kıyıya ile cümle

kıyıya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Alice abrió el camino, y todo el grupo nadó hacia la orilla. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Alice a condus calea, şi partidul întreg inotat la mal. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Alice a ouvert la voie, et le parti tout entier a nagé jusqu'à la rive. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Alice dẫn đường, và toàn Đảng, toàn bơi vào bờ. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Alice førte an, og hele partiet svømmede i land. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Alice ging voorop, en de hele partij zwom naar de oever. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Alice ging voran, und die ganze Partei schwamm ans Ufer. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Alice ha aperto la strada, e tutto il partito a nuoto verso la riva. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Alice memimpin jalan, dan seluruh partai berenang ke pantai. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Alice mostrou o caminho, e todo o grupo nadou até a costa. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Alice poprowadził, a cała strona dopłynął do brzegu. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Alice tietä, ja koko puolue ui rantaan. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Alice vedla cesta, a celá strana plaval ke břehu. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Alice vezette az utat, és az egész párt úszott a partra. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Alice viedla cesta, a celá strana plával k brehu. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Alice visade vägen, och hela sällskapet simmade till stranden. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Alice vodila pot, in celotno stranko priplaval do obale. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >앨리스는 방식을 주도하고, 그 파티는 해변으로 수영. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >> 第III章。幹部会、レースとロングテイル
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Αλίκη άνοιξε το δρόμο, και ολόκληρο το κόμμα κολύμπησε στην ακτή. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Алиса впереди, и вся компания поплыла к берегу. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Алис повеждат по пътя, и цялата страна доплува до брега. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >Аліса попереду, і вся компанія попливла до берега. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >אליס הוביל את הדרך, ואת כל החבורה שחה אל החוף. >
Alice yol açtı, ve tüm parti kıyıya yüzdü. >أليس قاد الطريق ، والحزب كله سبح الى الشاطئ. >
Arthur Philip, ilk filonun kaptanı, yeni gelenleri kıyıya yönlendirir.Arthur Philip, capitaine de la première flotille, amène les nouveaux venus à terre.
Arthur Philip, ilk filonun kaptanı, yeni gelenleri kıyıya yönlendirir.Arthur Philip, capitano della prima flotta, guida i nuovi arrivati a terra.
Arthur Philip, ilk filonun kaptanı, yeni gelenleri kıyıya yönlendirir.Arthur Philip, đội trưởng của đội tàu đầu tiên, dẫn những người mới đến bờ.
Arthur Philip, ilk filonun kaptanı, yeni gelenleri kıyıya yönlendirir.Arthur Phillip, el capitán de la flota primera, mostró el camino a tierra.
Arthur Philip, ilk filonun kaptanı, yeni gelenleri kıyıya yönlendirir.Przbyszów sprowadził na brzeg admirał Arthur Philip.
Arthur Philip, ilk filonun kaptanı, yeni gelenleri kıyıya yönlendirir.Артур Филипп, капитан первого флота, приводит новичков на берег.
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.A mi padre le habían dado un arma vieja que ni siquiera llegaba a la vera opuesta del río.
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.Az apámnak egy régi puskát adtak, ami még a folyó másik partját sem tudta elérni.
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.Cha tôi đã được giao một cây súng cũ đến mức nó chả bắn tới được bờ đối diện.
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.저의 아버지는 오래되어 심지어 강둑 반대편에도 미치지 못하는
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.Meu pai recebera um arma velha que nem conseguia alcançar a outra margem oposta.
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.Mijn vader had een oud geweer gekregen dat niet eens de andere rivieroever kon bereiken.
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.Min far var udstyret med et gammelt våben som ikke kunne nå til den modsatte flodbred.
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.Mio padre aveva un vecchio fucile che non andava oltre la riva opposta.
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.Mojemu ojcu dano starą strzelbę, która nie mogła sięgnąć przeciwległego brzegu.
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.Můj otec dostal starou pušku, které nebyla ani schopna dostřelit na druhý břeh.
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.On avait donné à mon père un vieux fusil qui ne pouvaient même pas atteindre la rive opposée.
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.Tatălui meu i se dăduse o armă veche, care nici nu putea trage până pe malul opus.
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.Του πατέρα μου του είχε δοθεί ένα τόσο παλιό όπλο που η σφαίρα δεν μπορούσε καν να φτάσει στην απέναντι όχθη.
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.Моему отцу выдали старую винтовку, из которой даже нельзя было попасть в цель на другом берегу реки.
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.Моєму батькові видали стару рушницю, яка навіть не могла дострілити до протилежного берега річки.
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.На баща ми му била дадена една стара пушка, която не можела да достигне насрещният край на реката.
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.אבי קיבל רובה ישן אשר לא יכל להגיע
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.لقد أعطي والدي بندقية قديمة لم يكن بمقدورها
Babama verilen eski bir silahtı ve mermiler karşı kıyıya bile erişemiyordu.旧式の銃では 弾が対岸まで 届かなかったのです
Beagle adadan adaya dolaştığından,Darwin kıyıya çıkmak için her fırsatı değerlendirdiAle během plavby souostrovím nevynechal jedinou příležitost k vystoupení na břeh.
Beagle adadan adaya dolaştığından,Darwin kıyıya çıkmak için her fırsatı değerlendirdiDar pe măsură ce Beagle trecea de la o insulă la alta, profită de orice ocazie ca să coboare pe uscat.
Beagle adadan adaya dolaştığından,Darwin kıyıya çıkmak için her fırsatı değerlendirdi'Ομως, καθώς το Μπιγκλ σταματούσε από νησί σε νησί... εκμεταλλεύτηκε κάθε ευκαιρία να κατέβει στη στεριά.
Beagle adadan adaya dolaştığından,Darwin kıyıya çıkmak için her fırsatı değerlendirdiПо мере продвижения судна "Бигль" вдоль островов, он всякий раз спускался на берег, проводя исследования.
Beagle adadan adaya dolaştığından,Darwin kıyıya çıkmak için her fırsatı değerlendirdiאך כש"ביגל" דילגה בין אי למשנהו .הוא ניצל כל הזדמנות לעלות לחוף
Beagle adadan adaya dolaştığından,Darwin kıyıya çıkmak için her fırsatı değerlendirdiلكن كما بيغل قفز من الجزيرة إلى الجزيرة أخذ أيّ فرصة للذهاب على اليابسة
Bu günlerde denizin içine girip... ...kumu kıyıya kadar getirmek zorundayız.Agora temos que entrar no mar e trazê-la para terra
Bu günlerde denizin içine girip... ...kumu kıyıya kadar getirmek zorundayız.Ahora debemos ir dentro del mar y traerla a la tierra
Bu günlerde denizin içine girip... ...kumu kıyıya kadar getirmek zorundayız.Maintenant on doit aller jusque dans la mer et le ramener sur terre.
Bu günlerde denizin içine girip... ...kumu kıyıya kadar getirmek zorundayız.nu bliver vi nødt til at hente det fra havet og tage det med op på

İlgili Sayfalar