Çok uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınmak.Ведь это нелегко — стоять часами в одной и той же позе.
Yalan söylemekten kaçınmak.Воздерживаться от лжи.
Daha fazla şiddetten kaçınmak, hayatları korumak ve sükuneti tesis etmek için her şey yapılmalı."Чтобы они продолжали существовать, каждое поколение должно охранять их и вкладывать в них новую жизнь».
Musavi yandaşlarını şiddet içeren eylemlerden kaçınmalarını istedi.Сам Мусави при этом призвал своих сторонников не прибегать к насилию.
Tedavide öncelikli yapılacak iş, sebep olan maddeyi bulmak ve temastan kaçınmaktır.А с приобретённым можно, установив причину болезни и устранив её.
Eğer, potansiyel kazançlar söz konusuysa kişi riskten kaçınmaya daha yatkındır.В случае выигрыша игроку может быть предложено рискнуть, чтобы увеличить выигрыш.
Direk güneş ışığından kaçınmalıdır.Избегать прямого солнечного света.
Kayınbaba ile damat arasındaki kaçınma bu kadar sıkı değildir.Отношения между отчимом и пасынком не были тёплыми.
Fakat hızlı sıcaklık değişimlerinden kaçınmak gerekir.Не желательна внезапная перемена температуры.
Tüm tarafları sakin kalmaya ve şiddetten kaçınmaya davet etti.ودعا جميع الأطراف إلى الهدوء وضرورة تجنب العنف.
Ortak karar verrme "kazananlar" ve "kaybedenler" düşüncesinden kaçınmaya çalışır.يراعى اتخاذ القرارات بتوافق الآراء تجنب "الفائزين" و "الخاسرين".
En az bir yazar,serbest akış statik basıncını açıklamadan kaçınmak için farklı bir yaklaşım alır.سلك مؤلف واحد على الأقل طريقاً مختلفاً لتجنب الحاجة إلى تعبير الضغط الساكن للتدفق الحر.
Direk güneş ışığından kaçınmalıdır.تجنب التعرض المباشر لأشعة الشمس.
Risk Analizi Riskten kaçınma Risk yönetimiإدارة تحليل المخاطر.
Yalan söylemekten kaçınmak.لتجنب التسرب.
Cinsel suistimalden kaçınmak.الابتعاد عن المهيجات الجنسية.
Budizm’in Beş İlke'sinden birincisi, “can almaktan kaçınmak” bu tartışmaları yönlendiren temel ilkedir.على الرغم من أن الوصية الأولى من الوصايا الخمس للبوذية تدور حول الامتناع عن تدمير الحياة.
Oyuncular ayrıca kaçınma manevraları gerçekleştirebilir.ويمكن للاعب تجنب بعض الفخاخ بالطبع.
Bununla birlikte zamanaşımı borcu sona erdirmez, sadece borçluya ödemekten kaçınma hakkı verir.عندئذ اغتنم بعض سيئي النية الفرصة، وامتنعوا عن دفع الضريبة.
O, "Bu bir aktör için kaçınması çok zor, biraz göstermek istersin."É bem difícil para um ator evitar, você quer mostrar um pouco.
Raimondo bu kavgada bulunanlara Kilise adına kavgadan kaçınmalarını ister.Raimondo exorta os contendores a, em nome da Igreja, pararem de lutar.
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.Evitar comida e água contaminada é igualmente eficaz.
İki cephede bir savaştan kaçınmak için, Theodosius Ardaburius'u geri çağırdı.Para evitar uma guerra em duas frentes, Teodósio chamou de volta Ardabúrio.
Bu yöntem, genel mevzuat ve yargı gözetimi kullanmaktan kaçınmaktadır.Este método pode evitar a todo custo preconceitos e julgamentos subjetivos.
Karanfil alerjisi olan kişiler de bu sigaralardan kaçınmalıdır.O citral deve ser evitado por pessoas com alergia a perfumes.
İkili, Vardy'lerin saldırısından kaçınmak için kendilerini gülümseye zorlayarak oradan kaçarlar.Para permanecerem vivos, eles precisam sorrir na presença dos Vardy.
Kadınlarla konuşmaktan bile kaçınmakta idi.Ze wil ook niet dat hij met andere vrouwen praat.
Bu ise riskten kaçınma için ön yargıları ve karar vermedeki risk toleransını da arttırır.Codificatie moet rechterlijke willekeur voorkomen en de rechtszekerheid vergroten.
Bilimsel yazı, jargon'dan kaçınmalıdır.In de wetenschap hanteert elke discipline jargon.
Ama önceleri bölgedeki Müslümanlar bunları tedarik etmekten kaçınmaktaydılar.Moslims wilden ze daarentegen sparen.
Vergi affı Vergiden kaçınma Vergi uyumsuzluğuInkomstenbelasting Belasting Fiscaal recht Belastingdienst Handhaving van belastingen
Fakat hızlı sıcaklık değişimlerinden kaçınmak gerekir.Die materialen zijn goed tegen snelle temperatuursveranderingen opgewassen.
Karanfil alerjisi olan kişiler de bu sigaralardan kaçınmalıdır.Mensen met een allergie voor parfum dienen benzylbenzoaat te vermijden.
Gibi kompulsif davranışlardan kaçınmak.Możliwe jest zatrzymanie kompulsywnych zachowań.
Direk güneş ışığından kaçınmalıdır.Unikają bezpośredniego kontaktu ze światłem słonecznym.
Krav Maga öğrencileri herhangi bir çatışmadan kaçınmaya teşvik eder.Pomaga też uczniom w ewakuacji przed decydującą bitwą.
Tüm tarafları sakin kalmaya ve şiddetten kaçınmaya davet etti.Wezwali wszystkie strony do wykazania spokoju w celu uniknięcia kolejnych ofiar i przemocy.
Böylece, Strategikon, Pers oklarını kullanmaktan kaçınmak için düz arazide hızlı harçlarla saldırmayı önerir.Strategikon radził zatem walkę na równinnym terenie i szybką szarżę, aby uniknąć strzał Persów.
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.Unikanie zakażonej żywności oraz napojów również stanowi skuteczny środek.
Fakat hızlı sıcaklık değişimlerinden kaçınmak gerekir.Należy unikać zbyt szybkiej zmiany temperatury w zbiorniku.
İlk başta onlardan kaçınmaya çalıştı.Z początku chciał go tylko uprościć.
Kadınlarla konuşmaktan bile kaçınmakta idi.Ci nie zamierzali dyskutować z kobietą.
Tapınaklarda şort, kolsuz t-shirt, mini etek gibi kıyafetleri giymekten kaçınmak gerekir.Wejście na Wzgórze Świątynne jest bezpłatne, należy jednak pamiętać o odpowiednim skromnym ubraniu.
Vergi affı Vergiden kaçınma Vergi uyumsuzluğuZobowiązanie podatkowe Obowiązek podatkowy Umorzenie zaległości podatkowej
Kendine zarar verici davranışlardan kaçınmaz.Powstrzymywać się od złego seksualnego prowadzenia się.
Risklerden kaçınmak.Informacje o ryzyku.
Bu yöntem, kemoterapinin zararlarından kaçınmada oldukça etkilidir.Leki te nie są skuteczne w leczeniu wymiotów spowodowanych chemioterapią.
Sen hiçbir kandan kaçınmazsın.Nikt nie odbierze nam wolności.
Elinden gelen bir hizmeti, yardımı vermekten, yapmaktan kaçınmamaktır.Du skall inte tillbe dem eller tjäna dem.
Sivrisineklerin sayısının azaltılması ve ısırmalarından kaçınmak da faydalı olabilir.Även att minska antalet myggor och att undvika myggbett kan vara lämpligt.
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.Det ska också vara effektivt att undvika förorenad mat och dryck.
Bu kaçınma, diğerlerinin iyi olmalarına ilişkin endişeyi azaltır.Exempelvis avundsjuka över att andra skulle ha något vackert.
Direk güneş ışığından kaçınmalıdır.Undvik direkt solstrålning mitt på dagen.
Tabi bu yan etkilerden kaçınmak çok basittir.Det blir svårt att undvika känsliga områden.
Mişna'da, anti-tefecilik kanunlarından kaçınma metotları da işlenmektedir.BNP vill även riva upp anti-diskrimineringslagstiftning.
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.Утримання від споживання зараженої їжі чи напоїв теж має бути ефективним.
Bu nedenle de ondan kaçınmaya başlayınca Clary, aralarında ne olduğu ile ilgili şüphelenmeye başlar.Джин починає підозрювати, що між ними щось є.
Sonuç olarak güneydoğu yönünde çekilerek tehlikeli bir kuşatmadan kaçınma fırsatı elden kaçırılmış oldu.У результаті було втрачено можливість уникнути оточення шляхом відходу на південний схід.
Musavi yandaşlarını şiddet içeren eylemlerden kaçınmalarını istedi.Сам Мусаві при цьому закликав своїх прибічників не застосовувати силу.
Risklerden kaçınmak.Керування ризиком.