kaba ile cümle
kaba kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kabataş Lisesi'nde yatılı okudu.Nella sacca accerchiata il LI.
İkinci tip, herhangi bir balonu kabartma tozu (sodyum bikarbonat) ile doldurarak evde yapılabilir.Quest'ultimo tipo può essere fatto in casa con una palla riempita di bicarbonato di sodio.
Kabardey-Balkarya, Moskova Zaman Dilimindedir.La ikan'e è tipica del dialetto moscovita.
Malezyalı bir hattat tarafından uygulanan kaba taslak.Esemplare impagliato della sottospecie malayensis.
Şu anda Kabardeyce, Rusça ve Balkarca gazeteler yayınlanmaktadır.Di nuovo in Russia dirige i giornali clandestini Avanti e Il Proletario.
Elde edilen koloit, orijinal kremin hacminin kabaca iki katıdır.Causa un danno circa doppio di quello causato dal Homing Missile.
Çok ince kıyılmış kaba yemler süt yağı oranının düşmesine sebep olabilir.Sono generalmente molto suscettibili se gli uomini dimenticano la loro razione di latte.
Kabak çiğ olarak rendelenip salatalara da katılabilir.Può essere consumato crudo insieme all'insalata.
Bu tür çoklu kullanım Blok veya İşbirlikçi veya Kaba çoklu kullanım olarak adlandırılabilir.Tali nodi autobloccanti sono tuttora utilizzati per sicura o come bloccanti di emergenza.
Su kabağı sap kısmından 1/3 oranında kesilir.Il calice è diviso da 1/3 fin quasi alla base.
Bunun sonucu olarak yağış hızlı bir şeklide suyun onları kurutan nehirlere doğru kabarmasını sağlar.Ma ci penseranno le rapide di un fiume a metterli definitivamente nei guai.
Çabuk öfkelenip hemen silahına davranır, bir kabadayı gibi davranır fakat sıkıyı görünce kaçar.Sembra sicuro di sé, ma si comporta come uno sciocco quando perde.
Tüm on bir odasında ve yan odalarında çok iyi korunmuş kabartmalar bulunmaktadır.Molto bene conservato, all'interno contiene undici camere funerarie.
Kabaca her yirmi evden birinde düzenli ayarlanan bir piyano bulunmaktadır.Approssimativamente una casa su venti ha un pianoforte che è accordato regolarmente.
Şimdi yüzünüzü kabaca güneydoğuya, Arcturus'a doğru çevirin.Si spinge lungo i precipizi a sud-est della Schiara.
Talmud’un büyük bir kısmının yazıldığı ve Kabala’nın geliştiği yerdir.Alcune basandosi sulla loro interpretazione del Talmud dell'epoca e altre sulla Kabbalah.
İnce uzun boyludur, kabarık siyah saçlıdır.È abbastanza alto e ha i capelli piuttosto corti neri.
“Kaba Ağaç” anlayışı, bu şekliyle, Dede Korkut kitabında da geçer.Il tema è stato utilizzato, in forma diversa, anche nell'Uovo di ghiaccio Nobel.
Altı düz, üstü kabarıktır.Sei pezzi, vetro.
Bu son derece basit hatta kaba görünebilir.Può essere semplice o ramoso.
Kabala temelde her zaman sözlü geleneğe dayanmıştır.Il còrso ha sempre avuto fondamentalmente trasmissione orale.
Yaşayan 3 türü bulunur ve her üç tür de nispeten kabacadır.Sono di tre tipi, ciascuno corrispondente ad un tipo di mossa.
Dolmenler yekpare kabataş bloklarından inşa edilmiştir.Vennero costruiti tagliando i blocchi di calcare.
Cross-Country Cycling, kısaca XC, kabaca "Arazi bisikleti" diyebileceğimiz olan dağ bisikleti sınıfıdır.Il cross country (XC) è la disciplina della mountain bike più vicina al classico ciclismo.
Anlamı kabaca "Bu Romalılar çılgın" dır.Il titolo tradotto significa "Questa gioventù è pazza".
Bir Kabare Direktörü - Cesur olmaya yelteniyorsa da iş ciddileşince korkak.Ma il prescelto, sul campo di battaglia, si dimostrerà un codardo.
Buruk tat ve ağızda oluşan kabarcıklar zehrin etkisini gösteren başlıca belirtilerdir.Tosse e catarro, nel fumatore, sono il primo sintomo di questi effetti.
Dinsel törensiz dürüstlük, kabalığa dönüşür.""Qua e là la sincerità diventa verità.
Joseph bar ve kabarelerde piyanistlik yaparken, Olga ise konservatuvara gidiyordu.Joseph è pianista di bar e di cabaret, Olga canta al conservatorio russo.
İngilizce aksanı bozuktur ve kabaca konuşur.La versione inglese è Dangerous and Moving.
Kabaca küreseldir, yaklaşık 20 milyon ışık yılı çapında ve 3000'den fazla gökada içerir.È quasi sferico, largo circa 20 milioni di anni luce di diametro e contenente più di 3000 galassie.
Unun orta kısmı açılıp kabaran mayalı karışım dökülür ve hamura yedirilir.Nell'acqua su cui siede è visibile il suo riflesso dal quale ha inizio la trasformazione.
Bu yıldızlar süper kabarcığa enerji kazandırır.È in ultima analisi questa energia che alimenta la supernova.
İki şarkıcı da kabahatlerinden dolayı para cezasına çarptırıldı.Entrambi i cantanti furono arrestati e multati per reati minori.
El degirmenlerinde (Gavutdaşında) Kavrulmuş buğday, meke (mısır), çıtımık ve kabak çekirdeğiden gavut çekilir.La cute è viscida e fredda (a causa dell'acidosi e dell'ipokaliemia) e le mucose sono asciutte.
Kışın postu daha uzun ve daha kabarık olur.La muta invernale è più lunga e chiara.
Bir okul takımı üyelerinin bir sorumluluğu da kabadayı kurbanlarına yardımdır.Una delle attività del Comitato di sciopero è aiutare i condannati.
Betondan, kabaran ve sıkışan, iki yanında salıncaklar olan yürüyüş yolları vardır.Le antere sono introrse, dorsofisse e biloculari (a due logge o teche) con due teche distinte.
Ancak kabakulak olması bu isteğini engelleyen bir faktör olmuştur.L'aver smesso, invece, conferma una raggiunta serenità.
Tünelin sonunda üç çivi yazıtı ve iki kabartma bulunur.Ottiene infine tre piazzamenti a podio e due giri veloci.
Kabarcıklar bazen çıplak elle işlenir.A volte i margini sono finemente seghettati.
Yaşamın kaba ve bayağı yanını ortaya koyar.È forte e evidente il suo rancore verso la vita.
Buna karşın yavaş ve kaba ve hantaldı.Con il tempo, è diventato lento e maldestro.
Kabaca bir koni şeklindeydi.Queste corna avevano una forma conica.
Lahdin kabartmalarında satrabın hayatından çeşitli sahneler betimlenmiştir.Nella cappella dedicata al beato sono rappresentate alcune scene della sua vita.
Ötüşleri kaba, tanınan bir "çhay-çhay-çhay" şeklinde, bayağı kerkenezin "kee-kee-kee" ötüşünden farklıdır.Il suo grido abituale è un klu-weet-weet abbastanza simile a quello del piro piro culbianco.
Başkalarını işaret etmek kabalıktır.Показывать пальцем на других - грубо.
İnsanlara dik dik bakmak kabalıktır.Глазеть на людей невоспитанно.
Ona böylesine kaba şeyler söylememelisin.Тебе нельзя говорить с ним так грубо.
Karpuz kabak çıktı.Арбуз оказался неспелым.
Fransız'ın bu kadar kaba, inatçı ve kibirli olması beni şaşırttı.Я был поражён тем, насколько этот француз груб, упрям и высокомерен.
Bazı insanlar çok kabadır.Некоторые люди очень грубые.
Ali'nin dedesi kabartma sanatçısıydı.Дед Али занимался изготовлением барельефов.
Dağları; Zeyfe, Göldağı , Kabak tepe, Kızıleniş'tir.Вершина горы покрыта соснами, лишайниками и разнотравьем.
Bu son derece basit hatta kaba görünebilir.Это может показаться слишком простым, даже грубым.
Güneş'i de içeren Yerel Kabarcığa en yakın süperkabarcıktır.Солнце также является одной из ближайших (шестое место по порядку удалённости) к Сириусу.
Hava kabarcıklarından daha ağırdır, ağırlıkları bir kişinin ağırlığı ile karşılaştırılabilirdir.Они намного тяжелее, чем надувные, их вес сопоставим с весом человека.
Yüzey çeşitli geometrik desenlerle kabartıldı.Поверхность украшалась разнообразными геометрическими узорами.
Daha sonra yeni Fransızca parçalar yaparak kafelerde ve kabarelerde seslendirmeye başladı.Позже он подготовил новый, уже французский, репертуар, с которым начал выступать в кафе и кабаре.
Yapısında daha az ilginç olan, kabartmalı dubleks kağıt duvar kağıdıdır.Не менее интересными по структуре являются тиснёные дуплексные бумажные обои.