• Gereksiz yere başka AB kurumlarıyla aynı işleri yapmaktan kaçınmak;• välttämällä päällekkäisyydet muiden EU:n elinten kanssa;
• Gereksiz yere başka AB kurumlarıyla aynı işleri yapmaktan kaçınmak;• ved at undgå overlapning med andre EU-institutioner
• Gereksiz yere başka AB kurumlarıyla aynı işleri yapmaktan kaçınmak;• vyhýbáme se zdvojování práce s jinými institucemi EU;
• Gereksiz yere başka AB kurumlarıyla aynı işleri yapmaktan kaçınmak;Αποφεύγοντας τη σύγχυση καθηκόντων με άλλα κοινοτικά θεσμικά όργανα
• Gereksiz yere başka AB kurumlarıyla aynı işleri yapmaktan kaçınmak;• като избягваме дублиране с други институции на ЕС;
İhtiyacımız olan şey, "Demokrasi getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmak.Dobbiamo smetterla di dire che la democrazia ha importanza per le altre cose che comporta.
İhtiyacımız olan şey, "Demokrasi getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmak.Kita harus menyingkirkan ungkapan bahwa demokrasi menjadi penting karena hal-hal yang menyertainya.
İhtiyacımız olan şey, "Demokrasi getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmak.우리는 민주주의가 다른 부수 이익을 가져온다는 이유로 민주주의 이야기를 하는 것을 멈추어야 했습니다.
İhtiyacımız olan şey, "Demokrasi getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmak.Musíme přestat říkat, že demokracie je důležitá kvůli těm dalším věcem, které přináší.
İhtiyacımız olan şey, "Demokrasi getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmak.No podemos decir que la democracia importa por los otros beneficios que brinda.
İhtiyacımız olan şey, "Demokrasi getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmak.Nous devons arrêter de penser que la démocratie est importante à cause des autres choses qu'elle apporte.
İhtiyacımız olan şey, "Demokrasi getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmak.Să nu mai spunem că democrația contează din cauza celorlalte lucruri pe care le aduce.
İhtiyacımız olan şey, "Demokrasi getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmak.Trzeba porzucić przekonanie, że demokracja liczy się ze względu na rzeczy, które jej towarzyszą.
İhtiyacımız olan şey, "Demokrasi getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmak.Wir müssen aufhören zu sagen, dass Demokratie wichtig ist aufgrund der anderen Dinge, die sie mit sich bringt.
İhtiyacımız olan şey, "Demokrasi getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmak.Χρειάζεται να ξεφύγουμε από το να λέμε ότι η δημοκρατία έχει σημασία εξαιτίας των άλλων πραγμάτων που φέρνει.
İhtiyacımız olan şey, "Demokrasi getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmak.Нам потрібно відійти від твердження, що демократія є важливою через інші речі, які вона дає.
İhtiyacımız olan şey, "Demokrasi getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmak.Трябва да избягваме да казваме, че демокрацията има значение, поради другите неща, които тя довежда.
İhtiyacımız olan şey, "Demokrasi getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmak.עלינו להתרחק מהאמירה שהדמוקרטיה חשובה בגלל יתר הדברים שהיא מביאה.
İhtiyacımız olan şey, "Demokrasi getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmak.علينا التخلص من فكرة أن أهمية الديمقراطية فيما تحققه بعد تطبيقها
İhtiyacımız olan şey, "Demokrasi getirdiği tonla faydadan dolayı gereklidir." yaklaşımından kaçınmak.その利益を理由にするのはやめましょう 人権や女性の権利の重要性も同様に
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››A človekovi riekol: Hľa, bázeň Pánova je múdrosť, a odstúpiť od zlého je rozumnosť.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Ale człowiekowi rzekł: Oto bojaźó Pańska jest mądrością, a warować się złego, jest rozumem.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Apoi a zis omului: ,Iată, frica de Domnul, aceasta este înţelepciunea; depărtarea de rău, este pricepere.`
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Az embernek pedig mondá: Ímé az Úrnak félelme: az a bölcseség, és az értelem: a gonosztól való eltávozás.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Člověku pak řekl: Aj, bázeň Páně jest moudrost, a odstoupiti od zlého rozumnost.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Ðoạn, phán với loài nguời rằng: Kính sợ Chúa, ấy là sự khôn ngoan; Tránh khỏi điều ác, ấy là sự thông sáng.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››e disse all'uomo: «Ecco, temere Dio, questo è sapienza e schivare il male, questo è intelligenza»
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››E disse ao homem: Eis que o temor do Senhor é a sabedoria, e o apartar-se do mal é o entendimento.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››In človeku je dejal: Glej, strah Gospodov je modrost, in ogibati se hudega je razumnost.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Ja ihmiselle hän sanoi: `Katso, Herran pelko - se on viisautta, ja pahan karttaminen on ymmärrystä`."
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››또 사람에게 이르시기를 주를 경외함이 곧 지혜요 악을 떠남이 명철이라 하셨느니라
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Men til Mennesket sagde han: "Se, HERRENs Frygt, det er Visdom, at sky det onde er Indsigt."
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Och till människorna sade han så: »Se Herrens fruktan, det är vishet, och att fly det onda är förstånd.»
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Og han sa til mennesket: Se, å frykte Herren, det er visdom, og å fly det onde er forstand.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Y dijo al hombre: "Ciertamente el temor del Señor es la sabiduría, y el apartarse del mal es el entendimiento.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Και ειπε προς τον ανθρωπον, Ιδου, ο φοβος του Κυριου, ουτος ειναι η σοφια, και η αποχη απο του κακου συνεσις.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››И каза на човека: Ето, Страх от Господа, туй е мъдрост, И отдалечаване от злото, това е разум.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››и сказал человеку: вот, страх Господень есть истинная премудрость, и удаление от зла – разум.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››ויאמר לאדם הן יראת אדני היא חכמה וסור מרע בינה׃
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››وقال للانسان هوذا مخافة الرب هي الحكمة والحيدان عن الشر هو الفهم
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››他 對 人 說 、 敬 畏 主 就 是 智 慧 、 遠 離 惡 便 是 聰 明
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››他 對人說 、 敬畏 主 就 是 智慧 、 遠離惡 便 是 聰明
İnsanlar sex yapmayı seviyorlar. Ama kaçınmanın faydası ömür uzunluğu cinsinden.Ludzie naprawdę lubią seks i to korzystne w kwestii długości życia.
Japonlar "bok çukuru" tabirinin direkt çevirisinden kaçınmalı ve klasiklere geri dönmelidir...Les Japonais devraient éviter une traduction littérale de “shithole” et se tourner vers les classiques...
Japonlar "bok çukuru" tabirinin direkt çevirisinden kaçınmalı ve klasiklere geri dönmelidir...Los japoneses deberían evitar la traducción directa de "shithole" y recurri a lo clásico...
Japonlar "bok çukuru" tabirinin direkt çevirisinden kaçınmalı ve klasiklere geri dönmelidir...Οι Γιαπωνέζοι πρέπει να αποφύγουν την άμεση μετάφραση του "shithole" και να στραφούν στα κλασικά...
Japonlar "bok çukuru" tabirinin direkt çevirisinden kaçınmalı ve klasiklere geri dönmelidir...Японцам следует избегать прямого перевода «shithole» и обратиться к классике...
Kaçınmak istediğim yer ise burası, bu bölge.Tomuhle se chci vyhnout.
Kaçınmak istediğim yer ise burası, bu bölge.Це те,чого я хочу уникнути.
/ kaçınmalarına yol açmıştır./ kancelárií voči British Airways a odradiť ich od poskytovania takýchto služiebiným leteckým spoločnostiam.
/ kaçınmalarına yol açmıştır./ oferi serviciile altor linii aeriene.
/ kaçınmalarına yol açmıştır./ reale barriera all’accesso al mercato delle compagnie aeree concorrenti.
/ kaçınmalarına yol açmıştır./ společnostem v přístupu na trh.
/ kaçınmalarına yol açmıştır./ una verdadera barrera de acceso al mercado para las compañías aéreas competidoras.
/ kaçınmalarına yol açmıştır./ való hozzáférésében.
/ kaçınmalarına yol açmıştır./ za dostop na trg.
/ kaçınmalarına yol açmıştır./ на “Бритиш Еъруейз”, като същите бъдат убедени да не предлагат услугите надруги авиокомпании.
Kafa kafaya saldırılardan kaçınmaya çalışın.Essayez d"éviter les attaques frontales.
Kafa kafaya saldırılardan kaçınmaya çalışın.Należy unikać frontalnych ataków.
Kafa kafaya saldırılardan kaçınmaya çalışın.Snažte se vyhýbat čelním útokům.