Yusuf yedi yıl bolluk olacağını, yedi yıl ise çok şiddetli bir kıtlık olacağını söyledi.Zjistí, že Egypt čeká sedm let úrody a sedm let hladomoru.
Salgın hastalıklar ve kıtlıklar önemli bozulmalara ve demografik değişimlere neden olmuştu.Epidemie a hladomor způsobovaly velké demografické změny.
Kıtlıkları temsil eder.Najít jejich slabiny.
Aynı yıl Hiung-nu kıtlık ve bulaşıcı hastalıklarından dolayı nüsufunun üçte ikisini kaybetmişti.Toho roku ztratili Siung-nuové kvůli suchu dvě třetiny svých stád skotu.
1315-1317 Büyük Kıtlığı, 14. yüzyılın başlarında Avrupa'nın büyük bir kısmını etkileyen büyük bir kıtlıktır.1315 - 1317 postihl velkou část Evropy tzv. Velký hladomor.
Kıtlık ve kuraklık oldu.Byla z toho bída a hlad.
Ekonomi biliminde bu duruma kıtlık denir.V našem prostředí bychom to mohli nazvat vědecký populismus.
Kıtlık civar ülkelere de yayıldı.Foamea se face remarcată și la demografia teritoriilor respective.
Fakat her zaman bu yeterli gelmeyebilir ve kıtlık da görülebilirdi.Atunci va fi lipsă și foamete mare.
1921-1922 Sovyet Kıtlığı Savaş Komünizmi döneminde baş gösteren kıtlık.1921–1922-ben éhínség söpör végig az országon, melyet a hadikommunizmus és az 1921-es aszály okozott.
Mağazalarda raflar boş, insanlar adeta kıtlık yaşamaktaydı.A textilgyárak bezártak, a lakosság pedig gyakran éhezett.
İnsanlar kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlar.A védőket a kiéheztetés veszélye fenyegette.
Büyük depremler, birçok yerde salgın hastalıklar ve kıtlıklar olacak.Súlyos aszályok és járványok dúlnak mindenhol.
1985 - Afrika'daki fakirlik ve kıtlık dolayısıyla yaşanan ölümleri azaltmak için Live Aid konseri düzenlendi.1985: megtarják a Live Aid koncertet az afrikai éhezőkért.
Finlandiya'da kıtlık, büyük açlık yılları (suuret nälkävuodet) olarak bilinir.Vera az „éhezés éveiben” (Hungerjahren) nőtt fel.
1740-1741 yılları arasında İrlanda'da büyük bir açlık ve kıtlık dönemi yaşandı.1739-40-ben éhínség pusztított.
Stoklar kısa sürede tükenince Roma'da bir kıtlık baş gösterdi.Ekkor Rómában a váratlan szárazság miatt éhínség tört ki.
Bu durum bazı bölgelerde kıtlık yaşanmasına sebep oldu.Tämä pahentaa joidenkin alueiden nälkäongelmaa.
Etiyopya'da kıtlık baş gösterdi.Etiopiassa alkoi nälänhätä.
Kıtlık Çini vurdu.Masentunut Hitler ryhtyi nälkälakkoon.
Yusuf yedi yıl bolluk olacağını, yedi yıl ise çok şiddetli bir kıtlık olacağını söyledi.Joosef tulkitsi unen merkitsevät seitsemää hyvää ja viljavaa vuotta ja seitsemää nälkävuotta.
Savaş sonrası dönemde yoğun açlık ve kıtlık yaşanmıştır.Sisällissodan aikoina ja sen jälkeen maassa oli valtava nälänhätä.
Fakat her zaman bu yeterli gelmeyebilir ve kıtlık da görülebilirdi.Riittävän ravinnon saanti oli monesti ongelma, ja nälkää nähtiin ajoittain.
Uluslararası ilişkiler alanında insanların açlık veya kıtlık durumunda bulunmamasını belirtir.Palautuminen vaatii sen, ettei hahmo ole nälkäinen tai janoinen.
1866-1868 Finlandiya Kıtlığı, Finlandiya ve İsveç'te yaşanan bir kıtlıktı.Suuret nälkävuodet vuosina 1866–1868 olivat viimeisin laajamittainen nälänhätä Suomessa ja Länsi-Euroopassa.
Kıtlık civar ülkelere de yayıldı.Mellakat levisivät myös maakuntiin.
1076/1077 kışında, Konstantinopolis kıtlık çekmiştir.Από το χειμώνα του 1076/1077, η Κωνσταντινούπολη αντιμετώπιζε την πείνα.
Yusuf yedi yıl bolluk olacağını, yedi yıl ise çok şiddetli bir kıtlık olacağını söyledi.Ο Ιωσήφ ερμήνευσε ότι θα έλθουν στη χώρα επτά χρόνια ευφορίας και επτά ακαρπίας και λιμού.
Bu durum bazı bölgelerde kıtlık yaşanmasına sebep oldu.Αυτά τα αίτια οδήγησαν σε λιμοκτονία ορισμένες κοινωνικές ομάδες.
Büyük Kıtlık, 1315 ilkbaharında kötü hava koşullarıyla başladı.Den store hungersnød begyndte med dårligt vejr i 1315.
Etiyopya'da kıtlık baş gösterdi.Hungersnød i Etiopien.
Bu arada İngiltere'de yaygın ve büyük bir kıtlık ortaya çıktı.Da han fik magten, hærgede en voldsom hungersnød i England.
Yusuf yedi yıl bolluk olacağını, yedi yıl ise çok şiddetli bir kıtlık olacağını söyledi.Drømmen er en advarsel om at Egypten vil få 7 gode år og 7 dårlige år.
Geçmişte kıtlık dönemleri oldukça yaygındı.Menneskeæderi var tidligere meget udbredt.
Şehir savunması son taarruzları da püskürtmüştü ancak kıtlık başlamıştı.Byen var allerede på randen af hungersnød, og belejringen blev kort.
1315-1317 Büyük Kıtlığı, 14. yüzyılın başlarında Avrupa'nın büyük bir kısmını etkileyen büyük bir kıtlıktır.Den store hungersnøden i 1315-1317 var den første i serien av store kriser som rammet Europa på 1300-tallet.
1687-1731 yılları arasında sadece Mısır'ı 6 kıtlık vurdu.Egypt hadde seks sultkatastrofer mellom 1687 og 1731.
Kıtlık iyice şiddetlendi.Hungersnød brøt ut.
Bu olaydan seksen yıl sonra, 2241'de, bu köy Arroyo bir kıtlıkla karşı karşıya kalıyor.I løpet av 2241, led Arroyo under sterk tørke.
Etiyopya'da kıtlık baş gösterdi.Slekten er utbredt i Etiopia.
Mağazalarda raflar boş, insanlar adeta kıtlık yaşamaktaydı.Man stanset salget av togbilletter i de regioner som var rammet av hungersnøden.
Finlandiya'da kıtlık, büyük açlık yılları (suuret nälkävuodet) olarak bilinir.Di Finlandia, bencana ini disebut "tahun-tahun kelaparan besar" (suuret nälkävuodet).
Salgın hastalıklar ve kıtlıklar önemli bozulmalara ve demografik değişimlere neden olmuştu.Wabah penyakit dan kelaparan mengakibatkan gangguan besar dan perubahan demografi.
1866-1868 Finlandiya Kıtlığı, Finlandiya ve İsveç'te yaşanan bir kıtlıktı.Kelaparan 1866–1868 adalah bencana kelaparan terakhir yang terjadi di Finlandia dan Swedia.
1687-1731 yılları arasında sadece Mısır'ı 6 kıtlık vurdu.Mesir mengalami enam kelaparan antara 1687 dan 1731.
Çünkü kıtlık içindeki bir topluluğun tarımı keşfedecek zamanı yoktur.Badan dalam pemahaman demikian tidak berarti penjara bagi jiwa.
Kıtlıktan etkilenen bir Rus kız çocuğu.Seorang gadis Hindu Rusia dengan bindi di dahinya.
Yaklaşık iki milyon insan savaş, kıtlık ve hastalık sonucu öldü.Diperkirakan 2.000.000 hingga 4.000.000 orang tewas akibat perang, kelaparan, dan penyakit.
Etiyopya'da kıtlık baş gösterdi.Nạn đói bùng nổ ở Ethiopia.
1687-1731 yılları arasında sadece Mısır'ı 6 kıtlık vurdu.Từ năm 1687 đến năm 1731, Ai Cập trải qua sáu nạn đói.
Fakat her zaman bu yeterli gelmeyebilir ve kıtlık da görülebilirdi.Thời gian đầu nó có thể không chịu ăn và nhịn đói.
Yaklaşık iki milyon insan savaş, kıtlık ve hastalık sonucu öldü.Khoảng hai triệu người đã thiệt mạng do chiến tranh, nạn đói và bệnh tật gây ra bởi cuộc xung đột.
Kıtlık civar ülkelere de yayıldı.Đói nghèo vẫn phổ biến rộng rãi trong các thành phần dân cư.
Ancak Saure bu durumun bir kıtlık hali olmadığını kabul etmektedir.Công sứ Nếu các ngươi hiểu, thì năm nay sẽ không có nạn đói.
1740-1741 yılları arasında İrlanda'da büyük bir açlık ve kıtlık dönemi yaşandı.1740年–1741年 - アイルランド大飢饉。
En temel gereksinim maddelerinde bile ciddi bir kıtlık vardı.経済難の中でも最大の問題は大飢饉であった。
Kıtlıktan etkilenen bir Rus kız çocuğu.陽気な性格のロシア生まれの少女。
İnsanlar kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlar.市民は兵糧攻めの状態だ。
Diğerininki ise Ehrimandır, kötülük ve kıtlık saçan anlamındadır.前編(罪)と後編(罰)とで別の人物。
Fakat her zaman bu yeterli gelmeyebilir ve kıtlık da görülebilirdi.いつも腹ペコで、食べ物が目の前にあると我慢できない。