Şimdiye kadar ondan fazla yabancı ülkeye gittim.I have been to more than ten foreign countries so far.
Bu şu ana kadar gördüğüm en güzel nehir.This is the most beautiful river I have ever seen.
Hiç bu kadar erken kalkmadım.I've never woken up this early.
Jim kadar hızlı koşamam.I cannot run as fast as Jim.
Oyunu baştan sona kadar izledim.I watched the play from beginning to end.
O zaman kadar o tür bir balık hiç görmemiştim.I had never seen that kind of fish until then.
Kitabı o kadar çok beğendim ki arkadaşlar için on tane sipariş verdim.I liked the book so much I ordered ten copies for friends.
Kitabı başından sonuna kadar okudum.I read the book from beginning to end.
Ona inanacak kadar aptal değilim.I am not so simple as to believe that.
Yarın öğleden sonraya kadar onu bitireceğim.I will finish it by tomorrow afternoon.
Böyle bir söylentiye inanmayacak kadar akıllıyım.I know better than to be believe such a rumor.
Böyle bir söylentiye inanacak kadar aptal değilim.I know better than to be believe such a rumor.
Böyle bir şeyi yapacak kadar aptal değilim.I know better than to do such a thing.
O kadar da acelem yok.I'm not in so great hurry.
Bu kadar kaba bir şekilde konuşulmaya alışkın değilim.I'm not used to being talked to in such a rude manner.
Mümkün olduğu kadar çok çalıştım.I worked as hard as possible.
Elimden geldiği kadar sık sık sana mektuplar yazacağım.I will write letters to you as often as I can.
Eve mümkün olduğu kadar çabuk geleceğim.I will come home as soon as possible.
Elimden geldiği kadar hızlı koştum fakat otobüsü kaçırdım.I ran as fast as I could, but I missed the bus.
Bakabildiğim kadar sözlüğe baktım.I looked in as many dictionaries as I could.
Sana elimden geldiği kadar yardım edeceğim.I'll help you as far as I can.
O kadar acelem vardı ki kapıyı kilitlemeyi unuttum.I was in such a hurry that I forgot to lock the door.
O kadar acele ettim ki çantamı geride bıraktım.I was in such a hurry that I left my bag behind.
O kadar yorgunum ki çalışamam.I am so tired that I can't study.
O kadar yorgunum ki bir adım daha atamam.I am so tired that I can't walk another step.
O kadar meşgulüm ki size yardımcı olamam.I am so busy that I can't help you.
O kadar meşgulüm ki, sana yardımcı olamam.I am so busy that I can't help you.
O kadar meşgulüm ki ayıracak zamanım yok.I am so busy that I have no time to spare.
Ben ona yardımcı olamayacak kadar çok meşgulüm.I'm too busy to help her.
Tom kadar iyi tenis oynayamam.I can't play tennis as well as Tom.
Naomi kadar akıcı bir şekilde İngilizce konuşamam.I can't speak English as fluently as Naomi.
Ne kadar şanslıyım!How lucky I am!
Ne kadar aptaldım!What a fool I was!
Ne kadar aptalım!How stupid of me!
Onun yüzüne bakamayacak kadar utangaçtım.I was too shy to look her in the face.
Pariste ne kadar uzun kaldıysam o kadar çok sevdim.The longer I stayed in Paris, the more I liked it.
Ayakta duramayacak kadar yorgunum.I was too tired to stand.
O kadar yorgunum ki güçlükle yürüyebiliyorum.I am so tired that I can hardly walk.
Bayan Brown kadar genç değilim.I am not as young as Miss Brown.
Beethoven'ın şimdiye kadar yaşamış olanlar kadar büyük bir besteci olduğunu düşünüyorum.I think Beethoven is as great a composer as ever lived.
Mary'nin söylediği kadar iyi şarkı söyleyemem.I can't sing as well as Mary did.
Ben Mary'ye biraz para boçluyum ve gelecek pazartesiye kadar ona geri ödemeliyim.I owe Mary some money and must pay her back by next Monday.
Londra'ya kadar otobüsle gittim.I went by bus as far as London.
Londra'ya kadar arabayla gittim.I went as far as London by car.
On dakika kadar uzun süre yağmurda bekletildim.I was kept waiting in the rain for as long as ten minutes.
İstasyondan otele kadar bir taksiye bindim.I took a taxi from the station to the hotel.
Ben istasyona kadar bütün yolu koştum.I ran all the way to the station.
İstasyona kadar bütün yolu yürüdük.We had to walk all the way to the station.
İstasyona kadar yürüdüm.I walked as far as the station.
Kimya ile zerre kadar ilgilenmiyorum.I'm not a bit interested in chemistry.
Ben bu kitabı okumayı salı gününe kadar bitirmiş olacağım.I will have finished reading this book by Tuesday.
Herkes tarafından duyulabilecek kadar yüksek sesle konuştum.I spoke so loudly as to be heard by everyone.
Ben öğrenciyken geç saatlere kadar uyanık kaldım.I stayed up much later when I was a student.
Hava ısınıncaya kadar İngiltere'ye olan ziyaretimi erteleyeceğim.I'll put off my visit to England till the weather is warmer.
Ayakta duramayacak kadar çok hastaydım.I was too sick to stand.
Ben Yoshio kadar meşgul değilim.I am not as busy as Yoshio.
Ona inanacak kadar aptaldım.I was foolish enough to believe it.
Ona inanacak kadar akılsızdım.I was foolish enough to believe him.
Konuşamayacak kadar çok açtım.I was too hungry to speak.
Sana ne kadar borçluyum?How much do I owe you?