Somali'de Kıtlık.Głód w Somalii. Spiker 3: Policja obezwładnia gazem.
Somali'de Kıtlık.Hungersnød i Somalia. Oplæser tre: Politi preberspray.
Somali'de Kıtlık.La polizia fa uso di spray al peperoncino.
Somali'de Kıtlık.Locutor 3: La policía arroja gas pimienta.
Somali'de Kıtlık."Politie pepperspray."
Somali'de Kıtlık.Présentateur 3 : Le gaz irritant de la police.
Somali'de Kıtlık.PTV 3: Cảnh sát xịt hơi cay.
Somali'de Kıtlık.Rendőrségi bors spray.
Somali'de Kıtlık.Reportér 3: Polícia použila slzný plyn.
Somali'de Kıtlık.Sprecher 3: Pfefferspray der Polizei.
Somali'de Kıtlık.Třetí hlasatel: Policie použila slzný plyn.
Somali'de Kıtlık.Полиция использует слезоточивый газ.
Somali'de Kıtlık.Трети говорител: Полицията пръска с лютив спрей.
‹‹Sonra bütün Mısır ve Kenan ülkesini kıtlık vurdu, büyük sıkıntılar başladı. Atalarımız yiyecek bulamadılar.A venit o foamete în tot Egiptul şi Canaanul. Nevoia era mare, şi părinţii noştri nu găseau merinde.
‹‹Sonra bütün Mısır ve Kenan ülkesini kıtlık vurdu, büyük sıkıntılar başladı. Atalarımız yiyecek bulamadılar.Ja tuli nälänhätä koko Egyptiin ja Kanaaniin ja suuri vaiva, eivätkä meidän isämme saaneet mistään ravintoa.
‹‹Sonra bütün Mısır ve Kenan ülkesini kıtlık vurdu, büyük sıkıntılar başladı. Atalarımız yiyecek bulamadılar.그 때에 애굽과 가나안 온 땅에 흉년들어 큰 환난이 있을새 우리 조상들이 양식이 없는지라
‹‹Sonra bütün Mısır ve Kenan ülkesini kıtlık vurdu, büyük sıkıntılar başladı. Atalarımız yiyecek bulamadılar.Men der kom Hungersnød over hele Ægypten og Kanån og en stor Trængsel, og vore Fædre fandt ikke Føde.
‹‹Sonra bütün Mısır ve Kenan ülkesini kıtlık vurdu, büyük sıkıntılar başladı. Atalarımız yiyecek bulamadılar.Och hungersnöd kom över hela Egypten och Kanaan med stort betryck, och våra fäder kunde icke få något att äta.
‹‹Sonra bütün Mısır ve Kenan ülkesini kıtlık vurdu, büyük sıkıntılar başladı. Atalarımız yiyecek bulamadılar.Potom přišel hlad na všecku zemi Egyptskou i Kananejskou, a soužení veliké, aniž měli pokrmů otcové naši.
‹‹Sonra bütün Mısır ve Kenan ülkesini kıtlık vurdu, büyük sıkıntılar başladı. Atalarımız yiyecek bulamadılar.Potom prišiel hlad na celý Egypt a na Kanaán a veľké súženie, a naši otcovia nachádzali potravín.
‹‹Sonra bütün Mısır ve Kenan ülkesini kıtlık vurdu, büyük sıkıntılar başladı. Atalarımız yiyecek bulamadılar.Så kom det hungersnød over hele Egyptens land og Kana'an, og stor trengsel, og våre fedre fant ikke føde.
‹‹Sonra bütün Mısır ve Kenan ülkesini kıtlık vurdu, büyük sıkıntılar başladı. Atalarımız yiyecek bulamadılar.Sobreveio então uma fome a todo o Egito e Canaã, e grande tribulação; e nossos pais não achavam alimentos.
‹‹Sonra bütün Mısır ve Kenan ülkesini kıtlık vurdu, büyük sıkıntılar başladı. Atalarımız yiyecek bulamadılar.И настана глад по цялата Египетска и Ханаанска земя и голямо бедствие; и бащите ни не намираха прехрана.
‹‹Sonra bütün Mısır ve Kenan ülkesini kıtlık vurdu, büyük sıkıntılar başladı. Atalarımız yiyecek bulamadılar.И пришел голод и великая скорбь на всю землю Египетскую и Ханаанскую, и отцы наши не находили пропитания.
‹‹Sonra bütün Mısır ve Kenan ülkesini kıtlık vurdu, büyük sıkıntılar başladı. Atalarımız yiyecek bulamadılar.Прийшла ж голоднеча на всю землю Єгипецьку та Ханаанську, та горе велике; і не знайшли поживи отцї наші.
‹‹Sonra bütün Mısır ve Kenan ülkesini kıtlık vurdu, büyük sıkıntılar başladı. Atalarımız yiyecek bulamadılar.ויהי רעב על כל ארץ מצרים וכנען וצרה גדולה ואבותינו לא מצאו אכל׃
‹‹Sonra bütün Mısır ve Kenan ülkesini kıtlık vurdu, büyük sıkıntılar başladı. Atalarımız yiyecek bulamadılar.ثم أتى جوع على كل ارض مصر وكنعان وضيق عظيم فكان آباؤنا لا يجدون قوتا.
‹‹Sonra bütün Mısır ve Kenan ülkesini kıtlık vurdu, büyük sıkıntılar başladı. Atalarımız yiyecek bulamadılar.後 來 埃 及 和 迦 南 全 地 遭 遇 饑 荒 、 大 受 艱 難 、 我 們 的 祖 宗 、 就 絕 了 糧
‹‹Sonra bütün Mısır ve Kenan ülkesini kıtlık vurdu, büyük sıkıntılar başladı. Atalarımız yiyecek bulamadılar.後 來 埃及 和 迦南 全 地 遭遇 饑荒 、 大 受 艱難 、 我們 的 祖宗 、 就 絕了糧
Sürekli kıtlık yaşayan fakir bir ülke olan Etiyopya bir tarım sulama sistemi kurmak istiyor.Etiopia, um pais pobre com fomes regulares, quer construir um sistema de irrigação agricola.
Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısıra gitti.Bấy giờ, trong xứ bị cơn đói kém; sự đói kém ấy lớn, nên Áp-ram xuống xứ Ê-díp-tô mà kiều ngụ.
Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısıra gitti.Bấy_giờ , trong xứ bị cơn đói_kém ; sự đói_kém ấy lớn , nên Áp - ram xuống xứ Ê - díp-tô mà kiều ngụ .
Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısıra gitti.Er brak echter een zware hongersnood uit in Kanaän en Abram besloot naar Egypte uit te wijken.
Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısıra gitti.Hubo hambre en la tierra, y Abram descendió a Egipto para residir allí, pues el hambre era grande en la tierra
Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısıra gitti.그 땅에 기근이 있으므로 아브람이 애굽에 우거하려 하여 그리로 내려갔으니 이는 그 땅에 기근이 심하였음이라
Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısıra gitti.Venne una carestia nel paese e Abram scese in Egitto per soggiornarvi, perché la carestia gravava sul paese
Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısıra gitti.И был голод в той земле. И сошел Аврам в Египет, пожить там, потомучто усилился голод в земле той.
Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısıra gitti.ויהי רעב בארץ וירד אברם מצרימה לגור שם כי כבד הרעב בארץ׃
Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısıra gitti.وحدث جوع في الارض. فانحدر ابرام الى مصر ليتغرب هناك. لان الجوع في الارض كان شديدا.
Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısıra gitti.那 地 遭 遇 饑 荒 、 因 饑 荒 甚 大 、 亞 伯 蘭 就 下 埃 及 去 、 要 在 那 裡 暫 居
Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısıra gitti.那 地 遭遇 饑荒 、 因 饑荒 甚大 、 亞伯蘭 就 下 埃及 去 、 要 在 那 裡暫居
Ülkemizdeki kıtlık ve korkunç şartlar hiçbir ayrım yapmaz.La pobreza y estas terribles condiciones en nuestro país no discriminan.
Ülkemizdeki kıtlık ve korkunç şartlar hiçbir ayrım yapmaz.La povertà e le terribili condizioni in cui versa il nostro paese non devono essere motivo di discriminazione.
Ülkemizdeki kıtlık ve korkunç şartlar hiçbir ayrım yapmaz.Для бедности и ужасных условий жизни в нашей стране нет различий.
Ülkeye kıtlık gönderdi, Bütün yiyeceklerini yok etti.(104:16) И призвал голод на землю; всякий стебель хлебный истребил.
Ülkeye kıtlık gönderdi, Bütün yiyeceklerini yok etti.A chemat foametea asupra ţării, şi a tăiat orice mijloc de trai.
Ülkeye kıtlık gönderdi, Bütün yiyeceklerini yok etti.A keď privolal hlad na zem a polámal každú oporu chleba,
Ülkeye kıtlık gönderdi, Bütün yiyeceklerini yok etti.Chamou a fome sobre a terra; retirou-lhes todo o sustento do pão.
Ülkeye kıtlık gönderdi, Bütün yiyeceklerini yok etti.Chiamò la fame sopra quella terra e distrusse ogni riserva di pane
Ülkeye kıtlık gönderdi, Bütün yiyeceklerini yok etti.Cuando trajo hambre sobre la tierra y cortó todo el sustento de pan
Ülkeye kıtlık gönderdi, Bütün yiyeceklerini yok etti.Gdy przywoławszy głód na ziemię, wszystkę podporę chleba pokruszył.
Ülkeye kıtlık gönderdi, Bütün yiyeceklerini yok etti.Hungersnød kaldte han frem over Landet, hver Brødets Støttestav brød han;
Ülkeye kıtlık gönderdi, Bütün yiyeceklerini yok etti.Il appela sur le pays la famine, Il coupa tout moyen de subsistance.
Ülkeye kıtlık gönderdi, Bütün yiyeceklerini yok etti.Ja kun hän kutsui nälänhädän maahan ja kokonaan mursi leivän tuen,
Ülkeye kıtlık gönderdi, Bütün yiyeceklerini yok etti.Když přivolav hlad na zemi, všecku hůl chleba polámal,
Ülkeye kıtlık gönderdi, Bütün yiyeceklerini yok etti.그가 또 기근을 불러 그 땅에 임하게 하여 그 의뢰하는 양식을 다 끊으셨도다
Ülkeye kıtlık gönderdi, Bütün yiyeceklerini yok etti.kor éhséget idéze elõ a földön; [és] a kenyérnek minden botját eltöré,
Ülkeye kıtlık gönderdi, Bütün yiyeceklerini yok etti.Ngài khiến cơn đói kém giáng trong xứ, Và cất hết cả lương thực.
Ülkeye kıtlık gönderdi, Bütün yiyeceklerini yok etti.Ngài khiến cơn đói_kém giáng trong xứ , Và cất hết cả lương_thực .
Ülkeye kıtlık gönderdi, Bütün yiyeceklerini yok etti.Och när han bjöd hungersnöd komma över landet och fördärvade allt deras livsuppehälle,