Kısacası varlığı tanıtacak daha önemli bir şey yoktur".Відомостей про подальшу долю у справі немає».
Kısacası tüm vücutta etkisine gösterir.У рідкісних випадках воно охоплює все тіло.
Kısacası IPv6 adresi arayüzlere atanır.V URL je adresa IPv6 uzavřena v závorkách.
Kısacası, pastel rengin tek bir dalgaboyu olmaz.Důležité je, že do pravé čabajky nepatří žádný pepř!
Kısacası tek sene, yani 1905 ile 1906 arası kırmızı beyaz forma giyildi.Původně nesly tmavě hnědý nátěr, který byl někdy mezi lety 1906 a 1910 změněn na bílo-červený.
Kısacası Prkacin için ne savunmada ne de hücumda hiçbir durumda çareler tükenmez.Pokud jde o dary v případě požáru nebo ztroskotání nesmějí dohody obsahovat žádnou přísahu.
Kısacası varlığı tanıtacak daha önemli bir şey yoktur".Přesto neexistuje "žádný prokazatelný důkaz jejich existence".
Kısacası her şey tek bir cisim gibi kabul edilebilir.Takové kyvadlo se může kývat pouze v jediné rovině.
Kısacası, takımın ilk koçudur.Jde o prvotinu zmíněného týmu.
Kısacası artık kaçış için de geç kalınmıştır.A fugit repede din cauza întârzierii.
Kısacası tüm vücutta etkisine gösterir.În serial aflăm despre funcționarea întregului organism.
Kısacası bu albüm Metamorphosis'in başarısını yakalayamamıştır.Albumul nu a avut succesul albumului de debut.
Friedrich Gustav Jakob Henle ya da kısacası Jakob Henle (d.Friedrich Gustav Jakob Henle (n.
Kısacası Hood River ikliminin yazları Portland'e, kışları ise The Dalles'e benzer diyebiliriz.A nyári időjárás Portlandéhoz, a téli pedig The Dalleséhoz hasonlít.
Kısacası varlığı tanıtacak daha önemli bir şey yoktur".Ezidőszerint nagyobb birtokosa nincsen."
Kısacası, bu tür yalnızca sakin sularda bulunurlar (Beaufort 0-1).Egyedül a „Nyár” maradt meg viszonylag jó állapotban (Salgótarjáni utca 61.).
Kısacası gerçek rakamlar, resmi rakamların bariz olarak üstünde yer alır.Például egy görbe a valós számok leképezése a sokaságra.
Kısacası onlara babalık yapıyordu.Tiéd leszek én babám nemsokára.
Kısacası "SoftBank" denilir.Kirja nimeltä "Banco!
Kısacası, takımın ilk koçudur.Hän on joukkueen ykköshakkuri.
Kısacası dün karnaval yoktu.Seuraavana vuonnakaan festivaalia ei järjestetty.
Kısacası her şey durduruyor.Kolmanneksi eniten vituttaa kaikki.
Kısacası aynı elementin izotopları kastedilir.Tällöin on kyseessä saman alkuaineen eri isotoopit.
Nîmes Olympique Football Club (Nîmes Olympique ya da kısacası Nîmes), 1937 yılında Nîmes şehrinde kurulmuştur.Nîmes Olympique on ranskalainen jalkapalloseura, joka on perustettu vuonna 1937 Lounais-Ranskan Nîmesissä.
Kısacası onlara babalık yapıyordu.Πρωτεύουσά της είναι η Μπαμπάνε.
Kısacası aynı elementin izotopları kastedilir.Για το λόγο αυτό τα ισότοπα ενός στοιχείου συμβολίζονται με το ίδιο σύμβολο.
Kısacası tartışmalar hâlâ devam etmektedir. "Η συζήτηση για το επιχείρημα, ακόμη συνεχίζεται. .
Kısacası dün karnaval yoktu.Der var intet mesterskab i 1995.
Kısacası artık kaçış için de geç kalınmıştır.Det er for sent å flykte.
Kısacası bu albüm Metamorphosis'in başarısını yakalayamamıştır.MP3 hadde i utgangspunktet ingen mulighet for å lagre metadata.
Kısacası tüm vücutta etkisine gösterir.Kesemuanya memberikan pengaruh bagi organisme.
Kısacası muharebe iki taraf açısından da kesin sonuç getirmeyen bir muharebedir.Tanda kehamilan dibagi menjadi 2 yakni: Tanda pasti Tanda tidak pasti i.
Kısacası varlığı tanıtacak daha önemli bir şey yoktur".Nó không mang tới một thứ âm hưởng đồng nhất."
Kısacası, David Hume düşüncenin insanlıktaki en önemli şey olduğunu söyleyen bir insandır.David Hume là người tiêu biểu có hệ thống nhất về tư tưởng Khai sáng.
Kısacası varlığı tanıtacak daha önemli bir şey yoktur".』の大々的な特集を組むなどしている。
Kısacası her şey durduruyor.すべり止めつき。
Kısacası tartışmalar hâlâ devam etmektedir. "句点と閉じ括弧が連続する「。
Kısacası, hayatta kalanlar olacaklardır.生き残りがいくらかいる。
Kısacası tüm vücutta etkisine gösterir.全身に効果をもたらす。
Kısacası "SoftBank" denilir.ソフトウェアライセンスと呼ばれる。
Kısacası dün karnaval yoktu.結局前編のコーナーはなかった。
Kısacası Göztepe ruhunun doğduğu yerlere.地脈から生まれる精霊。
Kısacası varlığı tanıtacak daha önemli bir şey yoktur".但在情节上并没有呈现出彻底的创新”。
Kısacası muharebe iki taraf açısından da kesin sonuç getirmeyen bir muharebedir.就两人心术而论,其潜蓄觊觎窥窃之谋,诚所不免。
Kısacası ebeveynin gidecek başka bir yeri yoktur.하선한 이하영은 갈 곳이 없었다.
Töz (substantia), kısacası, nedeni kendi içinde olan, kendisi kendi aracılığıyla kavranandır.소의신(所依身)은 줄여서 의신(依身)이라고도 하는데, 각 사람의 육체(肉體) 즉 신체(身體)를 가리킨다.
Kısacası bir manken gibi salınmak, bir manken gibi yürümek ve bir starmış gibi doyasıya dans etmekti.댄스(댄싱)이란 단순히 보드를 타는 행위에서 벗어나 데크 위에서 춤을 추듯 스텝을 밟아가며 크루징을 하는 모습이 마치 춤을 추는거와 같다하여 댄싱라고 부르기 시작했다.
Kısacası nadiren meydana gelen olaylar, oyun kurucunun toplam koşu mesafesini düşürür (sack dışındakiler).במקרים נדירים תוענק הדרגה לשחקנים על השגים יוצאי דופן.
Kısacası bu albüm Metamorphosis'in başarısını yakalayamamıştır.אלבום זה לא הצליח לשחזר את ההצלחה של קודמיו.
Kısacası tüm vücutta etkisine gösterir.המחלה משפיעה על כל איברי הגוף.
Kısacası bu teoriye uymayan o dönemde bölgede fırtına hareketi olmamasıdır.רוב מי התהום אינם זקוקים לשלב זה.
Kısacası, hayatta kalanlar olacaklardır.Във всеки случай, не оставали оцелели..
Kısacası tüm vücutta etkisine gösterir.Tako se može djelovati na cijelo tijelo.
Kısacası, servet, zenginlik, ihtişam bu caddede toplanıyordu.U tom trenutku, slava i bogatsvo Cida doseže svoj vrhunac.
Kısacası varlığı tanıtacak daha önemli bir şey yoktur".No neprideľuje sa jej podstatná existencia.
Kısacası tek sene, yani 1905 ile 1906 arası kırmızı beyaz forma giyildi.Pôvodne niesli tmavo hnedý náter, ktorý bol niekedy medzi rokmi 1906 a 1910 zmenený na bielo-červený.
Kısacası, hayatta kalanlar olacaklardır.Myslím si, že ľudia prežijú.
Kısacası, hükümet rehber ve iş üreticisi olacaktı.Bol aj producentom a režisérom nakrúcania.
Kısacası her şey durduruyor.Bytie samo preniká všetkým.
Kısacası tüm vücutta etkisine gösterir.Ti imajo lahko takojšen učinek na celotno telo.