kısıtlı ile cümle

kısıtlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak sayıları çok kısıtlı.مرافق محدودة، ولكن.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.وكان انتعاش الحياة في البحر أسرع بكثير.
Oyunun kısıtlı bütçesinden dolayı Remedy aktör kiralayamadı.Por causa do orçamento do jogo, a Remedy não podia contratar atores.
Sınıf II'nin eksprese edilmesi sınıf I'den daha kısıtlıdır.O de Classe 1 é mais preciso que o de Classe 2.
Bunun yanında ona sadece kısıtlı miktarda güç veriyordu.Ele (ou seu exército) demonstrava, porém, pouca disposição para lutar.
GT bagaj konusunda oldukça kısıtlı bir alana sahipti.Havia bastante espaço para bagagem.
Konuşmacı sadece kısıtlı bir öngörü kapasitesine sahiptir.Parece que possui limitada capacidade de fala.
Çünkü tank mürettebatının görüş açısı kısıtlıydı.A blindagem do compartimento da tripulação foi limitada.
Antarktik oluklu balinasının geçmiş ve günümüz popülasyonu hakkında bilinenler oldukça kısıtlıdır.Relativamente pouco é conhecido sobre os níveis históricos de população e atuais da baleia-comum Antártica.
Büyük karıncayiyenin dişleri yoktur ve çene hareketleri kısıtlıdır.O tamanduá não possui dentes e sua mandíbula possui pouca mobilidade.
Hayatının ilk dönemi hakkındaki bilgiler kısıtlıdır.Detalhes do início de sua vida são escassos.
Doubleday ile çalışmalarını sürdürdü ama zamanı kısıtlıydı.Continuou a escrever para a Marvel, mas seu ritmo diminuiu.
Ama zaman kısıtlıydı.Porque o tempo não é apenas curto.
Temel olarak bir linux dağıtımından daha kısıtlı özelliklere sahiptir.Ele não é baseado em outra distribuição Linux.
Ayrıca hesaplanabilir evrenlerin daha kısıtlı topluluğunu tartışıyor.Ele também discute explicitamente o conjunto mais restrito de universos computáveis rapidamente.
Bunun yanında ona sadece kısıtlı miktarda güç veriyordu.Dit lukte hem slechts in geringe mate.
Bunların çoğu örneği, ya programlanabilir değil ya da kısıtlı programlama yeteneklerine sahiptir.Veel van deze modellen kunnen niet worden geprogrammeerd, of hebben daarvoor maar beperkte mogelijkheden.
Buna göre işçi sınıfı Çin'de gelişmediği için kısıtlı bir güce sahipti.Hij had dus niets aan de geringe opleiding, die hij in China had weten te bemachtigen.
Yine bu dönemde Amerika Birleşik Devletleri ile olan ilişkilerde kısıtlı bir iyileşme görüldü.Gedurende deze periode kwam het tot een langzame verbetering in de verstandhouding met de Britten.
Kaynaklar kısıtlıdır.De energie is beperkt.
Halkının geçim şartları oldukça kısıtlıdır.De praktische consequenties voor de mens lijken nogal beperkt.
Dolayısıyla şu an için sadece çok kısıtlı imkânlarla askeri amaçlı olarak kullanılmaktadır.Daarom wordt het slechts op zeer beperkte schaal industrieel toegepast.
Giorgione'nin hayatına dair kısıtlı bilgilerin tamamı, Giorgio Vasari'nin Vite adlı eserinden elde edilmiştir.Zijn leven werd beschreven in de Vite van Giorgio Vasari.
Ancak yapılan değişiklikler çok kısıtlı düzeyde kaldı ve çok az etki etti.Sociale veranderingen hadden geen prioriteit en bleven dan ook beperkt.
Balondan kaynaklanan ekonomik sarsıntı çok kısıtlıydı.De initiële reactie op de markten was beperkt.
Ancak bu idare için yasal ve uygulayıcı güçler çok kısıtlıdır.Echter, wet- en regelgeving kan daarbij een beperkende factor zijn.
Günümüzde sadece ABD’de reklam amaçlı olarak kısıtlı sayıda üretilmektedirler.In de Verenigde Staten zijn nog een beperkt aantal toestellen voor het publiek zichtbaar.
ATC'den daha kısıtlı trafik bilgisi hizmeti alınır.Mapa minimalnych wysokości bezwzględnych dozorowania ATC.
Kısıtlı konvertibiliteye sahip dövizler değişim esnasında kısıtlamalar ile karşılaşmaktadır.W tym przypadku (ang. limited convertibility) występują istotne restrykcje w procesie wymiany walut.
Tabii ki, yapı dönemin duygularını kısıtlı anlatımında klasik değildir.Na jego obrazach prawie nigdy nie brakuje elementów architektury.
Bu tankların kısıtlı çarpışma değerleri olsa da hareketlilikleri çok yüksekti.Dla zmniejszenia wagi pancerza, wieże były dość ciasne.
Ama başarısı diğer yerlerde kısıtlıdır.W innych krajach utwór cieszył się raczej ograniczonym sukcesem.
Yine 1975-1982 yılları arasında kısıtlı sayıda (1500 kadar) 1302 adıyla bir pick up modeli de üretildi.Od początku 1953r. wprowadzona ponownie zmodernizowany model 15/02.
Doğal su kaynakları kısıtlıdır.Tillgången på naturligt färskvatten är begränsad.
Grup 1980'lerde kısıtlı bir kitleye seslenip uyuşturucu problemleri ile boğuşuyordu.Under 1980-talet blev det tyst om honom på grund av drogproblem.
Ant'in hata denetimi de oldukça kısıtlıdır.Honans antenner är lite kortare.
Ancak bu idare için yasal ve uygulayıcı güçler çok kısıtlıdır.Проте, є сутнісні і політико-юридичні обмеження цієї влади.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.На морі місто почувало себе абсолютно впевнено.
Mykonos adasında toplu taşıma otobüslerle sağlanıyor fakat çok kısıtlı sayıda.Християни присутні на всій території Бутану, але в дуже малій кількості.
Her bölgenin kısıtlı yetkilere sahip olsa da bölgesel yönetimleri mevcuttur.В кожному адміністративному районі органом виконавчої влади є районна адміністрація.
Fakat son zamanlarda bu alanlarda araştırma kısıtlı biçimde ortaya çıkmakatadır.В деяких країнах, безсумнівно, не вистачає дослідження цих питань.
1907 - 1992 Faroe Adaları, ama 1928 yılından sonra Danimarka'dan kısıtlı olarak ithalat yapıldı.1907—1992 роки: Фарерські острови; обмежений приватний імпорт з Данії, який був дозволений з 1928 року.
Stiripentol (2001 - kısıtlı erişim).Limiting Factor (1949, Limitující činitel).
İlçede sulama imkânlarının kısıtlıdır.Přípustná je pouze mírná volnost v prstech.
Mahkeme çocukları Kevin Federline'e verdi ve Britney haftada kısıtlı olarak çocuklarını görme kararı alındı.Tu noc nastoupila potřetí léčbu a Kevin Federline byl kontaktován soudem ohledně opatrovnictví dětí.
Şut yetenekleri kısıtlıdır.Schopnost barvoměny je omezená.
Küçük beyninden ötürü koalanın karmaşık ve sıradışı davranışları gerçekleştirme yetenekleri kısıtlıdır.Din cauza creierului său mic, koala are o abilitate limitată de a avea un comportament complex sau nefamiliar.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.Războiul în sine a fost destul de scurt.
Kaynaklar kısıtlıdır.Resurse limitate.
Kısıtlı konvertibiliteye sahip dövizler değişim esnasında kısıtlamalar ile karşılaşmaktadır.A szükséges kisebb feszültségekre átalakítás már a modulokon belül történik.
Sınıf II'nin eksprese edilmesi sınıf I'den daha kısıtlıdır.Anionként az I. osztályba kevéssé, inkább a II. osztályba tartozik.
Katılımcı ve onaylayıcı erişimi kısıtlıdır.Az általánosan elfogadott és értelmes rövidítések használata megengedett.
Bunda yalnızca kısıtlı işlev kurtarılabilir.Ez azonban csak ideiglenes mentés lehet.
Sezonun ilk maçında San Antonio Spurs'e karşı kısıtlı süre oynadı.A szezonnyitó meccsen a San Antonio Spurs ellen már tudott játszani, de csak korlátozott játékidővel.
Doğal su kaynakları kısıtlıdır.Luonnonvarojen määrä on kuitenkin rajallinen.
Hayatının ilk dönemi hakkındaki bilgiler kısıtlıdır.Yksityiskohtaiset tiedot hänen elämänsä alkuajoista ovat vähäiset.
Harvard Mark I (1944), kısıtlı kurulabilirliğe sahip bir bilgisayar.Harvard Mark I (1944) – amerikkalainen relepohjainen laskukone.
Ayrıca ücretsiz olarak kullanabileceğiniz bazı özellikleri kısıtlı olan light sürümü mevcuttur.Siitä on julkaistu myös maksuton, vain yksityiskäyttöön tarkoitettu ominaisuuksiltaan rajallisempi versio.
Hayvancılık kısıtlıdır.Η κτηνοτροφία είναι περιορισμένη.
Cerrahi müdahale bazı durumlarda yetersiz mali kaynak ve olanaksızlıktan dolayı kısıtlıdır.Η χειρουργική αντιμετώπιση περιορίζεται σε μερικές τάξεις λόγω ανεπαρκών οικονομικών πόρων και διαθεσιμότητας.

İlgili Sayfalar