Dan kabaca polis memuruna hakaret etti.Dan rudely insulted a police officer.
Tom sinirlendi ve Mary'ye kaba lakaplar takarak hitap etti.Tom got mad and called Mary names.
Kabak çorbasını sever misin?Do you like squash soup?
Neden böyle bir kabadayı gibi davranıyorsun?Why are you being such a bully?
Tom'un bütçesi çok fazla kaba tahmin içeriyordu.Tom's budget contained too many rough estimates.
Sana karşı çok kaba olduğum için üzgünüm.I'm sorry I was so rude to you.
Bana karşı çok kabaydın.You were very rude to me.
Kız kardeşine karşı çok kaba olduğum için üzgünüm.I'm sorry I was so rude to your sister.
Birilerine ne kadar para kazandığını sormak kabalıktır.It's rude to ask someone how much they earn.
Tele pazarlamacılara nefretim o kadar büyük ki genellikle onlara kaba davranırım.My antipathy toward telemarketers is so strong that I am often rude to them.
Tom'un yürüyüş botlarıyla sorunu var. Bir ayağının tabanında kabarcıklar var.Tom has trouble with his walking boots. He has blisters on the sole of one foot.
Bu yıl kabak ektin mi?Did you plant pumpkins this year?
Sanırım onun kabakulağı var.I think that he has mumps.
Bu malzeme kaba bir dokuya sahip.This material has a rough texture.
Bu kabak kavun gibi kokuyor.This squash smells like melon.
Yemek yapmadan önce, tereyağlı kabak kavun gibi kokar.Before it's cooked, butternut squash smells like melon.
O adam bir kabadayı.That guy is a bully.
Tom benim kaba olduğumu söyledi.Tom said I was rude.
Bizim kabak, domates, salatalık, havuç, bamya ve patatesimiz var.We have squash, tomatoes, cucumbers, carrots, okra and potatoes.
O, şehrin kaba kısmında büyüdü.She grew up in a rough part of the city.
Kaba olduğumu mu söylüyorsun?Are you saying I'm impolite?
Kaba davranışın için Tom'a özür dilemeliydin.You should've apologized to Tom for your rude behavior.
Tom kabak gibi ortadaydı.Tom stuck out like a sore thumb.
Diğerlerini göstermek kabalıktır.It's impolite to point.
Yediğin kaba pisleme.Never cast dirt into that fountain of which you have sometime drunk.
"Affedersiniz, çok kaba olacak ama kaç yaşındasınız?" "Ben 30 yaşındayım""Sorry to be so rude, but how old are you?" "I'm 30."
"Neden benden bu kadar çok nefret ediyorsun?" "Çünkü sen kabasın!""Why do you hate me so much?" "Because you are a brute!"
Tom kabaca benimle aynı yaşta.Tom is roughly the same age as I am.
Tom çok kaba bir insan.Tom is a very rude person.
Bir hafta geçtikten sonra, Tom'un misafirliği iyice kabak tadı vermişti.After a week, Tom had well and truly worn out his welcome.
Kabanın kollarından biri diğerinden daha kısa.One of the coat's sleeves is shorter than the other.
Kabak pudingi yiyeceğim.I will eat pumpkin pudding.
O kaba sözler kullanıyor.She uses rude words.
Kırk farklı dili kabaca konuşabilirsin.You can speak roughly forty different languages.
Harika! Daire kaba inşaat halinde mi alındı, yoksa oturmaya hazır mı?Great! Is the apartment bought as a concrete shell, or is it ready to move into?
İşte öğrenmek istediğim diller, kabaca kronolojik sıra.Here are the languages I want to learn, in roughly chronological order.
Ben kaba bir hesap yaptım.I made a rough calculation.
Kar yumuşak ve kabarıktı.The snow was soft and fluffy.
Bazı insanlar çok kabadır.Some people are very rude.
Kabalık etmek istemedim.I didn't mean to be rude.
Gerçeği konuşmak oldukça kaba.(I fear) it's rather rude to speak the truth.
Yemeğini öyle yalayıp yutmak kabalıktır.It's rude to wolf down your food like that.
O çocuk büyük bir kabadayıdır.That boy's a big bully.
O bir kabadayı.He is a ruffian.
İnsanların kuyruktakilerin önüne geçmesi kabalıktır.It's rude for people to cut in line.
Kaba davranıyorsun.You're being rude.
Ekmek kabarıyor.The crust is rising.
Ayaklarımın her tarafında kabarcıklar var.I've got blisters all over my feet.
Tom'un ayaklarının her tarafında kabarcıklar vardı.Tom had blisters all over his feet.
Kaba olmaya hiç gerek yok.There's no need to be rude.
Kabalığa lüzum yok.There's no need to be rude.
Ben kaba davranmıyorum.I'm not being rude.
Tom, kaba davranıyorsun.Tom, you're being rude.
Sen benim misafirime kaba davranıyorsun.You're being rude to my guest.
Hayat kaba olabilir.Life can be rough.
Tom'un oğlu bana karşı çok kabaydı.Tom's son was very rude to me.
O kaba adam bana kötü bir izlenim verdi.That rude man gave me a bad impression.
Ne kaba bir yorum!What a rude comment!
Tom hakkımda kaba bir şey söyledi.Tom said something mean about me.
Marry hakkımda kaba bir şey söyledi.Mary said something mean about me.