Tom bize çok kabaydı.Tom was very rude to us.
Tom bana çok kabaydı.Tom was very rude to me.
Tom kabak oyma yarışmasını kazandı.Tom won the pumpkin-carving contest.
Ben kabak çorbası içmeyi severim.I like to drink pumpkin soup.
Bunun ne kadar süreceği hakkında kaba bir fikrin var mı?Do you have a rough idea of how long it will take?
Tom'a karşı kaba olmak zorunda değildin.You didn't have to be rude to Tom.
Mary'ye karşı kaba olmak zorunda değildin.You didn't have to be rude to Mary.
Tom'un ellerinde kabarcıkları vardı.Tom had blisters on his hands.
Gazetecilik, tarihin ilk kaba taslağıdır.Journalism is the first rough draft of history.
Bulutlar beyazdır ve oldukça kabarıktır.The clouds are white and fairly fluffy.
Normalde kaba bir insan değilimdir.I'm not a rude person normally.
Sen kabahatli değildin.You weren't at fault.
Bu oldukça kabaydı.It was pretty rough.
Detaylar kabataslak.Details are sketchy.
Tom kaba bir adamdı.Tom was a rough man.
O bugün kabaydı.It was rough today.
Bir kabarcık içinde yaşıyorum.I live in a bubble.
Üzgünüm zıvanadan çıktım ve kaba şeyler söyledim.I'm sorry I lost my temper and said rude things.
Kabadayı değilim.I'm not tough.
Çok kaba olma.Don't be so mean.
Her okulun bir okul bahçesi kabadayısı vardır.Every school has a schoolyard bully.
Kabanı denedim ama benim için çok büyüktü.I tried the coat on, but it was too large for me.
Söylediğin şey kabaydı.What you said was impolite.
Yaptığın şey kabaydı.What you did was rude.
Tom'un söylediği şey kabaydı.What Tom said was disrespectful.
Tom'un sana kabadayılık etmesine izin verme.Don't let Tom push you around.
Bir kültürde kaba olan şey, başka bir kültürde kaba olmayabilir.What is impolite in one culture may not be impolite in another.
Sodyum bikarbonat, yaygın olarak kabartma tozu olarak bilinir.Sodium bicarbonate is commonly known as baking soda.
Okulda bir kabadayı var.There's a bully at school.
Onun dilini kaba buluyorum.I find his language vulgar.
Tom'un kaba davrandığına dair hiçbir fikri yoktu.Tom had no idea that he was being rude.
Tom'un kaba olduğuna dair hiçbir fikri yoktu.Tom had no idea that he was being impolite.
Kabakları ektin mi?Have you planted pumpkins?
Tom soğanı kaba bir şekilde doğranmıştı.Tom chopped the onion roughly.
Böyle bir şeyi söylemek kaba!It's rude to say such a thing!
Bunu yapmak kaba olurdu.Doing that would be rude.
Tom kaba ve küstah.Tom is rude and arrogant.
Sen kaba bir adamsın.You're a rude person.
Onu yapmak kabalıktır.It's rude to do that.
Gerçekten Tom'un kaba olduğunu düşünüyor musun?Do you really think Tom was rude?
Tom bana Mary'nin kaba olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary had been impolite.
Tom bize kaba değildi.Tom wasn't rude to us.
Tom bana kaba değildi.Tom wasn't rude to me.
Tom kaba değildi.Tom wasn't rude.
Bu şişko adam kaba biri oluyor.This fat guy is becoming a rude person.
Tom, Mary'nin kaba olduğunu söyledi.Tom said that Mary had been impolite.
Tom alaycı bir biçimde "Koltuklarım kabardı." dedi."I'm flattered," Tom said sarcastically.
Ben kabanlarınızı almaya giderken burada bekleyin.Wait here while I go get your coats.
Tom kaba değil, ama Mary kaba.Tom isn't rude, but Mary is.
Bu kaban Tom'da güzel duruyor.That coat looks good on Tom.
Tom şimdiye kadar tanıdığım en kaba insandır.Tom is the rudest man I've ever met.
Ellerimin üstünde kabarcıklar var.I have blisters on my hands.
Ayaklarımda kabarcıklar var.I have blisters on my feet.
Onlar kaba karakterler.They're rough characters.
Bir dahaki sefere o kadar kaba olmamaya çalış.Try not to be so rude next time.
Tom çok kabaydı, değil mi?Tom was very rude, wasn't he?
Ayağımın üzerinde bir kabarcığım var.I have a blister on my foot.
Sami kaba olmak istemez.Sami doesn't want to be rude.
Sami kaba olmak istemedi.Sami didn't want to be rude.
Onu yapmak kabalık olur.It would be rude to do that.