Ben utançla kızardım.I blushed with shame.
Küçük kız beni başıyla kibarca selamladı.The little girl made a polite bow to me.
Hayvanların kızdırıldığını görmeye dayanamıyorum.I can't stand to see animals be teased.
Ben Japon lisesinde okuyan bir kızım.I am a Japanese high school girl.
O geç kaldığı için kızdım.I was angry because he was late.
Onun kız kardeşinden bir hediye kabul ettim.I accepted a present from his sister.
Onların kızının doğumunda onları tebrik ettim.I congratulated them on the birth of their daughter.
Onu kızdırdım.I have made him angry.
Onu kızdıracak bir şey söylememek için dikkat ettim.I was careful not to say anything to make him angry.
Onu ikiz kız kardeşinden ayırt edemiyorum.I can't tell her from her twin sister.
Ona kendi kızım gibi davrandım.I treated her as my own daughter.
Kızgın olduğum kadar çok üzgün değildim.I was more angry than sad.
Üzgün olmaktan daha kızgındım.I was more angry than sad.
Hasta kız kardeşime baktım.I took care of my sick sister.
Bir kız kardeşim yok.I do not have a sister.
Odayı kız kardeşimle paylaşıyorum.I share the room with my sister.
Kız kardeşimle hemen hemen aynı yaşta gösterdiğimi söylerler.People say I look about the same age as my sister.
Kız kardeşime yeni bilgisayarımı kullanmasına izin verdim.I let my sister use my new computer.
Kız kardeşime bir sözlük verdim.I gave my sister a dictionary.
Kız kardeşime yeni bir şapka aldım.I bought my sister a new hat.
Ben kız kardeşime yeni bir şapka satın aldım.I bought my sister a new hat.
Kız kardeşime bir oyuncak bebek verdim.I gave my sister a doll.
Kıyafete kız kardeşimden daha az para harcarım.I spend less money on clothes than my sister does.
Kız kardeşimden daha önce ayrıldım.I left earlier than my sister.
Benim bir kızım var.I have a daughter.
Kızım var.I have a daughter.
Bir kızım var.I have a daughter.
Kızımın sınavı geçeceğine ikna oldum.I'm convinced that my daughter will pass the exam.
Kızım için yeni bir fotoğraf makinası alacağım.I'm going to buy a camera for my daughter.
Kızımı nasıl idare edeceğim hakkında bir fikrim yok.I have no idea how to do deal with my daughter.
Bana dik dik bakan kız öfkeliydi.The girl staring back at me was angry.
Öğretmenimiz sadece kız öğrencilerden yanadır.Our teacher favors only the girl students.
Kasabadaki en güzel kızla evleniyorum.I am getting married to the most beautiful girl in town.
Doğrusunu isterseniz o benim kız kardeşim.As a matter of fact, she is my sister.
Doğruyu söylemek gerekirse, o benim kız kardeşim.To tell the truth, she is my sister.
Genç bir kız direksiyondaydı.A young girl was at the steering wheel.
Genç kız yaşlı adam tarafından takip edildi.The young girl was chased by the old man.
Kafasını erkeğin omuzuna koymuş olan kız şaşkın şaşkın etrafına bakındı.The girl, who had her head on the boy's shoulder, looked around in surprise.
Alçak gönüllülük genç bir kıza yakışıyor.Modesty is befitting to a young girl.
Boynumda bir kızarıklık var.I have a rash on my neck.
Junko güzel bir kız.Junko is a pretty girl.
Seni ilk gördüğümde kız kardeşinle karıştırdım.I mistook you for your sister when I first saw you.
Bir kızın yuvarlandığını gördüm ve elimde olmadan ona doğru koştum.I saw a girl tumble and ran to her in spite of myself.
Gözünüz kızların üzerinde olsun.Keep an eye on the girls.
Kızlardan gözünüzü ayırmayın.Keep an eye on the girls.
Kızlara göz kulak olun.Keep an eye on the girls.
Kot şimdi kızlar arasında moda.Jeans are now in fashion among girls.
Bir küçük kız parmaklarını kapıda sıkıştırdı.A little girl caught her fingers in the door.
Bob bazı kızların önünde tedavi edildiği için utandı.Bob felt embarrassed when he was treated in front of some girls.
Bazı kızlar o tür müzikten hoşlanıyor ve bazıları hoşlanmıyor.Some of the girls like that sort of music, and some don't.
Kız hayvanat bahçesine götürülme konusunda ısrar etti.The girl insisted on being taken to the zoo.
Her iki kız beyaz takım elbiseler giyiyor.Both girls wear white suits.
Kıza büyükannesinin anısına Elizabeth adı verildi.The girl was called Elizabeth after her grandmother.
Kızlar birbirlerine bakıyorlar.The girls are facing each other.
Neredeyse tüm kızlar nazik.Almost all girls are kind.
Kız bulaşıkları yıkamayı sevmiyordu.The girl didn't like to wash dishes.
Kız, bebeğini kucakladı.The girl hugged her doll.
Kızlar erkeklerden daha hızlı olgunlaşırlar.Girls mature faster than boys.
Kız saçına sarı kurdeleler takmıştı.The girl wore yellow ribbons in her hair.
Kızlar değil ama erkekler korkuyordu.The girls were not afraid, but the boys were.