kaçmak ile cümle

kaçmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Athanasios, yakındaki dağlara kaçmak ve bir kleft olmak zorunda kaldı.Athanasios was forced to flee into the nearby mountains and become a klepht.
Koudelník savaşta öldürüldü ve Sigismund'un ordusu kaçmak zorunda kaldı.Koudelník was killed in the battle, and Sigismund's army was forced to flee.
Ancak, bir nedenden dolayı Portekiz Adaletinden kaçmak olduğu anlaşılıyor.However, it appears that it was to escape the Portuguese Justice for some reason.
Halep ve Hama'nın sakinleri ve yöneticileri, ilerleyen Moğollardan kaçmak için Şam'a kaçtı.The inhabitants and rulers of Aleppo and Hama fled to Damascus to escape the advancing Mongols.
Bargum, 1774 yılında alacaklılarından kaçmak için ülkeden kaçmıştı.[1]Bargum had fled the country to escape his creditors in 1774.[5]
Problemlerinden kaçmak, kazanamayacağın bir yarıştır.Vor seinen Problemen davonzulaufen, ist ein Rennen, das man nie gewinnen wird.
Fakat kitap sayfalarından çıkan herkese karşılık, biri kitabın içine kaçmaktadır.So hat sie alle Attribute, die er in seinem Buch beschrieben hat.
Sıklıkla, güneşin yakıcı etkisinden kaçmak için mağaralarda dinlenirler.Oft ruhen sie in Höhlen, um der Sonnenhitze zu entkommen.
Charles ise çareyi kaçmakta bulur.Zum Glück kann Tom dem Messer ausweichen.
Bağımsızlık hareketinin liderleri Bernardo O'Higgins ve José Miguel Carrera kaçmak zorunda kalırlar.Die Führer der Unabhängigkeitsbewegung Bernardo O’Higgins und José Miguel Carrera mussten fliehen.
1814'te Rancagua Muharebesi'nde yenilir ve Arjantin'e kaçmak zorunda kalır.1814 wurde er in der Schlacht von Rancagua geschlagen und musste nach Argentinien fliehen.
Ekber'in yurt dışına kaçmaktan başka çaresi yoktur.Alfred bleibt nichts anderes übrig, als ins Ausland zu fliehen.
Simone, Kuyu'dan kaçmak için orayı terk eder ve Maloker da Buffy'nin işini bitirmeye çalışır.Sie versucht schließlich, aus dem Brunnen zu entkommen und überlässt es Maloker, Buffy zu erledigen.
Kaçmak için her yolu.Flieh wenn du kannst.
Kaçmak için hiç şans yoktu.Eine Flucht war nicht möglich.
Ali Bey ise kaçmak zorunda kaldı.Daniel selbst musste offenbar fliehen.
Gnaeus bir kez daha kaçmak zorunda kaldı ve Balear Adalarına giderek kardeşi Sextus'a katıldı.Gnaeus floh erneut, diesmal auf die Balearen, wo er mit Sextus zusammentraf.
Şam halkı da kaçmak istemekteydi.Die muslimische Bevölkerung versuchte aus Van zu flüchten.
V. Muhammed, Fas'a kaçmak zorunda kaldı.Johannes V. musste sich nach Serbien zurückziehen.
3. sezonda Sona'dan kaçmak için Michael'a yardım eder.Vor der dritten Antwort verzweifelt Tom.
Etkinlikte "Gitmek mi kalmak mı değil, gitmek mi kaçmak mı?" başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi.Da hat man das Thema „Bleiben oder gehen?“ einfach vor Augen gehabt.
Köyde herkes evlerine kapanmış ve gelen yabancılardan kaçmaktadır.Du hast deine Arme geöffnet und bringst alle Ausländer hierher.
Hiçbir biçimde, saldırıda bulunduğum cemiyetin suçlamalarından kaçmak gibi bir arayış içerisinde değilim.Insgesamt ist es dem Ausschuss nicht gelungen, die Vorwürfe zu belegen, die er gegen mich erhebt.
Hamile olan Gilly ise birkaç kez kaçmak istediğini söyler.Als Gilbert ihm mitteilte, dass sie schwanger sei, trennte er sich erneut von ihr.
Ekip tamamen kendilerine dönmüştür ama Jasmine'den kaçmaktadırlar.Alle freuen sich auf die Reise – außer Jasmin.
Şubat 1848`de Paris`teki devrimci savaşlarda yer aldı, daha sonra İsviçre`ye kaçmak zorunda kaldı.Er beteiligte sich an der Februarrevolution 1848 und kehrte dann nach Polen zurück.
Kaçmak için başka bir araç yok.Il n'avait pas d'autre moyen que de s'enfuir.
Kaçmak için daha iyi bir şey yapamaz.Il ne peut rien faire de plus sage que de s'enfuir.
Kaçmak için şansım yoktu.Je n'avais aucune chance d'y échapper.
Fakat kitap sayfalarından çıkan herkese karşılık, biri kitabın içine kaçmaktadır.Chaque communauté sera appelée vers son livre.
27 Haziran 1954'te istifa eden Arbenz kaçmak zorunda bırakılmış ve Meksika Büyükelçiliği'ne sığınmıştır.Árbenz démissionna le 27 juin 1954 et fut forcé de fuir, trouvant refuge auprès de l'ambassade mexicaine.
Edom'dan kaçmak için, Magnus babası Asmodeus'u çağırır.Magnus se rend à Edom, pour demander de l'aide à son père Asmodée.
Fakat Figüran Bob, Krusty ve Simpson ailesinden öç almak için hapishaneden kaçmaktadır.Cependant, Tahiti Bob s'est évadé de prison et tente de se venger de Krusty et de la famille Simpson.
Clara kaçmak ister ancak dev fareler onu durdurur.Elle essaie de fuir, mais les souris l’en empêchent.
Fransa'nın işgali üzerinde yeniden kaçmak zorunda kaldı.Le territoire français est de nouveau envahi.
Kral kobra gibi yılanlardan kaçmak zorundadır.Königschlange Ce sont des cobras.
Charles ise çareyi kaçmakta bulur.Le Charles réussit à prendre la fuite.
Bu nedenle tek yapabileceği kaçmaktır.Sa seule issue est de fuir.
Bunun üzerine 1934 yılında Hindistan'a kaçmak zorunda kaldı.C'est pourquoi il s'enfuit en Inde en 1969.
Engerek oldukları için zaten fazla hareketli değildirler ve kaçmak yerine savaşmayı tercih ederler.Cependant, il est plutôt craintif et préfère fuir plutôt que d'attaquer.
Oyuncu, farklı bulmacaları çözmelidir ve kaçmak için çevresini incelemelidir.Le joueur doit explorer et résoudre des énigmes afin de trouver comment rentrer chez lui.
İkisi beraber kaçmaktadır.Tous deux s'enfuient.
Fakat Blade'den kaçmak o kadar da kolay değildir.Mais pour Christopher non plus ce n'est pas facile.
Bu çatışma döneminde, İsrail Yahudi Ajansı, ülkeden kaçmak isteyen Yahudilere yardımcı oldu.Ce groupe connu dans toute l'Allemagne aide pendant plus d'un an les Juifs persécutés à s'enfuir.
Şam halkı da kaçmak istemekteydi.L'homme aime aussi à s’évader.
Ama Akıncı Kertenkele'yi kurtarınca oradan kaçmak zorunda kalmıştır.Pendant que le loup la ramasse, il se sauve.
Sorumluluk sahibi olmak mı daha kolay yoksa sorumluluktan kaçmak mı?Faut-il jouer l'attaque ou est-ce mieux de se défendre ?
Kaçmak için hiç şans yoktu.Mais il n'eût pas le temps de s'échapper.
Buffy ve arkadaşları, şimdi Bizans Şövalyeleri'nden de kaçmak zorundadırlar.Alors qu'ils fuient dans le désert, Buffy et ses amis sont pris en chasse par les Chevaliers de Byzantium.
Şehrin savunucuları kaçmak zorunda kaldılar.Les défenseurs du parlement avaient dû abandonner.
Benzin istasyonu zombilerle doludur ve ikisi polis arabasına zar zor kaçmaktadır.La gasolinera está llena de zombis y los dos escapan por poco en un coche de policía.
İlk defa bir Roma imparatoru barbarlar karşısında kaçmak zorunda kaldı.Fue la primera vez en que un emperador romano huyó a la vista de los bárbaros.
"Niçin başka güneş başka toprak ararsın, yurdundan kaçmakla kendinden kaçar mısın?""¿Querían tierra?, ¡échenles hasta que se harten!".
Zağmak: Kaçmak, koşmak.BUFAR: Salir o huir corriendo.
Bu nedenle tek yapabileceği kaçmaktır.Porque sólo él puede hacerlo.
İkisi beraber kaçmaktadır.Huyen los dos juntos.
Moğolca Güy, koşmak ve kaçmak anlamını içerir.Giunta aprovecha para salir corriendo y logra escapar.
Carol, Noah'dan sakladığı tabancasını o sırada kaçmakta olan Noah'a doğru uzatır ancak Daryl onu durdurur.Matan a los caminantes y Carol apunta con su revólver a Noah que huye, pero Daryl la detiene.
Tartışmada aşırıya kaçmak; aile üyeleri arasında çok fazla kavga ya da yetersiz barışçıl tartışma.Extremos en conflicto (ya sea demasiada lucha o argumentación insuficiente entre los miembros de la familia).
Edna da Almanlardan kaçmaktadır.Luana se asusta con el alemán.
İlgili Sayfalar