Ana içeriğe geç
Sözlük

kıyas ile cümle

kıyas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ancak bu iki tüberkül de maksiller birinci premolara kıyasla daha az keskindir.Tarpeeksi korkeilla veroasteilla jälkimmäiset vaikutukset ylittävät ensimmäisen.
Yakın akrabası speed metal ile kıyaslanacak olursa thrash metal'in çok daha agresiftir.Reverend oli Metal Churchiin verrattuna lähempänä thrash ja speed metallia.
Tuzlar, katı yakıt üretimine kıyasla oldukça ucuzdur.Bensan kulutus on halvempaa...
İlk olarak baskın grupla yapılan kıyaslamaların boyutu değiştirilebilir.Uudisasukkaiden määrää voi vaihtaa pelin alussa.
Fillerin zekâsı primatlar ve balinalar ile kıyaslanacak düzeydedir.Η νοημοσύνη των ελεφάντων έχει συγκριθεί με αυτή των πρωτευόντων και των κητωδών.
Aslanlar diğer kedilere kıyasla alışılmadık biçimde sosyaldirler.Είναι ασυνήθιστα κοινωνικά ζώα σε σχέση με τα υπόλοιπα αιλουροειδή.
Kıyasa en son başvurulur.Η τελευταία του υπόκλιση.
Öte yandan Roma donanması hakkında Roma ordusuna kıyasla daha az bilgi vardır.Οι γνώσεις μας για το ρωμαϊκό ναυτικό είναι συγκριτικά περιορισμένες.
İslamabad, Pakistan'daki diğer şehirlere kıyasla çok daha temiz ve modern bir şehirdir.Islamabad er en moderne og ren by i sammenligning med andre pakistanske byer.
Bu görev günümüzdeki polis şefi ile kıyas edilebilir.Denne stilling kan sammenlignes med, at en nuværende politichef.
Harmonie Magazine (Dergisi) ise gitar çalışını King Crimson'un Robert Fripp'i ile kıyasladı.Tidsskriftet Harmonie sammenlignede hans guitarspil med King Crimsons Robert Fripp.
Aslanlar diğer kedilere kıyasla alışılmadık biçimde sosyaldirler.Løver er usædvanligt sociale dyr sammenlignet med andre katte.
İsrail'in 1948 savaşından sonra birkaç on yıl boyunca Lübnan sınırı, diğer sınırlara kıyasla daha sakindi.I tiårene efter krigen i 1948 var grænserne mellem Israel og Libanon fredelige sammenlignet med andre naboer.
Böyle bakıldığında, Birinci Viyana Okulunun en önemli temsilcileriyle kıyaslanabilecek önemdedir.Således set står han på linje med de mest fremtrædende repræsentanter for den første wienerskole.
Gıda tüketimi, luteal fazda foliküler faza kıyasla yaklaşık% 10 artar.Fødeindtagelse stiger med omkring 10% under lutealfasen sammenlignet med den follikulære fase.
“James Bernoulli, kıyaslanamaz matematikçi.Jakob Bernoulli, schweizisk matematiker.
Birbirleriyle ölçülebilir ya da kıyaslanabilir değillerdir.Ligeledes at man ikke kan sidestille eller sammenligne nogen eller noget med ham.
Kibirlenme, kişinin kendini başkalarıyla kıyaslaması durumudur.Det findes uhøfligt at kommentere på andre.
Su-27UBM: Su-27UB iki koltuklu modeilin kıyaslanabilir bir geliştirilmiş modeli.Su-27UBM: En opgraderet Su-27UB med to sæder.
Son olarak, döngü, et içeren bir diyete kıyasla, bir vejetaryen diyetinden daha fazla etkilenir.Endeligt påvirkes cyklussen mere af vegetarisk diæt end af ikke-vegetariske diæter.
Genel yapı olarak 910, 906'ya kıyasla daha kısa ve daha hafiftir.910 var også både kortere og lettere enn 906.
Güç değerlerinin sıralaması için bakınız: Büyüklük kıyaslaması (güç).Se og Hør ^ Ikke rik med MLM Din Side ^ Which does the greater harm?
Yargıç Willem Knutsen ve mahkeme, Lisbet'i Ole'ye kıyasla daha suçlu olarak görüyordu.Dommer Willem Knutsen og retten så på Lisbet som mer skyldig i trolldom enn Ole.
Modern eleştirmenler tarafından sıkça William Faulkner'e ve bazen de Herman Melville'e kıyaslanır.McCarthy sammenlignes ofte med William Faulkner og Herman Melville.
Kitap üstüne kitap okur, not tutar, düşünür, kıyaslamalar yapardı.Den natten tar han med seg boken hjem og leser den, fullstendig oppslukt.
Böyle bakıldığında, Birinci Viyana Okulunun en önemli temsilcileriyle kıyaslanabilecek önemdedir.Slik sett står han på linje med de mest fremtredende representantene for den første wienerskolen.
1220 anlamında kıyasen çatma mevcut olur.Sannsynligvis oppsto balladen rundt 1220.
İsrail'in 1948 savaşından sonra birkaç on yıl boyunca Lübnan sınırı, diğer sınırlara kıyasla daha sakindi.I tiårene etter krigen i 1948 var grensene mellom Israel og Libanon fredelige sammenlignet med andre naboer.
Genellikle perakende mağazalarına kıyasla daha uygun fiyat avantajı.Prisene er vanligvis høye sammenlignet med butikkpriser.
Andrew Lloyd Webber ve Tim Rice in Evita müzikalinde bir senator tarafından Eva Perón ile kıyaslanmıştır.Den ble skrevet av Andrew Lloyd Webber og Tim Rice for filmmusikalen Evita.
Büyüklük bakımından ev kedisi ile kıyaslanabilir.Faget kan sammenlignes med kroppsøvning.
Bu Marks’ın tanımlamasıyla kıyaslanabilir.Dette har sammenheng med Marx' arbeidsverditeori.
Plutarkhos Aspasia’yı bir başka ünlü İyonyalı hetaera olan Thargelia ile kıyaslamıştır.Ifølge Plutark ble Aspasia sammenlignet med den berømte Thargelia, en annen berømt jonisk hetære i antikk tid.
Diğer metallere kıyasla, özkütleleri de oldukça düşüktür.Innholdet av andre metaller er relativt lavt.
Aracın önü ve içi önceki kasaya kıyasla revize edilmişti.Det var bagasjerom forut og under selve passasjerkabinen.
Ayrıca alnı da diğer musurlara kıyasla oldukça dik olarak inmektedir.I tillegg er hodet uforholdsmessig lite i forhold til resten av kroppen.
Nokia X2 orijinalle kıyaslandığında çok fazla değişikliğe sahiptir.Nokia X2 memiliki banyak perubahan dibandingkan dengan aslinya.
Bundan başka, Harry'nin de arayıcı olmasından dolayı ilk yılında Harry sık sık Charlie ile kıyaslanmıştır.Pada tahun pertamanya sebagai Seeker, Harry sering dibanding-bandingkan dengan Charlie.
Bu konsantrasyon, Dünya'nın üst mantosunda bulunan magma ile kıyaslanabilir.Konsentrasi ini setara dengan magma di mantel atas Bumi.
Kitâb-ı Mukaddes ile kıyaslanınca, bunun açık bir yanlış olduğunu tespit edilmektedir.Akan tetapi apabila bekas jari yang tidak begitu jelas, maka tajau tersebut perempuan.
Örneğin hadisler, ya da kıyas yoluyla haram olduğuna hükmedilen yiyecek ve içecekler.Makanan dan minuman dapat dikategorikan adalah sebagai halal, haram, atau syubhada.
Fillerin zekâsı primatlar ve balinalar ile kıyaslanacak düzeydedir.Kecerdasan gajah telah dibandingkan dengan kecerdasan primata dan cetacea.
Meta nesne: Başka nesnelerden üretilebilen nesnedir (sınıfla kıyasla önemsiz bir nesnedir).Barang komplementer, yakni barang yang dapat melengkapi fungsi dari barang lainnya.
Dar açıdan istihsân kıyasın bir kısmıdır.Sebenarnya apakah arti dari proporsional.
Garrett serinin önceki oyunlara kıyasla çok rahat hareket edemiyor.Tidak terlalu berat jika dibandingkan dengan ponsel-ponsel series sebelumnya.
The Guardian gazetesinden Michael Cragg şarkıyı "Only Girl (In the World)" ile kıyasladı.Kembali lagi dengan video musik resmi untuk "Only Girl (In the World)".
Kekemelik, çocuklarda yetişkinlere kıyasla daha çok rastlanan bir olaydır.Buruh anak menghadapi masalah yang lebih spesifik dibandingkan pekerja dewasa.
Fakat insan vücudunda suyun oranı, okyanuslardaki su miktarı ile kıyaslanamayacak kadar azdır.Alkana hampir tidak dapat bercampur dengan air, jadi kandungannya dalam air laut bisa dikatakan amat sedikit.
Aynı zamanda Türkiye'deki şehirlere kıyasla büyük bir floraya sahiptir.Ada juga penyalaan kembang api serentak di seluruh kota-kota di Turki.
Beyzbol kaymasıyla TVXQ ve Super Junior üyelerinin refleks hızları kıyaslanıyor.So sánh tốc độ phản xạ của DBSK và Super Junior.
Stalingrad'da yeniden kıyasıya sokak çatışmaları başladı.Những trận hỗn chiến trên đường phố Stalingrad bắt đầu.
Bu yerlerde yerçekimini kıyaslayınız.Xem thêm trang Độ lớn trong SI.
Verilere göre gezegen geçmişte günümüzdeki haline kıyasla daha yaşanabilir haldeydi.Ở một vài thời điểm trong quá khứ, nó có thể đã quay nhanh hơn hiện tại.
Mass Effect 2’de savaş, orijinal Mass Effect’e kıyasla radikal biçimde değiştirilmiştir.Chiến đấu trong Mass Effect 2 đã được thay đổi so với Mass Effect gốc.
Atina'daki sosyal yaşam Sparta'dakine kıyasla Yunan dünyasına daha çok örnek olmuştur.Lối sống của người Athena là phổ biến trong thế giới Hy Lạp so với chế độ đặc biệt của Sparta.
Buna rağmen, takım kısa sürede toplandı ve Arsenal ile kıyasıya bir mücadeleye girdi.Tuy nhiên, United đã phục hồi và bắt đầu một cuộc rượt đuổi với Arsenal.
Geldiler, incelediler ve ülkeler arasında güzel bir kıyaslama yaptılar.Các quốc gia đã nhận lời, tới trưng bày và cùng so sánh các thành công của họ.
Görüş açısı, Lumia serisindeki diğer telefonlara kıyasla biraz azalmıştır.Góc nhìn bị giảm nhẹ so với các sản phẩm Lumia khác.
Hollandalıların Bali'ye gelişleri diğer Endonezya adalarına kıyasla daha geç ve daha zor oldu.Người Anh đến Phố Hiến muộn hơn người Hà Lan.
Bu görev günümüzdeki polis şefi ile kıyas edilebilir.Ngày nay, nó có thể được coi tương đương với chức bộ trưởng.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod