İhtilafı kışkırtmak istediler.Те искаха да предизвикат полемика.
İhtilafı kışkırtmak istediler.הם רצו לעורר מחלוקת.
İhtilafı kışkırtmak istediler.أرادوا إثارة الضغائن والفتنة.
İhtilafı kışkırtmak istediler.その辺の話は知ってると思うけど
İncil, çok tehlikeli bir metin. İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.성서는 매우 위험한 텍스트이다. 성서의 여러 구절은 사람들이 동성애를 적대시하도록 부추긴다.
İncil, çok tehlikeli bir metin. İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.В Библии есть отрывки, подстрекающие к насилию против гомосексуалов.
İncil, çok tehlikeli bir metin. İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.У Біблії є уривки, що підбурюють до насильства проти гомосексуалів.
İncil, çok tehlikeli bir metin. İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.الكتاب المقدس هو نص خطير جدا. هناك العديد من الفقرات التي تسعى للتحريض على الكراهية ضد مثلي الجنس من الرجال.
İncil, çok tehlikeli bir metin. İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.「男性同士が共に寝れば、二人とも死刑に処せられせる」というくだりはその一例です。
İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.Ci sono molti passaggi che cercano di incitare all'odio contro gli omosessuali.
İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.Der er flere passager, der opildner til homofobisk had.
İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.Det finns flera passager som anstiftar människor att vara emot homosexuella.
İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.Er zijn meerdere passages, die haat jegens homoseksuelen aanwakkeren.
İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.Es gibt mehrere Passagen, die gegen Homosexuelle aufhetzen.
İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.Exista mai multe pasaje care instiga impotriva homosexualilor.
İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.Je v nej mnoho pasáží, ktoré podnecujú proti homosexualite.
İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.Je v ní mnoho pasáží, které podněcují proti homosexualitě.
İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.Nombreux sont les passages qui cherchent à attiser la haine des hommes contre les homosexuels.
İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.Siinä on useita jakeita, joissa ihmisiä yllytetään homoseksuaaleja vastaan.
İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.Több részében a homoszexuálisok ellen felizgat.
İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.Trong do co mot so doan khuyen khich su thu ghet dong tinh luyen ai.
İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.V njej mnogo odlomkov napeljuje ljudi proti homoseksualnosti.
İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.Znajduje się w niej wiele fragmentów, które podburzają przeciw homoseksualistom.
İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.Υπάρχουν αρκετά εδάφια που υποκινούν τους ανθρώπους να είναι εναντίον των ομοφιλοφίλων
İnsanları eşcinsellere karşı kışkırtan pek çok kısım içeriyor.В няколко пасажа се подстрекава хората да бъдат против хомосексуалистите.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Chúng tôi truyền cảm hứng, khơi gợi, động viên và mang đến hy vọng cho đồng bào Iran.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Estamos ahí para inspirar, provocar, movilizar y para llevar esperanza a nuestra gente.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Estamos lá para inspirar, para provocar, para mobilizar, para trazer a esperança ao nosso povo.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Inspirálnunk, provokálnunk, mozgósítanunk kell az embereinket, reményt kelteni bennük.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Inspirujemy, prowokujemy, mobilizujemy i przynosimy nadzieję Irańczykom.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Jsme zde, abychom inspirovali, provokovali mobilizovali, abychom svému lidu přinesli naději.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Kami ada untuk menginspirasi, mendorong, menggerakkan, membawa harapan bagi bangsa kami.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.저희는 영감을 주고, 도발하고, 동원시키고, 국민들이 희망을 가질 수 있도록 노력합니다.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Nous sommes là pour inspirer, pour provoquer, pour mobiliser, pour donner de l'espoir à notre peuple.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Siamo lì per ispirare, provocare, mobilitare, dare speranza al nostro popolo.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Suntem acolo să inspirăm, să provocăm, să mobilizăm să aducem speranță poporului nostru.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.We zijn er om te inspireren, te provoceren, te mobiliseren, om onze mensen hoop te bieden.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Wir sind hier, um zu inspirieren, zu provozieren, zu mobilisieren, den Menschen Hoffnung zu bringen.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Είμαστε εκεί για να εμπνέουμε, να προκαλούμε, να κινητοποιούμε, να φέρνουμε ελπίδα στο λαό μας.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Ми маємо надихати, провокувати, мобілізувати, дати надію нашому народу.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Мы пришли, чтобы вдохновлять, провоцировать, мобилизовать, нести людям надежду.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.אנחנו שם בשביל לנסוך השראה, לגרות, לנייד, להביא תקווה לעמנו.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.نحن موجودون هناك لإلهام وإثارة، لتعبئة، لجلب الأمل لشعبنا.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.喚起・刺激・結集して 幸福をもたらしています 私たちは国外に対する
- Kışkırtıcı bakışlar atıyorsun da ondan.Bueno, eso es porque sigues provocando el contacto.
- Kışkırtıcı bakışlar atıyorsun da ondan.C'est parce que t'arrêtes pas de le provoquer du regard.
- Kışkırtıcı bakışlar atıyorsun da ondan.- Dat komt omdat jij contact zoekt.
- Kışkırtıcı bakışlar atıyorsun da ondan.Mert te egyfolytában provokálod őt.
- Kışkırtıcı bakışlar atıyorsun da ondan.Não pára de olhar para aqui. Bem, isso é porque estás a provocá-lo.
- Kışkırtıcı bakışlar atıyorsun da ondan.- Pentru că tot provoci contactul.
- Kışkırtıcı bakışlar atıyorsun da ondan.لأنه تستمرين باستفزاز النظر
Kışkırtıcı konuşması ile dalga geçmek adına dilini kestiler ve kimse bedenine ne yaptıklarını bilmiyor.By z niego zadrwić, odcięli mu język i nie wiadomo co zrobili z ciałem.
Kışkırtıcı konuşması ile dalga geçmek adına dilini kestiler ve kimse bedenine ne yaptıklarını bilmiyor.Cortaram-lhe a língua para fazer pouco da sua oratória, e ninguém sabe o que fizeram com o seu corpo.
Kışkırtıcı konuşması ile dalga geçmek adına dilini kestiler ve kimse bedenine ne yaptıklarını bilmiyor.De skar hans tunge af for at spotte hans tale, og ingen ved, hvad de gjorde med liget.
Kışkırtıcı konuşması ile dalga geçmek adına dilini kestiler ve kimse bedenine ne yaptıklarını bilmiyor.I-au tăiat limba ca batjocură pentru oratoria sa, şi nu se ştie ce au făcut cu corpul său.
Kışkırtıcı konuşması ile dalga geçmek adına dilini kestiler ve kimse bedenine ne yaptıklarını bilmiyor.Kivágták a nyelvét, hogy csúfot űzzenek a szónoki képességéből, hogy testével mi lett, senki nem tudja.
Kışkırtıcı konuşması ile dalga geçmek adına dilini kestiler ve kimse bedenine ne yaptıklarını bilmiyor.그들은 그의 웅변술을 비웃기 위해 혀를 잘라버렸고 아무도 그의 시체의 행방을 알지 못합니다
Kışkırtıcı konuşması ile dalga geçmek adına dilini kestiler ve kimse bedenine ne yaptıklarını bilmiyor.Le cortaron la lengua como burla por su oratoria, y nadie sabe lo que hicieron con su cuerpo.
Kışkırtıcı konuşması ile dalga geçmek adına dilini kestiler ve kimse bedenine ne yaptıklarını bilmiyor.Vyřízli mu jazyk jako výsměch jeho řečnictví a nikdo neví, co provedli s jeho tělem.
Kışkırtıcı konuşması ile dalga geçmek adına dilini kestiler ve kimse bedenine ne yaptıklarını bilmiyor.Они вырезали ему язык в насмешку за его красноречие, а что они сделали с его телом, вообще никто не знает.