönene kadar bekleyelim.Let's wait till he comes back.
O gelinceye kadar burada bekleyeceğim.I will wait here till he comes.
O gelinceye kadar bekleyelim.Let's wait till he comes.
Ne kadar süredir onu tanıyorsun?How long have you known him?
O gece geç saatlere kadar ayakta kalma alışkanlığındadır.He is in the habit of staying up late at night.
Onunla tanışıncaya kadar, o, bilgiyi bilmiyordu.She didn't know the information till she met him.
Bildiği kadarıyla işler yolunda gidiyordu.So far as he was concerned, things were going well.
Ondan yardım istemeyecek kadar çok gururluydu.She was too proud to ask him for help.
Onu aramayacak kadar akıllı olmalıydım.I should have known better than to call him.
Ona ihtiyacı olduğu kadar çok ödünç para ver.Lend him as much money as he needs.
Onun kamerası benimkinin üç katı kadar pahalı.His camera is three times as expensive as mine.
Ailesi on yedinci yüzyıla kadar dayanıyor.His family dates back to the seventeenth century.
Onun görünüşü o kadar çok değişti ki sen onu iyi tanımayabilirsin.His appearance has changed so much that you may well not recognize him.
Onun maaşı ailesine bakamayacak kadar çok düşük.His salary is too low to support his family.
Onun ayakkabıları o kadar eskiydi ki parmakları onlardan dışarı çıkıyordu.His shoes were so old that his toes were sticking out of them.
Ona inanmayacak kadar akıllı olmalıydım.I should have known better than to believe him.
Onun aksanından tanıdığım kadarıyla o bir Avustralyalıydı.He was an Australian, as I knew by his accent.
Onun keşfinin değeri onun ölümünün sonrasına kadar fark edilmedi.The value of his discovery was not realized until after his death.
Bütün dehasına rağmen, o her zaman olduğu kadar bilinmiyor.For all his genius, he is as unknown as ever.
Onun otobiyografisi bugün piyasaya sürüldü ve öğle saatlerine kadar satıldı.His autobiography was released today and was sold out by noon.
Onun arabası yeni kadar iyi görünüyor.His car looks as good as new.
Geliri ailesine bakamayacak kadar çok küçük.His income is too small to support his family.
Onun yeni evini beğeniyorum ama onun bu kadar küçük olmasını beklememiştim.I like his new house, but I had not expected it to be so small.
Onun sahip olduğunun iki katı kadar kitabım var.I have twice as many books as he.
Oğlu kadar kızı da ünlüydü.His daughter, as well as his son, was famous.
Kızı oğlu kadar ünlüydü.His daughter, as well as his son, was famous.
O, ne kadar büyüktür?How big is he?
Onun odası benimkinin iki katı kadar büyüktür.His room is twice as large as mine.
Onun ebeveynleri oğullarını üniversiteye gönderemeyecek kadar çok fakirdi.His parents were too poor to send their son to college.
Onun hikayesinin ne kadar çok gerçek olduğunu söyleyemem.I cannot say how far his story is true.
Ne kadar hızlı İngilizce konuşuyor!How fast he speaks English!
Hikayeyi sonuna kadar dinlemiş gibi görünüyor.He seems to have lost the thread of the story.
Onun hikayesi o kadar komikti ki gülmemek elimde değildi.His story was so funny that everyone could not help laughing.
O, planı benimle görüşmek için ofisime kadar bütün yolu geldi.He came all the way to my office to discuss the plan with me.