kısıtlama ile cümle

kısıtlama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Getirilen kısıtlamalar, mandanın sona ermesiyle sona erdi.Il est donc éliminé dès la phase de poules, terminant dernier du groupe.
Bu alt limit kozmolojide önemli bir kısıtlamadır.Este límite inferior ha sido una restricción significativa en cosmología.
Claudius sonradan bu kısıtlamayı bazı fetih yapan generalleri için hafifletmiştir.Claudio más adelante levantaría la restricción en favor de algunos de sus generales.
Bu durum kuramın kısıtlamalarını belirlemede yardımcı olur.Vamos, que somos conscientes de nuestras limitaciones.
Sadece şirketlere kısıtlama olarak kısıtlama vardır.Al mismo tiempo se restringe el crédito a empresas.
Oyunda herhangi bir zaman kısıtlaması yoktur.No hay límite de tiempo definido en el juego.
Fakat bu belleklerin çok göze çarpan bir kısıtlaması vardı: bu bellekler tekrar programlanamıyorlardı.Pero esta serie tenía un defecto: eran desobedientes.
Bunun sosyo-ekonomik sonuçları arasında yetkililerin getirdiği kısıtlamalar da bulunuyordu.Entre factores socioeconómicos eran restricciones por las autoridades.
Getirilen kısıtlamalar, mandanın sona ermesiyle sona erdi.Las reses capturadas se muestran al pueblo al finalizar la jornada.
Suriye hükümeti, Yahudi cemaatine göç de dahil birçok konuda katı kısıtlamalar getirmiştir.El gobierno sirio impuso severas restricciones a la comunidad judía, en particular sobre la emigración.
Bütün illerde elektrik kısıtlaması başladı.Repentinamente la energía eléctrica se corta...
Bologna’da Kopernik kendini resmi çalışmalara kısıtlamadı.Coimbra en nada contribuiría a su formación liberal.
Serbest programda ise böyle bir kısıtlama yoktur.En el Modo Libre no existen restricciones.
Bir öz nitelik tarafından başvurulan tüm veriler aynı etki alanındadır ve aynı kısıtlamalara uygundur.Todas las determinaciones para que sean válidas deben ser a la misma temperatura.
Fakat simetri özellikleri bu yüklerin oluşması için gerekli koşulları kısıtlamaktadır.Sin embargo, será el propio Magendie quien establezca un límite a este asertivo reduccionismo.
Kod analizinin bir başka kısıtlaması, mevcut zaman ve kaynaklardır.Un'altra limitazione dell'analisi del codice è il tempo e le risorse disponibili.
Bunun nedeni, PHP teriminin kullanımındaki kısıtlamalardır.Non è compatibile con la GPL per via delle restrizioni sull'uso del termine PHP.
Devrim Çarlığı kaldırmaz iken, gücünü kısıtlamakla yetinmişti.Quando scoppiò la rivoluzione, mantenne delle posizioni moderate.
Zımmiler, uygulanması ve şiddeti zamana ve yere göre değişiklik gösteren, bir dizi kısıtlamaya tabiydiler.Ebbe vita travagliata, con cambi di nomi e di formato repentini.
İmajının bir parçası haline gelen aksanı, aynı zamanda oynayabileceği rolleri de kısıtlamaktaydı.Il suo accento, per quanto parte della sua immagine pubblica, limitò i ruoli che poteva interpretare.
Bu kısıtlamalar artık söz konusu değildir.A quel punto Topolino non ha più dubbi.
Ek olarak, bazı kriptografik algoritmaların ihracat kısıtlamaları vardır.Alcuni algoritmi necessitano di maggiori restrizioni sui pesi.
Serbestçe bozdurulabilen dövizler kısıtlamalar olmadan başka para birimlerine dönüştürülür.Non è giusto che sangue chiami altro sangue, senza alcun limite.
Kız çocukları daha fazla kısıtlamalara maruz bırakılıyordu.I cittadini orientali erano soggetti a restrizioni ancora maggiori.
Bu alt limit kozmolojide önemli bir kısıtlamadır.Этот нижний предел был значительным препятствием в космологии.
Kısa bir süre sonra kadınların o üniversitede katılımına dair kısıtlamalar yürülükten kaldırıldı.В скором времени ограничения на обучение женщин в этом университете были отменены.
1929 yılında kısıtlamalar daha da sertleşti.В 1929 году меры наказания ужесточились.
Suriye hükümeti, Yahudi cemaatine göç de dahil birçok konuda katı kısıtlamalar getirmiştir.Правительство Сирии наложило на евреев ряд ограничений, в том числе на эмиграцию.
Alkol kısıtlamaları yoktur.Никакой сопротивляемости алкоголю.
Kız çocukları daha fazla kısıtlamalara maruz bırakılıyordu.Девочки более подвержены обмороку.
Oyunda herhangi bir zaman kısıtlaması yoktur.В этой игре время ограничено.
Bu kısıtlamalar nedeni ile bu şaraplar az miktarda üretilir.Это обуславливает небольшой ассортимент и низкие объёмы производства данного напитка.
Bu yeni pist, herhangi bir kısıtlama olmaksızın tüm uçak tiplerini barındırabilir.Полоса допущена к приёму всех типов воздушных судов без ограничений.
Savaşın amacı olan El-Kaide'nin hareketlerini kısıtlamak, tam olarak başarıldı denemez.Само собой разумеется, что акт отчаяния, на который пошёл аль-Мамун, не привел к желанному успеху.
Bu akıl yürütme karmaşık düzlemde de aynı kısıtlamalarla yer alır.Мы будем работать с такой же серьёзностью и с таким же сложным разбором.
Nokia'ya göre, bunun nedeni, zaman kısıtlamaları ve Compal'ın yonga setiyle deneyimi olmasıydı.Согласно Nokia, это было связано с временными ограничениями и их опытом в работе с данным чипсетом.
Açık cezaevleri tutuklulara aşırı kısıtlama getirmeyen cezaevleridir.Поэтому тюремная система не должна причинять заключённым дополнительные страдания.
Devrim Çarlığı kaldırmaz iken, gücünü kısıtlamakla yetinmişti.Однако Революция не собиралась снижать свои темпы.
Alkol kısıtlamaları yoktur.لا توجد قيود على الخمور.
Gazze'ye uygulanan abluka şehrin su ve kanalizasyon sisteminde ciddi bir kısıtlamaya neden olmuştur.بسبب القيود الشديدة التي فُرضت على إمدادات المياه في غزة، ونظام الصرف بها.
Hastaya, testten önceki günlerde veya haftalarda karbonhidrat alımını kısıtlamaması talimatı verilir.يُطلب من المريض عدم حصر المأكولات على السكريات في الأيام أو الأسابيع التي تسبق الاختيار.
Bu kısıtlamalar artık söz konusu değildir.وعلى هذا فحديثنا لم يعد ضرورياً.
Domuz eti tüketiminde dini kısıtlamalar, Antik Yakın Doğu'da bir gelenektir.(ديسمبر 2014) القيود الدينية على استهلاك لحوم الخنازير هي تقليد في الشرق الأدنى القديم.
Bazı halk banyoları üyelik, cinsiyet, dinî aidiyet gibi nedenlerle kısıtlamalar uygulamaktadır.ترتديها بعض النساء للتخفيف من الألم والمضايقة عند ممارسة الرياضة مثل الهرولة.
Bu yeni pist, herhangi bir kısıtlama olmaksızın tüm uçak tiplerini barındırabilir.Esta nova pista é capaz de acomodar todos os tipos de aeronaves sem quaisquer restrições.
Kısa bir süre sonra kadınların o üniversitede katılımına dair kısıtlamalar yürülükten kaldırıldı.Pouco depois, as restrições às mulheres nas universidades foram suspensas.
Bunun sonucunda Claudius etkinliğini artırmak için senatonun gücünü kısıtlamak zorunda kaldı.Como resultado, Cláudio viu-se obrigado a reduzir o poder do senado para poder governar com maior eficácia.
Claudius sonradan bu kısıtlamayı bazı fetih yapan generalleri için hafifletmiştir.Cláudio, mais adiante, levantaria a restrição em favor de alguns dos seus generais.
Salbutamol, solunum yolu kısıtlaması olmayan akut öksürüğü olan çocuklarda etkili değildir.O salbutamol não é eficaz nas crianças com tosse aguda que não apresentem restrição das vias aéreas.
Bazen, 10 dakikalık kısıtlama bir sanatçının lehine çalışır.Cada episódio de uma hora paga tributo a um artista específico.
Bu kısıtlamalar artık söz konusu değildir.Esses decretos não estão mais em vigor.
Nazi Almanyasının kısıtlamaları da bulvarda birçok değişime yol açtı.Entretanto, somente com o advento do nazismo na Alemanha é que aconteceram mudanças importantes.
Bu araştırmalar aynı zamanda karanlık enerji üzerine yapılacak ilerideki kısıtlamaları sağlayabilir.Eles também podem fornecer uma importante restrição futura à energia escura.
Fakat bu seçimlere, yapılan kısıtlamalar sebebiyle halkın çok az bir bölümü katılabilmişti.Porém, devido ao apelo do público, um número limitado deles foi disponibilizado.
Bu durum kuramın kısıtlamalarını belirlemede yardımcı olur.Reconheço que isso pode se dever às minhas próprias limitações.
Essentials sürümü bazı kısıtlamalarla birlikte Datacenter ve Standard ürünleri ile aynı özelliklere sahiptir.A edição Essentials tem os mesmos recursos que os produtos Datacenter e Standard, com algumas restrições.
Kısıtlama yok.Não há restrição.
Temalar veya türler ile ilgili herhangi bir kısıtlama yoktur.Er waren geen beperkingen betreffende kwantiteit of soorten.
Kamera artık sayfa içinde kısıtlamalar ile kapatılabilir.De camera kan nu vanuit het vergrendelscherm worden benaderd.
Yegâne (singleton pattern) Bir sınıftan sadece bir tane nesne yaratılacak şekilde kısıtlama sağlar.Singleton — Een klasse heeft slechts één instantie.

İlgili Sayfalar