Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.És láthatják, ezek az éhínség évei voltak.
Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.Et ensuite, vous voyez, ce sont les années de famine.
Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.In potem, vidite, to so bila leta lakote.
Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.그리고 수 년 동안 기근이 있었습니다.
Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.Nämä olivat nälkävuodet.
Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.Pak, jak vidíte, přišly roky hladomorů.
Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.Questi, poi, furono i duri anni della carestia.
Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.Sen ser ni, så kom svältåren.
Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.Und hier, sehen Sie, hier gab es die Hungersnot.
Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.Và đây là những năm nạn đói hoành hành.
Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.Y luego, como ven, estos fueron años de hambruna.
Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.Και τότε, βλέπετε, αυτά ήταν χρόνια λιμού.
Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.А затем, вы видите, были голодные годы.
Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.А потім, бачите, були голодні роки.
Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.И след това, виждате ли, има години на глад.
Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.ואז, אתם רואים, אלה שנות הרעב
Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.هنا كما ترون كان سنوات مجاعة
Daha sonra kıtlık yıllar geliyor.この年は最悪でした、国民はスウェーデンに見切りをつけました
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Al nono giorno del quarto mese, quando la fame dominava la città e non c'era più pane per la popolazione
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.a [negyedik] hónap kilenczedik napján akkora inség lett a városban, hogy nem volt mit enni a föld népének.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Aos nove do quarto mês, a cidade se via tão apertada pela fome que não havia mais pão para o povo da terra.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Deveti dan četrtega meseca je bila huda lakota v mestu, in ni bilo kruha za ljudstvo dežele.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Deveti dan četrtega meseca je nastala huda lakota v mestu, in ni bilo kruha za ljudstvo dežele.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Deviateho dňa toho štvrtého mesiaca zmocnil sa mesta hlad, a nebolo chleba pre ľud zeme.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.În ziua a noua a lunii a patra, era mare foamete în cetate, aşa că poporul ţării nu mai avea pîne de loc.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.În ziua a noua a lunii a patra, era mare foamete în cetate, şi nu era pîne pentru poporul ţării.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.그 사월 구일에 성중에 기근이 심하여 그 땅 백성의 식물이 진하였더라
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.그 사월 구일에 성중에 기근이 심하여 그 땅 백성의 양식이 진하였고
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Nel quarto mese, il nove del mese, mentre la fame dominava nella città e non c'era più pane per la popolazione
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Ngày mồng chín tháng tư , có sự đói_kém lớn trong thành , dân_sự không có bánh .
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Ngày mồng chín tháng tư, có sự đói kém lớn trong thành, dân sự không có bánh.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Ngày mồng chín tháng tư , trong thành bị đói_kém lắm , đến_nỗi dân của đất nầy không có bánh nữa .
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Ngày mồng chín tháng tư, trong thành bị đói kém lắm, đến nỗi dân của đất nầy không có bánh nữa.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.På den niende Dag i den fjerde Måned blev Hungersnøden hård i Byen, og Folket fra Landet havde ikke Brød.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Potom štvrtého mesiaca, deviateho dňa toho mesiaca zmocnil sa mesta hlad, a nebolo chleba pre ľud zeme.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Tedy dnia dziewiątego czwartego miesiąca był wielki głód w mieście, a nie miał chleba lud ziemi.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Toen raakte het laatste voedsel in de stad op.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.V kterémžto, devátého dne čtvrtého měsíce, rozmohl se hlad v městě, a neměl chleba lid země.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.V kterémžto, měsíce čtvrtého, devátého dne téhož měsíce, rozmohl se hlad v městě, a neměl chleba lid země.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Και την ενατην του τεταρτου μηνος η πεινα υπερισχυσεν εν τη πολει, και δεν ητο αρτος δια τον λαον του τοπου.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.В девятый день месяца усилился голод в городе, и не было хлеба у народа земли.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.В четвертом месяце, в девятый день месяца, голод в городе усилился, и не было хлеба у народа земли.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.בחדש הרביעי בתשעה לחדש ויחזק הרעב בעיר ולא היה לחם לעם הארץ׃
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.בתשעה לחדש ויחזק הרעב בעיר ולא היה לחם לעם הארץ׃
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.في الشهر الرابع في تاسع الشهر اشتد الجوع في المدينة ولم يكن خبز لشعب الارض.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.في تاسع الشهر اشتد الجوع في المدينة ولم يكن خبز لشعب الارض.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.四 月 初 九 日 、 城 裡 有 大 飢 荒 、 甚 至 百 姓 都 沒 有 糧 食
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.四月 初九 日 、 城裡 有 大 飢荒 、 甚至 百姓 都 沒有 糧食
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.四 月 初 九 日 、 城 裡 有 大 饑 荒 、 甚 至 百 姓 都 沒 有 糧 食
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.四月 初九 日 、 城裡 有 大 饑荒 、 甚至 百姓 都 沒有 糧食
Fransa'da para yoktu. Kıtlık vardı ve insalar açtı.Il y a une famine, les gens ont faim et tout le monde, que ce soit Louis XVI,
Gücünü kıtlık kemirecek, Tökezleyince, felaket yanında bitiverecek.Av sult blir hans kraft fortært, og ulykke står ferdig ved hans side.
Gücünü kıtlık kemirecek, Tökezleyince, felaket yanında bitiverecek.Dahulu ia kuat, kini ia merana; bencana menemaninya di mana-mana
Gücünü kıtlık kemirecek, Tökezleyince, felaket yanında bitiverecek.Diventerà carestia la sua opulenza e la rovina è lì in piedi al suo fianco
Gücünü kıtlık kemirecek, Tökezleyince, felaket yanında bitiverecek.Éhség emészti fel az õ erejét, és nyomorúság leselkedik oldala mellett.
Gücünü kıtlık kemirecek, Tökezleyince, felaket yanında bitiverecek.En su riqueza está hambriento, y a su lado está lista la desgracia
Gücünü kıtlık kemirecek, Tökezleyince, felaket yanında bitiverecek.Foamea îi mănîncă puterile, nenorocirea este alături de el.
Gücünü kıtlık kemirecek, Tökezleyince, felaket yanında bitiverecek.Hladovitá bude síla jeho, a bída pohotově při boku jeho.
Gücünü kıtlık kemirecek, Tökezleyince, felaket yanında bitiverecek.Hunger wird seine Habe sein, und Unglück wird ihm bereit sein und anhangen.
Gücünü kıtlık kemirecek, Tökezleyince, felaket yanında bitiverecek.Jeho sila bude hladná, a nešťastie bude pohotove po jeho boku.