Bana kabadayılık etme.Don't bully me.
Japonca kelime "mofumofu" kabarık ve hafif hayvanları tanımlamak için kullanılır.The Japanese word "mofumofu" is used to describe fluffy and light animals.
Bu turistler gürültücü ve kabadır.These tourists are loud and rude.
Çalışanlar kaba ve yararsızdır.The employees are rude and unhelpful.
Görünmek için tamam ama bakmak için kaba.It's okay to look, but it's rude to stare.
Kabadayılığı bırak.Stop bullying.
Tom Mary'ye karşı kabaydı.Tom was rude to Mary.
Tom'un kaba olduğunu düşünüyorum.I think Tom is rude.
Bence Tom kaba.I think Tom is rude.
Ona kaba mı davrandın?Were you mean to her?
Ona kaba davrandın mı?Were you mean to her?
Tom hiç kaba değildi.Tom was never unkind.
Bir kadına kaç yaşında olduğunu sormanın kaba olduğunu bilmiyor musun?Do you not know that it's impolite to ask a woman how old she is?
Bu malzeme kaba bir dokuya sahip.This material has a rough texture.
Tom kabak gibi ortadaydı.Tom stuck out like a sore thumb.
Bir hafta geçtikten sonra, Tom'un misafirliği iyice kabak tadı vermişti.After a week, Tom had well and truly worn out his welcome.
Yemeğini öyle yalayıp yutmak kabalıktır.It's rude to wolf down your food like that.
Ekmek kabarıyor.The crust is rising.
Tom hakkımda kaba bir şey söyledi.Tom said something mean about me.
Marry hakkımda kaba bir şey söyledi.Mary said something mean about me.
Tom'a karşı kaba olmak zorunda değildin.You didn't have to be rude to Tom.
Mary'ye karşı kaba olmak zorunda değildin.You didn't have to be rude to Mary.
Yaptığın şey kabaydı.What you did was rude.
Tom'un kaba davrandığına dair hiçbir fikri yoktu.Tom had no idea that he was being rude.
Ayaklarımda kabarcıklar var.I have blisters on my feet.
Tom'un kabalığına artık dayanamıyorum.I can't put up with Tom's rudeness any longer.
Ali'yi en son gördüğümde yalın ayak, başı kabak bir durumdaydı.When I saw Ali last time, he was barefoot and bareheaded.
Şu kaba idrarınızı yapmanızı rica ediyorum.I need you to urinate in this cup.
Kulak kabarttım, ama hiçbir ses duyamadım.I listened but couldn't hear any sound.
Soğutucu sıcaklık dönemlerinde, grip vakaları kabaca on kat veya daha fazla artar.During periods of cooler temperature, influenza cases increase roughly tenfold or more.
Şu anda Kabardey-Balkar Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu'nun federal bir konudur.It is now the Kabardino-Balkaria republic, a federal subject of the Russian Federation.
Kimi altolar bir ses peşini de (do ya da kaba acem aşiran) bulurlar.Suddenly, they hear the footsteps of an intruder and confront him.
Bas kabartması (İtalyan kahramanın profili ve palmiye dalı) sanatçı Baranov tarafından üretildi.The bas-relief (Italian hero’s profile and a palm branch) was produced by the artist Baranov.
Şeker kabaca 2 sm (0.8 inç) uzunluğunda ve bir ayı şeklindedir.The candy is roughly 2 cm (0.8 in) long and shaped in the form of a bear.
Kabarcıklar bazen çıplak elle işlenir.Bubbles are sometimes handled with bare hands.
Güneş zamanı bir güneş saati tarafından kabaca ölçülebilir.Solar time can be crudely measured by a sundial.
Yüzey çeşitli geometrik desenlerle kabartıldı.The surface was embossed with various geometrical patterns.
"Balkar", devletin adı olan Kabardey ASSR'ye bırakıldı."Balkar" was dropped from the state's name, which was renamed to the Kabardin ASSR.
Kabaca iki gruba Süper kapasitörler alırlar.They have the capacity to capture up to two protons.
İnandığımız şey kabaca uzlaşma ve kod çalıştırmadır.”We believe in: rough consensus and running code."
Sabun kabarcıkları doğal gaz gibi yanıcı bir gazla da doldurulup ardından ateşlenir.Soap bubbles can be filled with a flammable gas such as natural gas and then ignited.
Kabaca M31'in 3,5 derece güneyi ve hafifçe doğusunda yer alır.It is roughly 3.5 degrees south and slightly east of M31.
Bu grupta yer alan Akyüz ve Kabaklı çeşitleri Marmara bölgesinde yaygın olarak yetiştirilmektedir.This haplogroup's frequency and diversity are highest in the West Africa region.
Yaralar veya kabarcıklar küçük çocukların ve bebeklerin kalçalarında da mevcut olabilir.They may also be present on the backs of the hands and fingers in young children.
En kalın sesleri obuadaki gibi kaba ve sert değildir.The timber becomes neither as hard nor as strong as oak.
Dakaria insanları kaba bulurken Silvania ise insanları eğlenceli bulur.While Darkaria does not fit in the human world, Silvania is enjoying her humanness.
Kabartayların tamama yakını ve Balkarların tamamı ise Hanefi/Müslümandır.Everything is ruined, decayed, and the clear heavens pour in.
Kabadayılık cinsel tacizden ve sözlü tacizden çok daha geneldir.It is more carnal desire than genteel lovemaking.
Genellikle oldukça kabarık bir iştahı vardır, özellikle de ete düşkündür.She has a large appetite, especially for sweet foods.
Hem nazik hem de kaba.He is both being polite and rude.
Bu kabadır.Dünya böyle olmamalıdır.It's rude. The world really shouldn't be that way.
Yani iyi bir gezegen halkaları teoriniz olmadan ve kaba verilerle iyi bir teori oluşturamazsınız.So without a theory of planetary rings and with only grainy data, you can't have a good theory.
Çok kabaca çiziyorum, bu yapının detayını gelecekte başka bir videoda göstermeyi planlıyorum.I'm drawing it very abstract.
Kabaca çiziyorum fakat anlamanıza yardımcı olacağını düşünüyorum. .This is a very abstract drawing, but I think this'll give you a sense of what's going on.
Bu proteini kabaca bir kutucukla göstereceğim.And I'll just draw it as a big box right here.
Buna kabaca yakıtı paylaştırma diyebiliriz.This is called fuel partitioning in the lingo.
Tüm o yapmıştı onu söylüyorum sonra, kesinlikle ona kaba oldu.It was certainly rude of him, after telling him all she had done.
Biz zaten hücresel solunum olabileceğini öğrendim kabaca üç aşamadan ayrılmıştır.We've already learned that cellular respiration can be broken down into roughly three phases.
98'in karekökü kabaca 9.9 ediyor.SO THE SQUARE ROOT OF 98, IT GlVES US ROUGHLY 9.9
O savurgan, boş boş gezen, içip içip kaba danslar eden Yunanlılar, sorun onlar.Those profligate, idle, ouzo-swilling, Zorba-dancing Greeks, they are the problem.