Diğerininki ise Ehrimandır, kötülük ve kıtlık saçan anlamındadır.Contiene: L'oppressore e l'oppresso.
1866-1868 Finlandiya Kıtlığı, Finlandiya ve İsveç'te yaşanan bir kıtlıktı.1866-1868 Carestia in Finlandia.
Savaş sonrası dönemde yoğun açlık ve kıtlık yaşanmıştır.Ne seguì un periodo di grande carestia e miseria.
Kıtlık ender olmasına rağmen Norveçliler genellikle hatırı sayılır ölçüde kıtlık koşullarında yaşıyorlardı.Inoltre, per quanto scomodi, erano più abitabili nel clima desertico.
Ancak kaledeki kıtlık dolayısıyla, taarruzu deneyen Osman Paşa başarılı olamadı.Tuttavia tornati al parco, sembra che Muscle Man non abbia imparato la lezione.
Mağazalarda raflar boş, insanlar adeta kıtlık yaşamaktaydı.Non si trovava più mais nella capitale, e la gente era molto affamata.
Yedi yıl süren kıtlık sonucunda Etiyopya'daki Tana Gölü'ne yerleşmiştir.Через семь лет голода в своей стране, он, как говорит легенда, пришел в район озера Тана, в Эфиопии.
Yusuf yedi yıl bolluk olacağını, yedi yıl ise çok şiddetli bir kıtlık olacağını söyledi.Иосиф толкует сны так, что сперва будет семь изобильных лет, а затем будет семь лет голода.
1985 - Afrika'daki fakirlik ve kıtlık dolayısıyla yaşanan ölümleri azaltmak için Live Aid konseri düzenlendi.1985 — В Лондоне и Филадельфии одновременно прошли концерты «Live Aid» в помощь голодающим в Африке.
Savaş sonrası dönemde yoğun açlık ve kıtlık yaşanmıştır.Массовая демобилизация по окончанию этой войны вызвала безработицу и голод.
Mağazalarda raflar boş, insanlar adeta kıtlık yaşamaktaydı.Магазины были пусты, люди стояли в длинных очередях, чтобы купить продукты.
Fakat her zaman bu yeterli gelmeyebilir ve kıtlık da görülebilirdi.Ровно ничего бы не добилась и давным-давно поколела бы с голоду.
Doğu Avrupa'da meydana gelen kıtlıklar nedeniyle, bazı kavimler doğuya doğru göç etmeye başlamıştır.Но несмотря на ряд несогласных, некоторые племена начали передвижение на восток.
Uluslararası ilişkiler alanında insanların açlık veya kıtlık durumunda bulunmamasını belirtir.Помимо всего прочего — гарант того, что жители дома не умрут от голода.
Fakat kuraklık, kıtlık ve açlık sorunları çözülemedi.Голод, бедность и несчастья тут же исчезли.
Buguruslan 1921 Açlıktan ölenler 1921 Kıtlık dolayısıyla ölen bir kadın 1922В 1921 году потерял мать, умершую от голода.
Kıtlık ender olmasına rağmen Norveçliler genellikle hatırı sayılır ölçüde kıtlık koşullarında yaşıyorlardı.Норвежцы обычно жили в условиях значительной нехватки продовольствия, хотя голод был редок.
Kıtlık ve kuraklık oldu.Люди голодали и обовшивели.
Etiyopya'da kıtlık baş gösterdi.В Афинах начался голод.
Finlandiya'da kıtlık, büyük açlık yılları (suuret nälkävuodet) olarak bilinir.تعرف هذه المجاعة في فنلندا باسم "سنوات الجوع الكبير" (suuret nälkävuodet) .
Hindistan'da Dekkan'da 1702-04 arasındaki kıtlık 2 milyonu aşkın can kaybına yol açmıştır.وتسببت المجاعة في ديكان في مقتل ما لا يقل عن مليوني شخص في 1702-1704.
1315-1317 Büyük Kıtlığı, 14. yüzyılın başlarında Avrupa'nın büyük bir kısmını etkileyen büyük bir kıtlıktır.المجاعة الكبرى بين 1315 و 1317 كانت البداية لموجة من الكوارث التي ضربت أوروبا في أوائل القرن الرابع عشر .
Bunun ülkede kıtlık çıkacağının alameti olduğu söylendi ve öyle de oldu.و نخلص من هذا المتن أن المجاعة قد حدثت..
Kıtlık, kullanılabilir kaynakların tüm ihtiyaç ve istekleri karşılayamaması anlamına gelmektedir.الندرة: تعني عدم كفاية الموارد المتاحة لإشباع جميع الاحتياجات والرغبات الإنسانية.
1687-1731 yılları arasında sadece Mısır'ı 6 kıtlık vurdu.كما شهدت مصر ستة مجاعات بين 1687 و 1731 .
Bu durum bazı bölgelerde kıtlık yaşanmasına sebep oldu.وسبب ذلك القلق للبعض بشأن إمكانية حدوث مجاعة بين هذه المدن.
Yaklaşık 2 000 000-4 000 000 insan savaş sırasında hastalık veya kıtlıktan ölmüştür.مات في الحرب حوالي ثمانية ملايين ونصف المليون جندي، سواء بإصابات مباشرة أثناء الحرب أو بسبب الأمراض.
Kıtlık ender olmasına rağmen Norveçliler genellikle hatırı sayılır ölçüde kıtlık koşullarında yaşıyorlardı.ولكن حتى في ظل ظروف أكثر استقرارًا، يستمر الجوع في بعض الدول.
1076/1077 kışında, Konstantinopolis kıtlık çekmiştir.Pelo inverno de 1076/1077, Constantinopla estava experimentando fome.
Roma'daki kıtlık onu Gotik Muhafızlarını terhis etmek zorunda bıraktı.A fome em Roma o forçou a dissolver sua guarda pessoal de mercenários godos.
İnsanlar kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlar.As pessoas estavam fugindo da fome.
Etiyopya'da kıtlık baş gösterdi.O objetivo principal era o fim da fome na Etiópia.
Savaş sonrası dönemde yoğun açlık ve kıtlık yaşanmıştır.Após a catástrofe, a população remanescente sofria de fome e medo.
Tarımsal üretim geriledi ve kıtlık tarım ürünleri fiyatlarının yükselmesine yol açtı.As taxas de desemprego subiram e os preços dos produtos agropecuários caiu drasticamente.
Onun küsmesiyle toprağın bereketi kalmaz, insanlar kıtlık tehlikesine uğrarlar.Sua presença irá muito rapidamente mudar a aparência das coisas e os pobres deixarão de morrer de fome.
Kıtlık Avrupa'da doğal olarak gerçekleşen son büyük kıtlık idi.Het was ook de laatste natuurlijk veroorzaakte hongersnood in Europa.
1866-1868 Finlandiya Kıtlığı, Finlandiya ve İsveç'te yaşanan bir kıtlıktı.De hongersnood van 1866-1868 was de laatste hongersnood van Finland en noordelijk Zweden.
1740-1741 yılları arasında İrlanda'da büyük bir açlık ve kıtlık dönemi yaşandı.In Ierland veroorzaakte de strenge winter hongersnood in 1740-1741.
Bunun ülkede kıtlık çıkacağının alameti olduğu söylendi ve öyle de oldu.Iedereen rammelt van de honger dus er moet iets gebeuren.
Finlandiya'da kıtlık, büyük açlık yılları (suuret nälkävuodet) olarak bilinir.W historiografii fińskiej mówi się o „wielkich latach głodu” (fiń. suuret nälkävuodet).
Fakat her zaman bu yeterli gelmeyebilir ve kıtlık da görülebilirdi.Następuje to jednak zwykle późno i pisklęta mogą zginąć z głodu.
Onun küsmesiyle toprağın bereketi kalmaz, insanlar kıtlık tehlikesine uğrarlar.Sławienie w pieśniach uczt nie dziwi u ludzi cierpiących głód.
Aynı yıl Hiung-nu kıtlık ve bulaşıcı hastalıklarından dolayı nüsufunun üçte ikisini kaybetmişti.W tym czasie Legion stracił już 1/3 stanu z powodu ciężkiej zimy i chorób.
İnsanlar kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlar.Ludzie byli ogarnięci głodem wolności.
Kıtlık ve kuraklık oldu.Głód i nędza.
Bütün ülke kıtlıktan kırıldı ve insanlar kaçarak Erivan'ı terk ettiler.Nigdy nie podniosło się z ruin, a cały Eregion opustoszał.
1315-1317 Büyük Kıtlığı, 14. yüzyılın başlarında Avrupa'nın büyük bir kısmını etkileyen büyük bir kıtlıktır.Den stora svälten i 1315-1317 var den första av en serie kriser som drabbade Europa på 1300-talet.
Yaklaşık iki milyon insan savaş, kıtlık ve hastalık sonucu öldü.200 000 man dog av kyla, svält och krigsskador.
O dönemde kıtlık haberleri mümkün olduğunca sansürlenerek dünyanın dikkatinden saklanmıştır.Sedan dess har divisionen fortsatt att bistå med katastrofhjälp i hela världen när möjligt.
Etiyopya'da kıtlık baş gösterdi.Sērba är en slätt i Etiopien.
1866-1868 Finlandiya Kıtlığı, Finlandiya ve İsveç'te yaşanan bir kıtlıktı.Missväxtåren 1867-1869 i Sverige och Finland ^
Bunun sonucunda kıtlık meydana geldi.Det hela slutade med katastrof.
1848: Genç Irelander İsyanı Büyük Kıtlık sırasında gerçekleşti.1847 skickade han nödhjälp till det svältande Irland.
Büyük Kıtlık, 1315 ilkbaharında kötü hava koşullarıyla başladı.Усе розпочалося з поганих погодних умов на весні 1315 року.
1985 - Afrika'daki fakirlik ve kıtlık dolayısıyla yaşanan ölümleri azaltmak için Live Aid konseri düzenlendi.1985 В Лондоні і Філадельфії одночасно пройшли концерти «Live Aid» для допомоги голодаючих Африки.
Mağazalarda raflar boş, insanlar adeta kıtlık yaşamaktaydı.Люди мерли на ходу, в хатах лежали пухлі від голоду.
20. yüzyılda Batı Avrupa ile ABD'de ve öteki gelişmiş ülkelerde kıtlık görülmemiştir.У неволі в Європі і Америці до XX століття не поширювався.
Yurt içinde ise işsizlik ve kıtlık söz konusuydu.Нищівного удару селу завдали колективізація та голодомор.
Otuz ay süren kuşatmada "kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu".Життя в ті часи було дуже важке — люди були напівголодні,не мали можливості навіть добре поїсти хліба.
1740-1741 yılları arasında İrlanda'da büyük bir açlık ve kıtlık dönemi yaşandı.V letech 1740-1741 pak například způsobilo hladomor v Irsku.