"Ben gerçekten dünya için sizin durumunuzda kaçırmak olmaz."Moc bych si ujít případ pro celý svět.
"Ben gerçekten dünya için sizin durumunuzda kaçırmak olmaz."Nagyon nem hagyja ki a helyzet a világban.
"Ben gerçekten dünya için sizin durumunuzda kaçırmak olmaz."Naprawdę nie przegap przypadku dla całego świata.
"Ben gerçekten dünya için sizin durumunuzda kaçırmak olmaz."Realmente no me perdería su caso para el mundo.
"Ben gerçekten dünya için sizin durumunuzda kaçırmak olmaz."Saya benar-benar tidak akan merindukan kasus Anda bagi dunia.
"Ben gerçekten dünya için sizin durumunuzda kaçırmak olmaz."Tôi thực sự không sẽ bỏ lỡ trường hợp của bạn đối với thế giới.
"Ben gerçekten dünya için sizin durumunuzda kaçırmak olmaz."Veľmi by som si ujsť prípad pre celý svet.
"Ben gerçekten dünya için sizin durumunuzda kaçırmak olmaz."Θα ήθελα πραγματικά να μην χάσουμε την υπόθεσή σας για τον κόσμο.
"Ben gerçekten dünya için sizin durumunuzda kaçırmak olmaz."Аз наистина няма да пропуснете вашия случай за света.
"Ben gerçekten dünya için sizin durumunuzda kaçırmak olmaz."Я действительно не упустите свой случай для всего мира.
"Ben gerçekten dünya için sizin durumunuzda kaçırmak olmaz."Я дійсно не упустіть свій випадок для всього світу.
"Ben gerçekten dünya için sizin durumunuzda kaçırmak olmaz."אני באמת לא יחמיץ במקרה שלך לעולם.
"Ben gerçekten dünya için sizin durumunuzda kaçırmak olmaz."أود حقا لا تفوت قضيتك للعالم.
"Ben gerçekten dünya için sizin durumunuzda kaçırmak olmaz.それは、最も爽快珍しいです。しかし、あなたは私の格言を免除する場合、ある
Benim anladığım kadarıyla, Ravana... Aslında Ravana'nın yaptığı tek kötü şey Sita'yı kaçırmaktı.Tulajdonképpen semmi rosszat nem csinált, csak Szítát rabolta el.
Ben keyiflerini kaçırmak istemiyordum ama konuyu gerçeklere geri getirme ihtiyacı duydum.다른 이들의 기분을 상하게 하고 싶진 않았지만 동시에 주제를 현실로 돌려 놓아야 겠다고 느꼈죠
Ben keyiflerini kaçırmak istemiyordum ama konuyu gerçeklere geri getirme ihtiyacı duydum.Не исках да развалям купона, но в същото време усещах, че някак трябва да върна беседата към реалността.
Ben keyiflerini kaçırmak istemiyordum ama konuyu gerçeklere geri getirme ihtiyacı duydum.Я не хотела выделяться, но в то же время я чувствовала, что мне нужно вернуть беседу к реальности.
Ben keyiflerini kaçırmak istemiyordum ama konuyu gerçeklere geri getirme ihtiyacı duydum.ולא רציתי לקלקל את המסיבה אבל באותו הזמן הרגשתי שהייתי חייבת להחזיר את הקהל למציאות.
Ben keyiflerini kaçırmak istemiyordum ama konuyu gerçeklere geri getirme ihtiyacı duydum.ولم أريد أن أكون في ختام المؤتمر ، ولكن في نفس الوقت شعرت أني اضطررت الى إعادة نوع من الخطاب للواقع.
Ben keyiflerini kaçırmak istemiyordum ama konuyu gerçeklere geri getirme ihtiyacı duydum.現実に引き戻す必要性を感じました 本当は さまざまな種類の高級品があり
Beş sene boyunca da Program Bozuculuk yaptıktan sonra, sonunda insan kaçırmaktan tutuklandım.그렇게 5년 정도의 재교육 중에 저는 납치혐의로 구속되었습니다.
Beş sene boyunca da Program Bozuculuk yaptıktan sonra, sonunda insan kaçırmaktan tutuklandım.A po pěti letech deprogramování. Jsem byla zatknuta za únos.
Beş sene boyunca da Program Bozuculuk yaptıktan sonra, sonunda insan kaçırmaktan tutuklandım.Dan setelah sekitar lima tahun melakukannya Saya ditangkap karena melakukan penculikan.
Beş sene boyunca da Program Bozuculuk yaptıktan sonra, sonunda insan kaçırmaktan tutuklandım.En na dit ongeveer vijf jaar gedaan te hebben werd ik gearresteerd voor kidnapping.
Beş sene boyunca da Program Bozuculuk yaptıktan sonra, sonunda insan kaçırmaktan tutuklandım.I po około pięciu latach robienia tego zostałam aresztowana za porwanie.
Beş sene boyunca da Program Bozuculuk yaptıktan sonra, sonunda insan kaçırmaktan tutuklandım.Közel öt évi munka után letartóztattak emberrablásért.
Beş sene boyunca da Program Bozuculuk yaptıktan sonra, sonunda insan kaçırmaktan tutuklandım.Si după aproape cinci ani în care am făcut asta [deprogramare] am fost arestată pentru răpire.
Beş sene boyunca da Program Bozuculuk yaptıktan sonra, sonunda insan kaçırmaktan tutuklandım.Und nach fünf Jahren Deprogrammierung wurde ich wegen Entführung verhaftet.
Beş sene boyunca da Program Bozuculuk yaptıktan sonra, sonunda insan kaçırmaktan tutuklandım.Và sau 5 năm cải tạo người khác, tôi bị giam vì tội bắt cóc.
Beş sene boyunca da Program Bozuculuk yaptıktan sonra, sonunda insan kaçırmaktan tutuklandım.Και μετά από περίπου πέντε χρόνια, με συνέλαβαν για απαγωγή.
Beş sene boyunca da Program Bozuculuk yaptıktan sonra, sonunda insan kaçırmaktan tutuklandım.А п'ять років потому, мене заарештували за викрадення.
Beş sene boyunca da Program Bozuculuk yaptıktan sonra, sonunda insan kaçırmaktan tutuklandım.И след около пет години работа [депрограмиране] бях арестувана за отвличане.
Beş sene boyunca da Program Bozuculuk yaptıktan sonra, sonunda insan kaçırmaktan tutuklandım.ולאחר שעשיתי זאת כ5 שנים נעצרתי באשמת חטיפה.
Beş sene boyunca da Program Bozuculuk yaptıktan sonra, sonunda insan kaçırmaktan tutuklandım.وبعد حوالي خمسة سنوات من العمل (إعادة البرمجة) تم اعتقالي بتهمة الاختطاف.
Beş sene boyunca da Program Bozuculuk yaptıktan sonra, sonunda insan kaçırmaktan tutuklandım.私は拉致の疑いで逮捕されました 私の携わった事例はほとんどが
Bizi lekelemek için veya korkutup kaçırmak için yapılan bütün teşebbüslerle Tahrir'de yüzleşeceğiz.Affronteremo i tentativi di diffamare Tahrir o di spaventare le donne.
Bizi lekelemek için veya korkutup kaçırmak için yapılan bütün teşebbüslerle Tahrir'de yüzleşeceğiz.Wir stemmen uns gegen Versuche, Tahrir zu defamieren oder die Frauen zu verjagen.
Çalan korna ve yanıp sönen ışıklar aslında polisin dikkatini çekmek ve şanslıysanız hırsızı kaçırmak için.Aufmerksamkeit erzeugen und im besten Fall kommt die Polizei und nimmt den Dieb fest.
Çalan korna ve yanıp sönen ışıklar aslında polisin dikkatini çekmek ve şanslıysanız hırsızı kaçırmak için.경적 소리와 반짝거리는 불빛으로 경찰의 집중을 끌어서 이들이 절도범을 쫓아내길 바라는 거죠.
Çalan korna ve yanıp sönen ışıklar aslında polisin dikkatini çekmek ve şanslıysanız hırsızı kaçırmak için.הצופר שצופר והאורות שמהבהבים מיועדים למשוך תשומת לב, כך מקווים, של המשטרה שתגיע ותתפוס את הפורץ.
Çalan korna ve yanıp sönen ışıklar aslında polisin dikkatini çekmek ve şanslıysanız hırsızı kaçırmak için.بوق التزمير و الاضواء الساطعة تهدف لجذب انتباه الشرطة التي سوف تأتي و تأخذ اللص.
Çalan korna ve yanıp sönen ışıklar aslında polisin dikkatini çekmek ve şanslıysanız hırsızı kaçırmak için.注意をひくことで 運が良ければ 警官が来て泥棒を連行してくれるのです 捕食者に捕らわれた生物にとって
Çünkü FARC bizi kaçırmak için bekliyordu.팔크족이 우리를 납치하려고 기다리고 있었던 겁니다
Çünkü FARC bizi kaçırmak için bekliyordu.las FARC nos esperaban para secuestrarnos.
Çünkü FARC bizi kaçırmak için bekliyordu.צבא העם ארב לנו כדי לחטוף אותנו.
Çünkü FARC bizi kaçırmak için bekliyordu.لأن القوات المسلحة الثورية الكولمبية كانت تنتظرنا لتخطفنا
Çünkü FARC bizi kaçırmak için bekliyordu.そこで私たちは脇道の小屋で
Daha fazla keyfinizi kaçırmak istemiyorum.Ich will Sie nicht zu sehr deprimieren.
Daha fazla keyfinizi kaçırmak istemiyorum.Ik wil jullie niet al te veel deprimeren.
Daha fazla keyfinizi kaçırmak istemiyorum.Je ne veux pas trop vous déprimer.
Daha fazla keyfinizi kaçırmak istemiyorum.나는 여러분은 너무 우울하게 만들고 싶지 않다.
Daha fazla keyfinizi kaçırmak istemiyorum.Ma non voglio deprimervi troppo.
Daha fazla keyfinizi kaçırmak istemiyorum.Nechcem vás príliš deprimovať.
Daha fazla keyfinizi kaçırmak istemiyorum.Nechci vás příliš deprimovat.
Daha fazla keyfinizi kaçırmak istemiyorum.Nem akarok nagyon lehangoló lenni.
Daha fazla keyfinizi kaçırmak istemiyorum.Nie chcę was za bardzo przygnębiać.
Daha fazla keyfinizi kaçırmak istemiyorum.No quiero deprimiros demasiado.
Daha fazla keyfinizi kaçırmak istemiyorum.Nu vreau să vă întristez prea tare.
Daha fazla keyfinizi kaçırmak istemiyorum.Saya tidak ingin terlalu menekan Anda.