Kıtlık iyice şiddetlendi.大飢饉が更に深刻化。
Mahallede 1922 yılından 1930 yılına kadar kıtlık olmuştur.1930年暮れから1932年はじめまでスペインに居住。
Kıtlık civar ülkelere de yayıldı.諸国に天然痘が大流行した。
Mağazalarda raflar boş, insanlar adeta kıtlık yaşamaktaydı.夕方の店内は、活字に飢えた人たちで一杯だった。
Kıtlık, kullanılabilir kaynakların tüm ihtiyaç ve istekleri karşılayamaması anlamına gelmektedir.稀缺意味着可用的资源不足以满足所有需要和需求。
Kıtlıktan evvel Kazaklar toplam nüfusun %60'nı oluştururken, kıtlık sonrası bu oran %38'e gerilemişti.这场饥荒之前,这个共和国60%的人口是哈萨克族,但饥荒过后,只有大约38%的人口是哈萨克族。
Uluslararası ilişkiler alanında insanların açlık veya kıtlık durumunda bulunmamasını belirtir.在这样的社会秩序下没有人会挨饿或失业。
Diğerininki ise Ehrimandır, kötülük ve kıtlık saçan anlamındadır.有必宜改者,則以漸移變,使無跡可尋。
Çünkü kıtlık içindeki bir topluluğun tarımı keşfedecek zamanı yoktur.마을 사람들은 한(漢)이라는 시대도 몰랐다.
1866-1868 Finlandiya Kıtlığı, Finlandiya ve İsveç'te yaşanan bir kıtlıktı.핀란드 대기근(핀란드어: suuret nälkävuodet 수레트 낼캐부오데트)은 1866년과 1868년 사이 핀란드 전역과 스웨덴 북부에서 발생한 기근이다.
Fakat her zaman bu yeterli gelmeyebilir ve kıtlık da görülebilirdi.또한 아무리 먹어도 배고픔은 그치지 않게 된다.
Kıtlık iyice şiddetlendi.הרעב היה כבד מנשוא.
1315-1317 Büyük Kıtlığı, 14. yüzyılın başlarında Avrupa'nın büyük bir kısmını etkileyen büyük bir kıtlıktır.הרעב הגדול של 1315–1317 - תקופת רעב המוני ששררה באירופה במהלך ימי הביניים.
Ekonomi biliminde bu duruma kıtlık denir.במדעי המחשב, מצב זה נקרא הרעבה.
Yusuf yedi yıl bolluk olacağını, yedi yıl ise çok şiddetli bir kıtlık olacağını söyledi.יוסף פתר לפרעה את חלומותיו, וניבא לו שיהיו עתה שבע שנות שבע ולאחריהן שבע שנות רעב.
Kenan ülkesindeki kıtlık çok şiddetlenmişti.במחוז יונאן שרר רעב כבד ביותר.
Yedi yıl süren kıtlık sonucunda Etiyopya'daki Tana Gölü'ne yerleşmiştir.לאחר שבע שנות רעב בארצו, נדד אנאייר לאזור אגם טאנה באתיופיה.
Geçmişte kıtlık dönemleri oldukça yaygındı.ההידבקות הייתה בעבר נפוצה מאוד.
Onun küsmesiyle toprağın bereketi kalmaz, insanlar kıtlık tehlikesine uğrarlar.ללא האצות האלמוג יכול עדיין לצוד באמצעות זרועות הציד שלו, אבל הוא למעשה מורעב, ונמצא בסכנת מוות.
1687-1731 yılları arasında sadece Mısır'ı 6 kıtlık vurdu.В Египет между 1687 и 1731 г. има шест масови глада.
Kıtlık ve kuraklık oldu.Настъпват гладът и немотията.
Yaklaşık iki milyon insan savaş, kıtlık ve hastalık sonucu öldü.Поне 1 милион души умират от глад, болести и умора, причинени от тези политики.
2005 yılında yapılan araştırmaya göre Afrika'da yaklaşık 380 milyon insan kıtlık çekmektedir.По данни на ООН през 2005 около 850 милиона души страдат от хронично недохранване.
1740-1741 yılları arasında İrlanda'da büyük bir açlık ve kıtlık dönemi yaşandı.През 491 г. в Иран настава засушаване и глад.
Kıtlık ve kuraklık oldu.Postali su gladni i očajni.
Yaklaşık iki milyon insan savaş, kıtlık ve hastalık sonucu öldü.U tom razdoblju je oko milijun ljudi umrlo od posljedica rata i gladi.
Yusuf yedi yıl bolluk olacağını, yedi yıl ise çok şiddetli bir kıtlık olacağını söyledi.Nakon sedam godina obilja tijekom kojih je Josip skupio zalihe uslijedio je sedam gladnih godina.
Sonuç olarak onyıllarca süren kıtlık ve çatışmalar olmuştur.Posljedica toga bila su desetljeća gladi i razdora.
Kıtlık ve kuraklık oldu.Začala byť hysterická a náladová.
1609-1610 yılındaki kıtlıkta 500 İngiliz yerleşimcinin yalnızca 60'ı hayatta kalabilmiştir.V máji 1610 zostalo z pôvodných tristo osadníkov nažive už iba šesťdesiat.
1687-1731 yılları arasında sadece Mısır'ı 6 kıtlık vurdu.Med letoma 1687 in 1731 je Egipt doživel šest let lakote.
Bu olaydan seksen yıl sonra, 2241'de, bu köy Arroyo bir kıtlıkla karşı karşıya kalıyor.Leta 2241, 80 let po dogodkih v Falloutu, vas Arroyo prizadane huda suša.
Kenan ülkesindeki kıtlık çok şiddetlenmişti.V kanaanski deželi je zavladala huda lakota.
Fakat her zaman bu yeterli gelmeyebilir ve kıtlık da görülebilirdi.Kruha ni bilo dovolj in velikokrat so bili lačni.
Büyük Kıtlık, 1315 ilkbaharında kötü hava koşullarıyla başladı.Bojevanje je zaustavila spomladi leta 1045 šele huda lakota.
1687-1731 yılları arasında sadece Mısır'ı 6 kıtlık vurdu.1687–1731 m. teritorijoje buvo užfiksuoti šeši bado laikotarpiai.
Yedi yıllık bolluk sona erince şiddetli bir kıtlık baş gösterdi.Septyneri blogi metai sukėlė badą ir didelę emigraciją.
Kıtlıktan milyonlarca insan etkilenmiştir ve 6 milyonu ölmüştür.Mažiausiai 2 milijonai mirė nuo ligų, 6 milijonai dingo, buvo priimta juos laikyti mirusiais.
Kıtlık Çini vurdu.Jis išsitraukė Kinijos ugninį.
Etiyopya'da kıtlık baş gösterdi.Algas Etioopia näljahäda.
Bu durum bazı bölgelerde kıtlık yaşanmasına sebep oldu.Konflikt on põhjustanud piirkonnas näljahäda.
Kıtlık Avrupa'da doğal olarak gerçekleşen son büyük kıtlık idi.Teine suure näljahäda aegsel Iirimaal.
Kıtlık ve kuraklık oldu.Algasid näljahädad ja katkulained.
2001'de felaket bir kıtlık yaşadık.2001-ben borzalmas éhínséget éltünk át.
2001'de felaket bir kıtlık yaşadık.2001년인데요. 그때 우리는 끔찍한 기근을 겪었습니다.
2001'de felaket bir kıtlık yaşadık.5か月もしないうちにマラウィ人みんなが餓死し始めました
2001'de felaket bir kıtlık yaşadık.Em 2001 passámos por uma terrível fome.
2001'de felaket bir kıtlık yaşadık.En 2001 experimentamos una terrible hambruna.
2001'de felaket bir kıtlık yaşadık.En 2001, nous avons connu une terrible famine.
2001'de felaket bir kıtlık yaşadık.I 2001 oplevede vi en frygtelig hungersnød.
2001'de felaket bir kıtlık yaşadık.Im Jahr 2001 erlebten wir eine fürchterliche Hungersnot.
2001'de felaket bir kıtlık yaşadık.În 2001 a fost o foamete grozavă.
2001'de felaket bir kıtlık yaşadık.In 2001 leden we onder een verschrikkelijke hongersnood.
2001'de felaket bir kıtlık yaşadık.Năm 2001, chúng tôi trải qua sự thiếu thốn kinh khủng.
2001'de felaket bir kıtlık yaşadık.Nel 2001 abbiamo sofferto una terribile carestia.
2001'de felaket bir kıtlık yaşadık.Pada 2001 kami mengalami paceklik yang mengerikan.
2001'de felaket bir kıtlık yaşadık.Under 2001 upplevde vi en fruktansvärd svält.
2001'de felaket bir kıtlık yaşadık.V roku 2001 sme zažili hrozný hlad.
2001'de felaket bir kıtlık yaşadık.Vuonna 2001 koimme hirvittävän nälänhädän.
2001'de felaket bir kıtlık yaşadık.W 2001 roku nadeszła klęska suszy.