Kıyaslamak gerekirse, birçok yüzeye yakın yerlerde yaşayan ahtapotların çoğu yaklaşık bir yıl yaşar.De meeste lieveheersbeestjes leven ongeveer een jaar.
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.Met deze vlucht won Scaled Composites de Ansari X Prize-wedstrijd.
Örneğin hadisler, ya da kıyas yoluyla haram olduğuna hükmedilen yiyecek ve içecekler.Zij waren zonder eten of drinken ingesloten geweest.
1986’daki 3,5 milyon vakaya kıyasla oldukça düşük bir rakamdır.Dat is een forse daling ten opzichte van 3,5 miljoen gevallen in 1986.
Termoplastiklerin termosetlere kıyasla hammaddesi daha pahalıdır.Dit maakt het productieproces voor thermoharders ingewikkelder dan voor thermoplasten.
1991 seçimlerine kıyasla oy oranı yüzde 30 oranında azaldı.Volgens het instituut daalde in 2011 het draagvlak tot 30%.
Kıyaslar toplumsal ayrım ve şiddeti körükleyen etkenlerdir.Andere stromingen maken een onderscheid tussen individueel geweld en georganiseerd geweld.
Kıyasla, katı yakıtlı hızlı üretken reaktörlerin reaktör başlatımı için en az 8 ton fissil yakıt gerekir.Uit berekeningen bleek dat voor het opstarten van de reactor vijf ton zwaar water nodig was.
Fillerin zekâsı primatlar ve balinalar ile kıyaslanacak düzeydedir.Hij is gespecialiseerd in de vroege evolutie van primaten en walvisachtigen.
"Onikiler kitabı", antik yazılarda anlatılanlara kıyasla daha akıcıydı.Natuurlijk was de nederzetting ouder dan deze schriftelijke vermelding.
Hatta iki türün kıyaslanmasına da karşıyım.Ze worden ook wel opgevat als twee soorten.
Albümün prodüksyonu Bon Jovi albümleri ile kıyaslandığında oldukça farklıdır.Het album is vrij verschillend van de klassieke rock die kenmerkend is voor de Bon Jovi albums.
Birbirleriyle ölçülebilir ya da kıyaslanabilir değillerdir.Onderling verstaat men elkaar niet of nauwelijks.
Ancak, sahil kısmına kıyasla iklim şartları daha serttir.Aan de kust is het klimaat strenger.
Bir önceki yıla kıyasla bu veriler % 13 ve % 11 oranlarda gerçekleşmiştir.Voor het jaar 2000 waren de vergelijkbare cijfers 13% en 6%.
Şehir su kullanımı diğer Avrupa şehirlerine kıyasla daha idarelidir.De prijzen zijn er hoog, ook in vergelijking met andere Europese hoofdsteden.
İnsan kalbi, bir pompayla kıyaslanabilir.Het menselijk hart is vergelijkbaar met een pomp.
HTML5’in bazı özellikleri Adobe Flash ile kıyaslansa da, aslında iki teknoloji birbirinden çok farklıdır.HTML5 jest często porównywany do Adobe Flash, jednak te dwie technologie są bardzo różne.
Modern eleştirmenler tarafından sıkça William Faulkner'e ve bazen de Herman Melville'e kıyaslanır.Przez zajmujących się jego twórczością porównywany bywa do Williama Faulknera i czasem do Hermana Melville’a.
W kelimelerinin bitleri arasındaki karıştırma işlemleri SHA-1'e kıyasla büyük oranda artmıştır.Zauważmy wielki wzrost mieszania bitów w słowa w stosunku do SHA-1.
Harmonie Magazine (Dergisi) ise gitar çalışını King Crimson'un Robert Fripp'i ile kıyasladı.Magazyn „Harmonie” porównał jego grę na gitarze z grą Roberta Frippa z zespołu King Crimson.
Kıyasıya bir dövüş olur ve bu dövüş sırasında birçok ana karakter ölür.W filmie napotykamy wiele walk, w których wielu głównych bohaterów ponosi śmierć.
Eğer ciddiyseniz albümünü kıyaslayacağınız ölçüt budur."Jeśliby tak miało być, jak było – to niech to szlag trafi.”
Kıyasla, katı yakıtlı hızlı üretken reaktörlerin reaktör başlatımı için en az 8 ton fissil yakıt gerekir.Natomiast reaktory na paliwo stałe wymagają co najmniej 8 ton paliwa rozszczepialnego do swojego uruchomienia.
Deyimsel çeviriler önceki çevirilere kıyasen çevrilir.Fragmenty te poprzedzała krótka przedmowa tłumaczki.
Yahudiler cübbe ve Fes giydiklerinden nüfusun geri kalanına kıyasla farklı görünüyorlardı.Dodatkowo Żydzi musieli nosić odrębny strój, odróżniający ich od reszty ludności.
Verilere göre gezegen geçmişte günümüzdeki haline kıyasla daha yaşanabilir haldeydi.W związku z tym jego wpływ na naszą planetę był silniejszy niż obecnie.
Kıyaslanacak olursa Güneş'in görünen kadir derecesi −26,8'dir.Dla porównania, wielkość gwiazdowa Słońca wynosi -26.8m.
Bu resim o zamanın portrelerine kıyasla çok değişikti.Jak się okazało, jest bardzo podobny do innych portretów tego artysty.
Diğer küçük şahinlere kıyasla, daha güçlü yapıda ve ağırdırlar.W porównaniu z płatkonogiem szydłodziobym jest nieco większy i mocniej zbudowany.
Mikro çeviriciler bilinen çeviricilere kıyasla birçok avantaj sağlamaktadırlar.Mikrokredyty dają więc wiele korzyści pośrednich.
Bu biralar günümüzdeki mild ale'ler ile kıyaslandığında oldukça sertti.Jednak tym razem okazali się gorsi od Milanu.
Hatta iki türün kıyaslanmasına da karşıyım.Zapobiega to też krzyżowaniu się obu gatunków.
Tom buzdolabındaki yemekleri kendisi yemeğe başlar ve ikisi arasında kıyasıya bir mücadele başlar.Za każdym razem, gdy jest u Krawczyków, je z nimi obiad i zagląda do ich lodówki.
Başlangıçta, dükalık günümüz Aşağı Avusturya eyaletine kıyasla nispeten küçük bir alana sahipti.Początkowo w jego bezpośrednim posiadaniu było niewielkie terytorium wokół Paryża.
Bu ilimlerde eşyaya ilişkin sentez, analiz ve kıyaslamalar yapılır.Praca ta jest wypełniona metaforami, porównaniami i analogiami.
Dar açıdan istihsân kıyasın bir kısmıdır.Stosunek jest częścią proporcji.
Modern eleştirmenler tarafından sıkça William Faulkner'e ve bazen de Herman Melville'e kıyaslanır.Han jämförs ofta med William Faulkner och ibland med Herman Melville.
Kitâb-ı Mukaddes ile kıyaslanınca, bunun açık bir yanlış olduğunu tespit edilmektedir.När den upprörs hörs ett abrupt "waa waa waa".
Çoğu özel şirketler bu Ansari X ödülünü kazanmak için kıyasıya mücadele vermişti.Det var en uppföljning av SpaceShipOne som vann Ansari X Prize.
Büyüklük bakımından ev kedisi ile kıyaslanabilir.I storlek kan den jämföras med en huskatt.
Tom buzdolabındaki yemekleri kendisi yemeğe başlar ve ikisi arasında kıyasıya bir mücadele başlar.Nästa morgon får han se Roberts penis i kylskåpet och börjar då allvarligt tvivla på deras förhållande.
Kaynaklarda İran halkı ve Turan halkının kıyasıya savaşlarından söz edilir.Det finns en legend som berättar att Iran och Turan låg i krig.
Kıyasla, Mayıs 2004'te sadece 17. en büyük Vikipedi sürümüdü.I maj 2004 var det den sjuttonde största utgåvan.
Newton kanunlarıyla kıyaslandığında, bu durum eylemsiz yerçekimini büyük derecede azaltır.Dessa rör sig enligt Newtons lagar långsammare ju längre bort från centrum de befinner sig.
Ayrıca filmi Miyazaki'nin klasik animasyonu Komşum Totoro ile kıyaslamıştır.Källor: Filmen producerades parallellt med Min granne Totoro.
Erişim tarihi: 19 Aralık 2010. ^ "Şehadet mi annem mi ikisinin kıyası çok zor".Expressen. ^ Okänd (3 december 1969). ”’Barn är underbara men de är så många’”.
Sayılar 2009'a kıyasla %19 artmıştı.Detta är en minskning med knappt 10 procent jämfört med september 2009.
Gündüzleri ortam geceye kıyasla oldukça sessiz ve güvenlidir.Skurholmen är väldigt lugnt både dag- och nattetid.
Ancak Hisarcık ilçesi il merkezine kıyasla biraz daha ılımandır.Detta kopplar samman satserna tätare än med en punkt.
Bu liste, deniz seviyesine kıyasla ülkelerin ve bazı özerk bölgelerin en yüksek noktalarını içermektedir.I kvalspelet deltar de lägst rankade ländernas ligamästare och några av de högre rankade ländernas ligatvåor.
Ayrıca, coğrafi konumu itibarıyla de bölge ülkelerine kıyasla oldukça avantajlı durumdadır.Vidare ansågs att de skulle vara relativt jämnt geografiskt fördelade över landet.
Her üç bileşen de birbirleri ile kıyaslanabilir büyüklüktedir.Alla är jämförbara med varandra med avseende på storlek.
Amilo, amilopektine kıyasla daha zor sindirilebilir.Амелі, здається, тужить через щось.
Ancak bu bile onu diğer akrabalarına kıyasla devasa yapar.Також агресивний він і по відношенню до інших самців.
Kıyas yoluyla hükme varan hukukçuya müçtehit denilir.Так, в основному називають процес викупу нареченої.
Dar açıdan istihsân kıyasın bir kısmıdır.Фактично, це є принципом еквівалентності.
Öte yandan Roma donanması hakkında Roma ordusuna kıyasla daha az bilgi vardır.Порівняно мало відомо про римський флот.
2011 ile kıyaslandığında %9.5 artış oldu.Це на 9,5% більше результатів 2011 року.
Bununla birlikte, tam ölçekli editörlere kıyasla çok daha az işlevsellik vardır. ^ WordПроте, він має набагато меншу функціональність у порівнянні з повномасштабними редакторами.