Tom kendisine kaba davranıldığının farkında değildi.Tom didn't realize he was being rude.
Tom'un kaba olduğunu biliyorum.I know Tom was rude.
Tom'un kabalığına artık dayanamıyorum.I can't put up with Tom's rudeness any longer.
Tom kabaydı, değil mi?Tom was rude, wasn't he?
Kabağı severim.I like zucchini.
Tom'un kabalığı için özür dileriz.We apologize for Tom's rudeness.
Bu inanılmaz derecede kaba.That's incredibly rude.
Kuyruktakilerin önüne geçmek çok kabaca.Cutting in line is extremely rude.
Onlar kaba ve saygısız.They are rude and disrespectful.
Kaba ve saygısızsın.You're rude and disrespectful.
Kabanını giymene yardımcı olayım.Let me help you on with your coat.
Tom çok kabalaştı.Tom has been very rude.
Kabanının fermuarını çek.Zip up your coat.
Onun davranışı çok kaba.Her behaviour is very vulgar.
Kabanımı çıkardım, çünkü hava sıcaktı.I took my coat off because it was hot.
Kabahat senin.You're to blame.
Ayranımı kabartma.Don't piss me off.
Tom, Mary'nin anne babasına karşı kabaydı.Tom was rude to Mary's parents.
Tom garsona çok kaba davrandı.Tom was really rude to the waitress.
Dünyada kabaca bir buçuk milyar Müslüman var.There are roughly one and a half billion Muslims in the world.
Ali'yi en son gördüğümde yalın ayak, başı kabak bir durumdaydı.When I saw Ali last time, he was barefoot and bareheaded.
Kabak yetiştiriyor musun?Do you grow pumpkins?
Kabahat bende yani?So it's my fault?
Tom yaptıklarımız için bize teşekkür bile etmedi. Şu kabalığa bak!Tom didn't even thank us for what we did. Talk about rude!
Kulağa kaba mı geliyorum?Do I sound rude?
Kabak bir yaz sebzesidir.Zucchini is a summer vegetable.
Şu kaba idrarınızı yapmanızı rica ediyorum.I need you to urinate in this cup.
Yanni ampulü kapalı bir kaba koydu.Yanni put the light bulb into a sealed container.
Bu çok kaba bir soru.That is a very impolite question.
Toplum içinde yellenmek kabalık olarak görülür.Farting in public is viewed as impolite.
Sana kabalık ediyorsam üzgünüm.I'm sorry if I've been rude to you.
Sana kabalık ettiysem üzgünüm.I'm sorry if I've been rude to you.
Sana kabalık edersem üzülürüm.I'd be sorry if I were rude to you.
Sana kabalık etsem üzülürdüm.I'd be sorry if I were rude to you.
Kulak kabarttım, ama hiçbir ses duyamadım.I listened but couldn't hear any sound.
Onun kabahati yok.She's not to blame.
Birisine dik dik bakmak kabalıktır.It's rude to stare at someone.
Bu sadece kaba bir tahmindi.That was just a wild guess.
Stefan'ın derin ve kaba bir sesi vardı.Stefan had a deep and rough voice.
Tobias son derece kaba davranıyordu.Tobias was being extremely rude.
"Galatasaray'da bir ilk… Ozan Kabak…"."Galatasaray'da bir ilk… Ozan Kabak…".
The shaggy steed of Fiziğin kaba tüylü atı: mathematical beauty in the physical world.The shaggy steed of physics: mathematical beauty in the physical world.
Peter eve gelir ve Swansonlara kaba saba davranır.When Peter comes home he is rude to the Swansons.
Kabaca on iki saat sonra Hoyle arama köpek tarafından bulundu.Roughly twelve hours later, Hoyle was found by a search dog.
Kabaceviz horonu (düz horon / lahana) Rumlardan ve Hemşinli Ermenilerden kalma."Ҳожиев ва Мельник ОФК кубогида иштирок этмайди" (in Uzbek).
Klavye kabaca % 85 standart bir "tam boyutlu" klavye boyutundaydı.The keyboard was roughly 85% the size of a standard "full size" keyboard.
Hatta Sultan bile bu kaba, haşin tavrından tedirgin olmaya başlamıştı.Even the Sultan had begun to be uneasy with this rude, harsh attitude.
Yüksek sıcaklık süper iletkenliğinin en uygun modeli hala biraz kabadır.The best available model of high-temperature superconductivity is still somewhat crude.
Dylan Minnette rolü Kenny, Owen'a işkence eden kabadayı.Dylan Minnette as Kenny, the bully who torments Owen.
Kabakulak aşısı ilk kez 1948 yılında lisanslandırılmış fakat sadece kısa dönemli etki göstermiştir.A mumps vaccine was first licensed in 1948; however, it only had short term effectiveness.
Ancak kabakulak olması bu isteğini engelleyen bir faktör olmuştur.Though the servant was disposed to do evil, the Lord is disposed to forgive.
Radyasyon sadece çarpışmalar kabarcık duvarları arasında olduğu zaman üretilir.Radiation could only be generated in collisions between bubble walls.
FH Diploması kabaca Lisans derecesine eşdeğerdir.The FH Diploma is roughly equivalent to a bachelor's degree.
Kabardey-Balkar ASSR, 30 Ocak 1991'de devlet egemenliğini ilan etti.On 30 January 1991, the Kabardino-Balkar ASSR declared state sovereignty.
Anlamı kabaca "Bu Romalılar çılgın" dır."Están locos estos romanos" (in Spanish).
Soğutucu sıcaklık dönemlerinde, grip vakaları kabaca on kat veya daha fazla artar.During periods of cooler temperature, influenza cases increase roughly tenfold or more.
Bir Çek-Slovak yatırım grubu olan Penta Yatırım kabaca 3 milyar CZK Aero'yu aldı.A Czech-Slovak investment group Penta Investments bought it for roughly 3 billion CZK.
Genellikle kaba ve kötü yaratıklar olarak bilinirler.They are normally brutish and ill-tempered creatures.
Bölümde Bart'ın kabadayı Nelson Muntz ile yaşadığı sorun anlatılmaktadır.The episode deals with Bart's troubles with the bully Nelson Muntz.
Bu biraz kabalık olmuyor mu?Isn't that a little harsh?