Senatus'u da Antonius'a karşı kışkırtmıştı.Senatet erklærte krig mot Marcus Antonius.
Konya Ayaklanması Din duygusu kullanılarak kışkırtmalarla çıkmıştır.Bruk av dominanten skaper en følelse av spenning.
Şehir halkını Latin tüccarlara karşı kışkırttı, çoğu Venedikli ve Cenevizli olan tüccarlar katledildi.Ia memprovokasi warga untuk membantai orang-orang Latin, kebanyakan para pedagang Venesia dan Genova.
Bu duruma üzülen Gaia eşinden nefret etmeye başladı, Titanları Uranüs'e karşı kışkırttı.Gaia marah atas tindakan Uranus dan mengajak para Titan untuk memberontak melawan Uranus.
Chris Rock daha sonra Gaga'nın gösterişli ve kışkırtıcı tavrını savundu.Chris Rock sau đó đã bảo vệ hành vi khiêu khích rực rỡ của cô.
Danzo savaş kışkırtıcısı haline gelip de Üçüncü Hokage'ye karşı çıkınca Kök dağıtıldı.Vì Danzou là một kẻ hiếu chiến và tranh chấp với Hokage Đệ Tam, Căn đã bị giải tán.
Bu isyanın Ricimer tarafından kışkırtıldığı yolunda iddialar vardır.これは清の反発を恐れたためである。
Podlecki’ye göre Douris, Aspasia’nın hem Sisam hem de Pelopones Savaşlarını kışkırttığını ileri sürmüştür.ポドレッキによるとサモス島のドゥーリスはアスパシアがサモス戦争もペロポネソス戦争も煽動したとの考えを示していたようである。
Ayrıca giydiği kıyafette cezbedici ve kışkırtıcı bir görünüm sergilemelidir.見かけによらず挑発的な下着を着けている。
Bu "yako sahibi" hanelerin, cinleri kışkırtıp sevmedikleri insanlara musallat ettiklerinden bahsedilmektedir.この試合の球審を務めた天知俊一が高めを一切、取らなかったのも原因の一つと言われる。
Kısmen Tacikistan İç Savaşı'nı kışkırttı.他在一定程度上挑起了塔吉克斯坦内战。
Bazı asileri kışkırttığı ve kendisinin müslüman olmadığı ileri sürüldü.外人经常嘲讽他,而他也从不为自己的邋遢道歉。
Özellikle İsa'yı sürekli olarak kışkırtır.對於耶穌的話每次都會感到震驚。
Bazı asileri kışkırttığı ve kendisinin müslüman olmadığı ileri sürüldü.설혹 일부가 고구려인으로서 자부심을 갖고 살았다 하여 그들이 곧 고구려 종족은 아니다.
Podlecki’ye göre Douris, Aspasia’nın hem Sisam hem de Pelopones Savaşlarını kışkırttığını ileri sürmüştür.포드레키에 따르면 사모스 섬의 두리스는 아스파시아가 사모스 전쟁도 펠로폰네소스 전쟁도 선동했다는 생각을 보인 듯하다.
İrlanda'da ayaklanmayı kışkırttı.בינתיים ממתעורר מרד באירלנד.
Bu iç savaşta UNITA ve FNLA, MLPA'ya karşı birbirlerini kışkırtmışlardı.פרישתה השאירה את MPLA ואת UNITA להילחם זו בזו על השליטה במדינה.
Uygunsuz şekilde kışkırtıcı davranış veya görünüm sergilemek.הפגנת גישה או התנהגות יהירה.
İlerleyen haftalarda Charlotte ve Brooke, Banks'i kışkırtmaya devam etti.През следващите седмици, Шарлът и Брук продължават да провокират Банкс.
Kışkırtıcı ve kaba olabileceği basınla zor bir ilişkisi vardı.Тя има нелесна връзка с пресата, с която може да е груба и провокативна.
Kışkırtıcıların kim olduğunu bilmek istiyorum.Успява да разбере и кои ще са извършителите на преврата.
Athena Aineas kılığına girmiş ve Hektoru savaşması için kışkırtmış ve sonra da Hektor'u savaşa göndermiştir.Potom je Atena, odjevena kao Trojanac, uvjerila Hektora da se bori licem u lice.
Bu durum daha da kötüleşirse, birey toplumdaki tüm olumsuzlukları kışkırtmaya daha da eğilimli olur.Da bi situacija bila još gora, svi će zajedno živjeti.
Haçlı Seferleri döneminde Hristiyanları Müslümanlara karşı kışkırttılar.Už v kresťanskom staroveku sa používali trestné opatrenia proti bludárom.
Kışkırtıcı yazıları ile tanındı.Skupina je znana po provokativnih besedilih.
Erişkin erkeklerin kışkırtıldığı zaman kırmızı yamalı tacı ortaya çıkar.Tedaj se za krdelom izmučenih sužnjev in nasilnih biričev prikaže Rdeča zver.
Ama periler ve devler Lúdvérc’i sinsice kışkırtırlar.Kljub temu Srbi in Hrvati lahko razumejo štokavščino.
Yerli çocukların köleleştirilmesi de savaşı kışkırtan diğer bir sebeptir.Kita svarbi indėnų nykimo priežastis – karas.
Jamie'lerin kışkırtmasıyla Sophie, Severin'i ziyaret eder.Šokiruotas to, ką pamatė, Frederis prisijungia prie darbininkų.
"Ayrılıkçılığı kışkırtmak" ve "devlet sırlarını yasadışı bir biçimde elde etmekten" suçlanır.Dabar jie yra kaltinami „nelegalų turinį padarę viešai prieinamu“.
1 Ekim 2017'de Bir kadın Katalan referendumu esnasında ulusal polisi kışkırtırken.Mulher repreende Polícia Nacional durante referendo catalão em 1º de outubro de 2017.
1 Ekim 2017'de Bir kadın Katalan referendumu esnasında ulusal polisi kışkırtırken.Señora mayor increpa a la Policía Nacional durante el referendum catalán, el 1 de octubre de 2017.
1 Ekim 2017'de Bir kadın Katalan referendumu esnasında ulusal polisi kışkırtırken.Une personne âgée invective la police nationale lors du référendum catalan du 1er octobre 2017.
1 Ekim 2017'de Bir kadın Katalan referendumu esnasında ulusal polisi kışkırtırken.Женщина делает выговор Национальной полиции во время каталонского референдума, 1 октября 2017 года.
2) Açık seçik kışkırtıcı bir şekilde giyinmişsen cinsel tacizi bildirme.2) Não denuncie assédio sexual se você estava usando roupas provocantes.
2) Açık seçik kışkırtıcı bir şekilde giyinmişsen cinsel tacizi bildirme.2) Ne signalez pas un harcèlement sexuel si vous vous habillez de manière provocante.
2) Açık seçik kışkırtıcı bir şekilde giyinmişsen cinsel tacizi bildirme.2) No denuncies acoso sexual si te vistes de forma provocativa.
2) Açık seçik kışkırtıcı bir şekilde giyinmişsen cinsel tacizi bildirme.2) Non denunciare una molestia sessuale se sei vestita in maniera provocante.
2) Açık seçik kışkırtıcı bir şekilde giyinmişsen cinsel tacizi bildirme.2)Μην καταγγείλετε σεξουαλική παρενοχληση αν είστε προκλητικα ντυμενη.
2) Açık seçik kışkırtıcı bir şekilde giyinmişsen cinsel tacizi bildirme.2) Не следует сообщать о сексуальном домогательстве, если была провокационно одета.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil.4Shbab의 세계에서, 이것은 섹스어필을 의미하는게 아닙니다.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil. Cehennem azabından da bahsedilmiyor.4Shbab không phải là về những chủ đề gợi tình, cũng như về sự tức giận và trừng phạt.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil. Cehennem azabından da bahsedilmiyor.A 4Shbab világa nem az érzéki riszálásról szól, de nem is a pokol kénköves tüzéről.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil. Cehennem azabından da bahsedilmiyor.In de wereld van 4Shbab draait het niet om sexy dansen, maar ook niet om hel en verdoemenis.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil. Cehennem azabından da bahsedilmiyor.În lumea 4Shbab, nu e vorba despre mișcări lascive, dar nici despre foc și pucioasă.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil. Cehennem azabından da bahsedilmiyor.W świecie 4Shbab nie chodzi o ruchy biodrami, ale również nie chodzi o straszenie piekłem.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil.Dans le monde de 4Shabab, il n'est pas question de secousses et de grincements.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil.Di dunia 4Shbab, ini bukanlah tentang benturan dan tumbukan.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil.En el mundo de 4Shbab, no se trata de rozamientos gratuitos.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil.I 4Shbabs värld handlar det inte om att stöta och mala på.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil.In der Welt von 4Shbab geht es nicht um Sex.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil.Nel mondo di 4Shbab non si vedono strusciamenti da discoteca.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil.No mundo do 4Shbab a sensualidade não é importante.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil.Ve světě 4Shbab to není o narážení a rachocení.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil.Vo svete 4Shbab-u to nie je o narážaní a škrípaní.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil.Στον κόσμο του 4Shbab, δεν υπάρχουν βίαιες κινήσεις.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil.В мире 4Shbab нет виляния и вращения бедрами.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil.В света на 4Shbab не става дума за сблъсък и потискане.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil.У світі 4Shbab немає вигинів і вихляння стегнами.
4Shbab"ın dünyasında bu bir kışkırtma değil.בעולם של 4Shbab אין סקס ופרובוקציות.