kısıtlı ile cümle
kısıtlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.Η απασχόληση με τη θάλασσα ήταν πολύ περιορισμένη.
Ama zaman kısıtlıydı.Ο χρόνος ήταν όμως λίγος.
Tekrar kullanımı çok kısıtlıdır.Η χρήση τους ήταν πολύ περιορισμένη.
Sınıf II'nin eksprese edilmesi sınıf I'den daha kısıtlıdır.Η λογική δεύτερης τάξης είναι πιο εκφραστική από τη λογική πρώτης τάξης.
Yine bu dönemde Amerika Birleşik Devletleri ile olan ilişkilerde kısıtlı bir iyileşme görüldü.Τον ίδιο καιρό εργάσθηκε επίσης έντονα για τη σύσφιξη των σχέσεων με τις ΗΠΑ.
Ancak sayıları çok kısıtlı.Meget begrænset antal.
Devrim coşkusunun körüklediği ve belgesellerde başlayan canlanma çok kısıtlı koşullar altında gelişti.Sandsynligheden for at ideologien bag revolutionen kunne overleve under de nye omstændigheder var lille.
21 Kasım 2011'de yazılım test süreci kısıtlı sayıda kullanıcı için başladı.Denne maskine blev i november 2011 nedtaget efter endt afprøvning med mere end 15.000 drifttimer.
Antik Yunanistan'da perakende satış ile ilgili var olan bilgiler oldukça kısıtlıdır.Informasjon om detaljhandel i antikkens Hellas er begrenset.
Sınıf II'nin eksprese edilmesi sınıf I'den daha kısıtlıdır.Ordenstegnet for 3. klasse er mindre i størrelse enn det for 2. klasse.
Birkaç hafta boyunca çok kısıtlı sonuçlarla bir dizi operasyon yönettiler.De gjennomførte en rekke oppdrag over flere uker med varierende resultater.
Giorgione'nin hayatına dair kısıtlı bilgilerin tamamı, Giorgio Vasari'nin Vite adlı eserinden elde edilmiştir.Mye av Rafaels liv blir omtalt i Giorgio Vasaris Vite.
Filmin kısıtlı bütçesi yapım aşamasını büyük ölçüde etkiledi.Dette påvirket igjen budsjettet til kortfilmer negativt.
Ancak yapılan değişiklikler çok kısıtlı düzeyde kaldı ve çok az etki etti.Den vedtatte endringen er derfor bare i liten grad gjennomført.
Doğal su kaynakları kısıtlıdır.Sumber daya alam terbatas.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.Di laut, perang ini sama brutalnya.
Ailesinin kısıtlı ekonomik imkanları nedeniyle ortaokula gidemedi.Ia tidak bisa bersekolah karena kondisi fisiknya yang terbatas.
Buraya da ulaşım imkânları son derece kısıtlıdır.Namun, transportasi air ini juga sangat terbatas.
"Avrupa Konseyi faaliyetlerini kısıtlıyor".“Chính phủ Mỹ bắt đầu ngừng hoạt động”.
Buna göre işçi sınıfı Çin'de gelişmediği için kısıtlı bir güce sahipti.Vì vậy nhà thờ Công giáo ít phát triển ở Trung Quốc.
Balondan kaynaklanan ekonomik sarsıntı çok kısıtlıydı.バブルに起因する経済の停滞は非常に限られたものであった。
Kısıtlı olanaklarıyla mücadele etmeye çalıştı ancak başarılı olamadı.限界に挑戦しようと大それた事を考えたが、それはできなかった。
Harvard Mark I (1944), kısıtlı kurulabilirliğe sahip bir bilgisayar.ハワード・エイケンの Harvard Mark I(1944年)はリレーを使った電気機械式の計算機で、さん孔テープでプログラムを供給する。
ATC'den daha kısıtlı trafik bilgisi hizmeti alınır.ATC情報を活用した定速走行装置を搭載。
HotpathVM'nin motivasyonu, kaynak kısıtlı mobil cihazlar için verimli bir JVM'ye sahip olmaktı.HotpathVMの主目的はモバイル端末等のリソースが制限された環境上で効率的なJVMを提供することにあった。
Her ikisinin masrafları devlet desteği ve yükümlülüğü tarafından kısıtlı olarak ödenmiştir.運営費用は政府援助と寄付により賄われている。
Birkaç çok kısıtlı ağ sadece ICMP veya DNS paketlerinin geçmesine izin verir.有少數限制很多的網路只允許通過ICMP或DNS的封包。
Cerrahi müdahale bazı durumlarda yetersiz mali kaynak ve olanaksızlıktan dolayı kısıtlıdır.在某些情况下,由于没有足够的经济来源和可行性,手术治疗非常有限。
Antik Yunanistan'da perakende satış ile ilgili var olan bilgiler oldukça kısıtlıdır.關古希臘零售活動資料有限。
Ama başarısı diğer yerlerde kısıtlıdır.不過在其任內效果有限。
Dünyada kaynaklar kısıtlıdır ve her insanın bütün ihtiyaçlarını, arzularını karşılaması olanaksızdır.面對有限的資源,不是所有人的慾望都能得到滿足。
Ama zaman kısıtlıydı.不過時間有限。
Bu, güvenlik kısıtlı sistem olarak bilinir.此为秘密立储制度。
Bu çöplüğün kısıtlı bölge olduğunu bilmiyordum.""너는 지옥이 매우 좁은 곳이라고 한다.
Özellikle o dönemde oldukça kısıtlı olan eğitim imkanlarından herkesin faydalanabilmesi için çaba sarf etti.즉, 문종 때 교육에 많은 노력을 경주한 최충을 당시 사람들이 칭하던 말이다.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.해상에서의 공격은 상당한 차질이 있었다.
Antik Yunanistan'da perakende satış ile ilgili var olan bilgiler oldukça kısıtlıdır.המידע על המסחר הקמעונאי ביוון העתיקה מוגבל ביותר.
Kaynaklar kısıtlıdır.משאבים מוגבלים.
Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kısıtlı olarak kullanılabilmektedir. kanalizasyon şebekesi yoktur.הוא נמצא באזורי מים אבל פחות מותאם לשחייה מאופוסום המים.
Ama başarısı diğer yerlerde kısıtlıdır.הצלחתו בזה הייתה מוגבלת ביותר.
Küçük beyninden ötürü koalanın karmaşık ve sıradışı davranışları gerçekleştirme yetenekleri kısıtlıdır.Поради малкия си мозък, коалата притежава ограничена способност да изпълнява сложни и непознати задачи.
Cerrahi müdahale bazı durumlarda yetersiz mali kaynak ve olanaksızlıktan dolayı kısıtlıdır.В някои случаи хирургическото лечение е ограничено поради недостатъчни финансови ресурси и наличност.
Dolayısıyla şu an için sadece çok kısıtlı imkânlarla askeri amaçlı olarak kullanılmaktadır.Разбираемо е, че в момента това е немислимо с ограничените му сили.
Bununla birlikte, bu yayılmanın ne şekilde ne ölçüde olduğu yönünde bilgi kısıtlıdır.Въпреки това, как да се определи дали кучето е малко?
Bu araştırmadaki amaç daha kısıtlıdır.Времето за достъп до тази памет е най-малко.
Hayatının ilk dönemi hakkındaki bilgiler kısıtlıdır.Сведенията за първите години от живота му са оскъдни.
Hayatı hakkında yazılı kayıtlar ve bilinenler çok kısıtlıdır.Podataka o njegovu školovanju i životopisu vrlo je malo.
Yumuşak bağlama ise kısıtlı bir hareket imkanı vermek olarak tanımlanır.Smatra se, da je pošumljavanje obećavajuća mjera.
Cerrahi müdahale bazı durumlarda yetersiz mali kaynak ve olanaksızlıktan dolayı kısıtlıdır.Kirurško liječenje se rijetko koristi zbog nedostatka fiancijskih sredstava i manjka infrastrukture.
Kaynaklar kısıtlıdır.Resursi su količinski ograničeni.
Doğal su kaynakları kısıtlıdır.Rádiové frekvencie sú však obmedzeným prírodným zdrojom.
Özellikle susuzluk yüzünden tarım kısıtlı yapılmaktadır.Pre smädného je navyše pripravené otrávené víno.
Hayatının ilk dönemi hakkındaki bilgiler kısıtlıdır.Údaje o jeho rannom živote sú strohé.
Ayrıca VPN ile kısıtlı ve kilitli olan dünya kanalları izlenebilir.Okrem toho priamo či nepriamo aktivujú i iónové kanály.
Genellikle kısıtlı bir menüye sahiptir.Po navadi ima majhno vitkost.
Köyün tarım arazisi kısıtlı olduğu için, halkı özellikle şehir dışına göç etmiştir.Zaradi odročnosti vasi se je prebivalstvo izselilo, predvsem v obmorska mesta.
Yaşamı hakkındaki bilgiler kısıtlıdır.Galimybės kontroliuoti gyvenimą – ribotos.
Ancak yapılan değişiklikler çok kısıtlı düzeyde kaldı ve çok az etki etti.Praktikas nõuab see aga suurt hoolikust just muudatuste korral ning on osutunud üsna vaevarikkaks.
Bu nedenle ömürleri kısıtlıdır.Seetõttu on nende kasulikkus piiratud.
Konuşmacı sadece kısıtlı bir öngörü kapasitesine sahiptir.Selle teostus on piiratud tegija võimetega.