kıyafet ile cümle

kıyafet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İmparatorluk askerini hırpalayıp kıyafetlerini çalarlar.Os soldados crucificam Jesus e removem a sua roupa.
Kıyafetlerini değiştirir ve saçını keser.Ela mudou seu nome e cortou seu cabelo.
Yaş gruplarına göre kıyafet tercihleri değişmektedir.Desde pequeno já gostava de roupas diferenciadas.
Erkeklere ait özel bir kıyafet yoktur.Não resta nenhum vestígio dele.
İkisi de askeri kıyafetler giyer.Ambas têm vestibulares todos os anos.
O yıl çoğu kimse bu kıyafetlerden giydi denilebilir.Ela é muitas vezes vista vestindo apenas essas roupas.
Kaplamas, Megara'nın geleneksel Yunan kıyafeti.Bunad é o traje tradicional da Noruega.
Bu resimlerin birinde André döneminin şehirli kadın kıyafetleri içindedir.Ward, na verdade, estava usando as calças vermelhas de sua mulher na foto.
Belirgin olan başka bir detay ise çiftin üzerindeki kıyafetler.Outro segmento social do qual pouco se sabe sobre suas vestimentas são as crianças.
Daha sonra Gülşen dar bir deri kıyafetin içerisinde, başında avize gibi bir aksesuarla görünür.À frente, um com túnica vermelha está sentado frente a uma escrivaninha parecendo estar a ler um livro.
Ayrıca yeni eşya ve kıyafetler de oyuna eklenir.A expansão também oferece novas roupas e armas para serem usadas no jogo normal.
Bu Don Alonzo yeni bir kıyafete bürünmüş Kont Almaviva'dır.Lá conhecem capitão Sham, que é na verdade conde Olaf num disfarce.
Kamo çetenin karagahına gidip kıyafetini değiştirdi.Kamo então foi até a sede da gangue, onde mudou de uniforme.
P283 Ateş/alev dayanıklı/geciktirici kıyafet giyin.S36/37: Usar luvas e vestuário de protecção adequados.
Saçlarını keser ve kıyafetlerini değiştirir.Então, imediatamente raspou o cabelo e mudou de roupa.
Bununla beraber bu kıyafetler onun benliğinin bir parçası gibidir ama istediği zaman değiştirebilir.Pode também mudar de forma, as vezes tendo a aparência parecida com a do seu pai.
Bu dans yöresel kıyafetlerle yapılır.Este vazio também ocorria em lojas de roupa para dançarinos.
Sonuç olarak, şirket hayvan kürklü kıyafetlerın satışını durdurdu.Desde então dedica-se a vender roupa ciclista de importação.
Kamışlı'da insanların birçoğu yöresel Kürt kıyafeti ve Arap elbisesi olan kandura giyerler.Cirwal consiste em uma calça larga usada pelos árabes e muçulmanos por baixo da túnica.
Sağ alt köşedeki siyah kıyafetli kadın kendisidir.«A Roupa Nova da Direita».
Annesiyle aynı kıyafetleri giymektedir.Veste-se com roupas semelhantes às deles.
Senin kıyafetlerin nerede?Onde estão suas roupas?
Kıyafetleri kendisinin yaptığını söylese de ona kimse inanmayacaktır.Hoewel hij de waarheid vertelt, geloven zij hem niet.
Ringe DX müziği ve kıyafetleri ile geldiler.Later kwamen ze naar de ring met hun D-Generation X muziek en kleding.
Uygun kıyafet ve ayakkabı seçilmelidir.Het is noodzakelijk bijpassende schoenen te kopen.
Maskeli baloya Riccardo'nun hangi kıyafetle geleceğini Renato Oscar'dan sorup öğrenir.Op het bal probeert Renato er bij Oscar achter te komen wat het kostuum is dat Riccardo draagt.
Günümüzün aksine, o daha şişman idi ve kıyafet giymemişdir.Hij droeg toen wat andere kleding, was kleiner en minder dik.
London ile değişik bir ilişkisi vardır, çoğunlukla London onu gıcık eder ve kıyafetleriyle alay eder.London maakt haar altijd belachelijk door opmerkingen over haar kleren en haar haar te maken.
Mavi bir kıyafet giyer.Hij draagt een blauw uniform.
Michelangelo imzasını, Meryem'in kıyafetini bir arada tutan kuşağın üstüne yontmuştu.Michelangelo beitelde vervolgens zijn handtekening op het lint dat Maria’s gewaad bijeenhoudt.
Kırmızı kıyafetinden dolayı ona (The Red Eminence) de denir.De vinger heet zo omdat hij de (trouw)ring draagt.
Çünkü bir kadın, erkek kıyafetleri giymişti.Een vrouw mag geen mannenkleding dragen.
Siyah bir kıyafet giydi.Ze droeg een zwarte jurk.
Duruma uygun kıyafetler de giyilir.Daarbij hoort dan ook perfecte kleding.
İfade sıkça Sovyet Ordusunun kıyafetlerini belirtmek için kullanılmıştır.De ontwerpen verwijzen vaak naar Amerikaanse werk- en legerkleding.
Aynı zamanda makyaj yapıp yeni kıyafetler de yapmaya başladılar.Ze ontwerpen en maken ook andere kostuums.
Kadın, bir eli ile kıyafetini tutmuşdur.In de andere hand droeg ze een fakkel.
Bu performanslardan sonra tekrar kıyafet değiştirme arası verildi.Na afloop van deze activiteit kleedt men zich om.
İkisi de zengindir ve tasarımcı kıyafetleri giyerler.Beide zussen hebben veel talent voor het ontwerpen en maken van kleding.
Onlar şalvar ile siyah kıyafetler giyerlerdi.Ze droegen zwarte kousen en schoenen.
Polis raporlarına göre, Rabin’in vücudunda ve kıyafetinde barut bulunmuştu.Er zijn bloedsporen gevonden op zijn wapens en zijn kleding.
Sadece düğünlerde kırmızı yörük kıyafeti giyilmektedir.Tijdens bruiloftsfeesten dragen de vrouwen kleuriger kleding.
Sahne kıyafetlerinin pek çoğunu kendisi tasarladı.Een groot deel van haar jurken maakt ze zelf.
Tenleri ve kıyafetleri temizdi.Zijn brieven en kleren werden verbrand.
1980'lerde ise gecelik ve abartılı kıyafetler giydi.In de jaren 1960 maakte ze grote kleurrijke wandkleden.
Aslında kıyafetlerini değiştirip üniformalarını tekrar giyerler.Voor de grap verwisselen ze hun kleren.
Şapka ve Kıyafet Yasası'nın çıkartılması.Weerkorpsen en het uniformverbod.
Ayrıca yeni eşya ve kıyafetler de oyuna eklenir.De kleren en andere voorwerpen die bij het kind gevonden werden, moeten ook worden afgegeven.
Bu iki kategorinin kıyafetleri birbirinden farklıdır.Het verenkleed van beide geslachten is verschillend.
Bir kıyafetini çıkarıp atsa bile altından yeni bir kıyafet çıkmaktadır.Voor het koorgebed trekken ze over hun kleding nog een kovel.
Sığınma yeri, yemek, kıyafet ve sağlık yardımının dışında hiçbir şey verilmiyordu.Bovenop hun loon kregen ze nog voedsel, kledij, onderdak en medische verzorging.
Kenjutsuda kıyafetler geleneksel hakama , keikogi ve obiden oluşur.Behalve gerechten worden er traditioneel gereedschap, kleding en tentdoek van gemaakt.
Önlük, üniforma, vb. kıyafetler iş elbisesine örnek verilebilir.Het uiterlijk, de kleding, de vechtstijl; alles kun je zelf maken.
Renji de hafif bir değişim geçirir: boynunun çevresine kürklü bir kıyafet eklenir.Renji heeft ook een ander uniform, hij heeft een bontkraag tot zijn schouders.
Onun kızı, artık eski kıyafetleri gelmeyecek kadar büyümüş.Zijn dochter is uit al haar oude kleren gegroeid.
Gaga'nın uzun zamanlı iş birlikçisi Brandon Maxwell kıyafet tasarımını yaptı.Za dobór kostiumów odpowiadał długoletni współpracownik Gagi Brandon Maxwell.
Sonra kıyafetini çaldı ve dışarı çıktı.Następnie przebrał się w jego ubranie i wymknął się z budynku.
Bu amaçla, sinek kovucu kullanılabilir ve uygun kıyafet giyilebilir.Może to obejmować korzystanie z repelentów i noszenie odpowiednich ubrań.
Yeni kimliği olan "V" 'ye bürünerek Guy Fawkes maskesi ve kıyafeti edinir.Jej obrońca nosi maskę Guya Fawkesa i przedstawia się jako „V”.
İlk dönemlerde grubun diğer üyeleri de sahneye farklı saten kıyafetlerle sahneye çıkıyorlardı.To również pierwszy sezon, w którym członkowie otrzymują awans na inny kolor kombinezonu.
İlgili Sayfalar