kabul etmek ile cümle
kabul etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Kabul etmek lazım!Consiglia questo!
İlk defa Fransa içinde verilen ödül, 2016'dan beri bütün dünyadan gelen adaylıkları kabul etmektedir.Dopo una prima edizione limitata alla Francia, nel 2016 il premio è stato esteso al mondo intero.
22 Mart tarihinde, Litvanya ültimatom koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.La Lituania venne costretta ad accettare l'ultimatum il 22 marzo.
Ama onu kabul etmek durumunda değilim (...)Non sono qualificato per farlo (...).
2010'dan başlayarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 21 Mart'ı "Dünya Nevruz Bayramı" olarak kabul etmektedir.A fine anno, il gruppo afro-americano pubblicò "Christmas All Over The World".
AVC 21 yas ustu bıreylerı organizasyona kabul etmektedır.Ad oggi, 21 record sono stati ratificati dalla IAAF sulla distanza.
30 Eylül'de Münih Antlaşmasını kabul etmek zorunda kalmıştır.Il 30 settembre fu firmato l'accordo.
Ama bunu kabul etmek istemez.Lui però non vuole ascoltarlo.
Bunlardan 3 tanesi (New Hall, Newnham, Lucy Cavendish) sadece kız öğrenci kabul etmektedir.Три колледжа принимают только женщин (Нью Холл, Ньюнхэм и Люси Кавендиш).
Bu akım Tony Cliff'in teorilerini kabul etmektedir.Наиболее последовательно эту теорию обосновал Тони Клифф.
Sûveyda bunu kabul etmek zorunda kalır.В Вятке с этим согласились.
Rüşveti ve fiziksel şiddeti kabul etmekten öte adeta teşvik eder.Быстро прощает оскорбления и даже физическое насилие.
Beş ilkeyi kabul etmek, hem Budizme katılmanın, hem de Budist adanma uygulamasının bir parçasıdır.Принятие пяти обетов — часть принятия буддизма и одна из регулярных практик буддистов-мирян обеих традиций.
Kral talebi kabul etmek zorunda kalır.Король был вынужден принять требования.
Çok korkan George bunu kabul etmek zorunda kalır.Джордж, однако, очарован этим.
Kabul etmek lazım!Пришлось принять.
Osmanlı, İngiltere'nin bu isteğini kabul etmek zorunda kaldı.Это требование было поддержано Англией.
Bu, yasadışı geçici hükümette bir pozisyon kabul etmekle aynıdır" diye belirtti.Мы считаем, что Правительству надо просто дать возможность нормально работать…».
İlk kurulduğu zamanlarda üniversite sadece Protestan öğrenci kabul etmekteydi.Несмотря на свой протестантский статус, школа принимала отнюдь не только протестанток.
Selâhaddîn Eyyûbî, fiilen Eyyûbî devletini kurdu; ama hala Zengiler'e bağlı olduğunu kabul etmekte idi.Там он построил жилые строения для собственных нужд и узаконил их (что в те годы удавалось далеко не каждому).
Kendini bir "kasıntı" olarak kabul etmektedir.Считает себя «кошатницей».
Araştırmacılar mantraların MÖ 1000'li yıllardan daha eski olduğunu kabul etmektedirler.Ученые считают, что мантры появились более 1000 лет до нашей эры.
Julia bu görevi kabul etmek istemez.Джулия не хочет никого видеть.
Brezilya, bunları kabul etmek zorunda kaldı.Доказано, что Бельгия на это согласилась.
Türkiye, KKTC yetkililerini daima sıfatlarıyla kabul etmektedir.Осторожность в отношениях с КГБ всегда разумна.
Sonunda ilişkiyi kabul etmek için geldi.Наконец, он решается познакомиться.
Günümüz tarihçilerinin çoğunluğu bu öneriyi kabul etmektedirler.في الوقت الحالي، يعارض معظم الباحثين هذه الفرضية.
İlk defa Fransa içinde verilen ödül, 2016'dan beri bütün dünyadan gelen adaylıkları kabul etmektedir.بعد دورتها الفرنسية الأولى ، تم توسيع نطاق الجائزة لتشمل العالم أجمع في عام ٢٠١٦.
Kabul etmek lazım!ويجب للإيلاء.
Hiçbir demokraside böyle bir müdahaleyi kabul etmek mümkün değil.لا يمكن اعتبار أي من هذه الانتخابات ديمقراطية.
Sonunda ilişkiyi kabul etmek için geldi.وفي النهاية تأتي هي للمصالحته.
Kendini bir "kasıntı" olarak kabul etmektedir.لقد أعتبر نفسه على أنه "متفائل صنديد" بتفكيره.
UCAS da IGCSE'yi İngiliz GCSE'ye denk kabul etmektedir.ومازالت هيرا تنصت إلي أحاديث إيكو.
Karahanlılar ise bu durumu kabul etmek zorunda kaldılar.ينبغي للمراهقين في هذه المرحلة أن يتلقوا الحقيقة.
Günümüzde devletler birinci görüşü kabul etmektedir.وستستضيف الولايات المتحدة النسخة الأولى.
2006 itibarıyla sadece master öğrencileri kabul etmektedir.Desde 2006 atende apenas a estudantes graduados.
Karahanlılar ise bu durumu kabul etmek zorunda kaldılar.Tiveram que sofrer as conseqüências de tal suposição.
Ama onu kabul etmek durumunda değilim (...)Só quero que isso não aconteça. (...)
Araştırmacılar mantraların MÖ 1000'li yıllardan daha eski olduğunu kabul etmektedirler.Chegaram à conclusão que os monumentos têm mais de 11 000 anos de idade.
Ama sonradan onu kabul etmek zorunda kalır.Mais tarde eles a adotam.
Henoteizm bir tanrıya inanmakla birlikte diğer tanrıların da var olduğunu kabul etmektir.O henoteísmo envolve a devoção a um deus único, ao mesmo tempo em que aceita a existência de outros deuses.
Kendini bir "kasıntı" olarak kabul etmektedir.Às vezes, ela refere-se a si mesma como "supersereia".
Yöre halkı bu koruluktan kesim yapmayı uğursuzluk olarak kabul etmektedir.Estamos seguros de que cabe aquele desassombrado municipalista toda a razão.
22 Mart tarihinde, Litvanya ültimatom koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.A Lituânia foi forçada a aceitar o ultimato em 22 de março.
Kral talebi kabul etmek zorunda kalır.O rei atende favoravelmente às petições.
Bu kuram, tarımın ortaya çıkışını bir buluş, ya da keşif olarak kabul etmektedir.Registra o impacto da nova terra sobre o europeu descobridor ou observador.
1820'deki liberal devrimle, Fernando 1812 Anayasası'nın yeniden yürürlüğe konmasını kabul etmek zorunda kaldı.Uma revolução em 1820 impôs a Fernando VII a constituição liberal de 1812.
AVC 21 yas ustu bıreylerı organizasyona kabul etmektedır.AVC aceita inscrições de pessoas a partir de 21 anos de idade.
Bunun yanında Roma Katolik Kilisesi ile birleşmeyi kabul etmek karşılığı destek aramıştır.No entanto, Maria já havia dado os primeiros passos para promover uma reconciliação com a Igreja Católica.
458'de olduğunu kabul etmektedirler.Foi renomeada para 558.
Tom hatalı olduğunu kabul etmek istemez.O Tom não quer admitir que ele estava errado.
Çok korkan George bunu kabul etmek zorunda kalır.Met tegenzin gaat George hiermee akkoord.
Sonunda ilişkiyi kabul etmek için geldi.Aan het eind bedanken voor het gesprek.
MGM'nin başı olan Louis B. Mayer, rolü kabul etmekte isteksiz olan Gable ile bir anlaşma yaptı.Louis B. Mayer, de eigenaar van MGM, overtuigde hem ervan toch mee te werken.
Kanada, Irak ve İran HMÖ'yü terörist örgüt olarak kabul etmektedir.Canada en Israël als een terroristische organisatie gezien.
Araştırmacılar mantraların MÖ 1000'li yıllardan daha eski olduğunu kabul etmektedirler.Sommige historici beweren dat de bijeenkomsten meer dan 1000 jaar oud zijn.
Ama sonradan onu kabul etmek zorunda kalır.Ze moeten hem later laten gaan.
22 Mart tarihinde, Litvanya ültimatom koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.22 maart Litouwen staat het Memelland af aan Duitsland.
458'de olduğunu kabul etmektedirler.De onderscheiding werd 458 maal toegekend.
Bu akım Tony Cliff'in teorilerini kabul etmektedir.Hier confronteert Johnny Cliff met Nikki's theorie.