Beni kışkırtmayın, çünkü yaparım.Nu mă provocaţi!
Beni kışkırtmayın, çünkü yaparım.Verleiten Sie mich lieber nicht, denn sonst tue ich es wirklich.
Beni kışkırtmayın, çünkü yaparım.Μη με προκαλείτε γιατί θα το κάνω.
Beni kışkırtmayın, çünkü yaparım.Не искушайте меня, а то я запою.
Beni kışkırtmayın, çünkü yaparım.Не спокушайте, бо заспіваю.
Beni kışkırtmayın, çünkü yaparım.אל תבקשו ממני, כי אני עוד אעשה את זה.
Beni kışkırtmayın, çünkü yaparım.لاتحثوني، لأني سأفعلها.
Beni kışkırtmayın, çünkü yaparım.卒業後は私立の高校に進学しました
Biz kışkırtılmadığımız sürece kavga etmeyiz.Ci battiamo solo se provocati
Biz kışkırtılmadığımız sürece kavga etmeyiz.MARCEL: Wir kämpfen nur, wenn man uns proviziert.
Bu durumda vücudunuzda biraz kışkırtılmış hissederseniz şaşırmayın.몸과 마음이 좀 불안하고 동요되어도 놀라지 마십시오.
Bu durumda vücudunuzda biraz kışkırtılmış hissederseniz şaşırmayın.Ваш розум відчуває те саме.
Bu durumda vücudunuzda biraz kışkırtılmış hissederseniz şaşırmayın.כשאתם יושבים ולא עושים דבר והמוח שלכם מרגיש כך.
Bu durumda vücudunuzda biraz kışkırtılmış hissederseniz şaşırmayın.حين تجلس و لا تقوم بأي شيء وكذلك عقلك
Bu durumda vücudunuzda biraz kışkırtılmış hissederseniz şaşırmayın.鈍くて 退屈な心に 気づくかもしれません
Bunun sebebi de, onun gibi insanların homofobik fikirleri kışkırtmaları.유럽보다 동성애자 수가 적어 보이는 것이라고 말했다
Bunun sebebi de, onun gibi insanların homofobik fikirleri kışkırtmaları.Это происходит как раз из-за таких людей как он, которые провоцируют своими гомофобными идеями, вроде этой.
Bunun sebebi de, onun gibi insanların homofobik fikirleri kışkırtmaları.بالضبط لأن من الناس من أمثاله الذين يشتغلون ضدهم.
Bunun sebebi de, onun gibi insanların homofobik fikirleri kışkırtmaları.モラレス氏によれば、ヨーロッパにおける食品の遺伝子組み換えが、同性愛者が多い原因だとのことです。
Bu örnek sizi kışkırtacak.Eu vou provocar-te.
Bu örnek sizi kışkırtacak.Ho intenzione di provocarti.
Bu örnek sizi kışkırtacak.Ik ga je provoceren.
Bu örnek sizi kışkırtacak.Jag kommer provocera er.
Bu örnek sizi kışkırtacak.여러분을 도발하겠다는 말이죠.
Bu örnek sizi kışkırtacak.Mam zamiar Cię sprowokować.
Bu örnek sizi kışkırtacak.Os voy a provocar.
Bu örnek sizi kışkırtacak.Πρόκειται να σας προκαλέσω.
Bu örnek sizi kışkırtacak.Ще те провокирам.
Bu örnek sizi kışkırtacak.ואני אקניט אתכם
Bu örnek sizi kışkırtacak.سأقوم باستقزازك
Bu örnek sizi kışkırtacak.これがあなただとします
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.A provocat criza rachetelor.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı. Bu silahlanma yarışına neden oldu. Uzay yarışını başlattı.Sputnik menimbulkan celah misil, meletuskan perlombaan senjata, memulai perlombaan luar angkasa.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.Cela provoqua le "missile gap".
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.Den provocerade fram skillnaden i missiler.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.Előidézte a rakéta hiányt.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.Es war Auslöser für die Diskrepanz in der Entwicklung von Raketen.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.Ha stimolato la produzione di missili, la corsa allo spazio, e alle armi.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.Het provokeerde de 'missile gap'.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.Mostrou a diferença a nível de armamento.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.Nó kích động khoảng cách về không tiễn.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.Provocó el abismo de los misiles.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.Říkali tomu 'missile gap' - ruský předstih v raketách.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.Sputnik은 발사체 수준 차이를 유발했고,
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.Sputnik pozostawił Amerykę daleko w tyle.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.To je izzvalo raketno vrzel.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.Vyvolalo to "missile gap".
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.Προκάλεσε το χάσμα πυραύλων.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.Той предизвиква ракетната криза.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.Це спровокувало ракетний бум.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.Это спровоцировало ракетный бум.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.הוא עורר את פער הטילים.
Bütün bunlar, füze yarışını kışkırttı.また、軍備拡張競争を引き起こしました
Çünkü suçun ağzını kışkırtıyor, Hilekârların diliyle konuşuyorsun.Albowiem pokazują nieprawość twą usta twoje, chociażeś sobie obrał język chytrych,
Çünkü suçun ağzını kışkırtıyor, Hilekârların diliyle konuşuyorsun.Denn deine Missetat lehrt deinen Mund also, und hast erwählt eine listige Zunge.
Çünkü suçun ağzını kışkırtıyor, Hilekârların diliyle konuşuyorsun.Din Skyld oplærer din Mund, du vælger de listiges Sprog.
Çünkü suçun ağzını kışkırtıyor, Hilekârların diliyle konuşuyorsun.for din synd legger ordene i din munn, og du velger falske menns tale.
Çünkü suçun ağzını kışkırtıyor, Hilekârların diliyle konuşuyorsun.Kajti krivičnost tvoja ti poučuje usta, in voliš govor prekanjencev.
Çünkü suçun ağzını kışkırtıyor, Hilekârların diliyle konuşuyorsun.Kata-katamu membuktikan bahwa engkau bersalah, tapi kejahatanmu kaututupi dengan bersilat lidah
Çünkü suçun ağzını kışkırtıyor, Hilekârların diliyle konuşuyorsun.네 죄악이 네 입을 가르치나니 네가 간사한 자의 혀를 택하였구나