kısıtlı ile cümle
kısıtlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu nedenler üslü sayımızı kısıtlı tutmamız gerekebilir.So we might to limit our exponent size.
Jule, Wilt sen? 'Kısıtlı, ve dedi ki,' Ay. 'Wilt thou not, Jule?' it stinted, and said 'Ay.'
Buzdolabına konması gerekmiyor, suya ihtiyacı yok, ki çoğu zaman kısıtlıdır su.It doesn't need to be refrigerated, it doesn't need water, which is often lacking.
Orijinal sıra sayısı kısıtlıydı.The original amount of turns was limited.
Pekala, progeria bazı yönlerden beni kısıtlıyor.Well, progeria limits me in some ways.
Bir iyilik istemiştim... ...kendimi ifade etme yeteneğim kısıtlı olduğu için beni affedin lütfen.I was asking a favor, please forgive me for my limited ability to express myself, I apologize.
Eğer bunu başaramazsak, doğal olarak yanlızca kısıtlı sayıda insana yetebilirsiniz.Naturally, if we fail to do that you can only take care of a limited amount of people.
Elinizdeki kısıtlı imkanları kullanmalıyız.You need to use scarce resources.
Bizi tanımlamak için bu kısıtlı etiketleri kullanıyorlar.They come up with these very restrictive labels to define us.
O kadar yükseklikte hareket imkanı çok kısıtlıydı.It was just too hard to maneuver any other way up there.
Şimdi bunu kısıtlıyoruz x'in 0'a eşit olması gerekiyor.Well now, we're constraining x to be - x would have to be - x would have to be equal to 0. (x = 0)
Kavrayış konusunda çalışma ile ilgili ilginç olan şey kısıtlı olduğumuzdu, bir şekilde.The interesting thing about studying cognition has been that we've been limited, in a way.
Kısıtlı bir vizyon, bence kısıtlı çözümler üretir.Blinkered vision tends to produce, I think, blinkered solutions.
Tüm bu filmleri, tüm bu dökümanter filmleri çok kısıtlı bir izleyici kapasitesi için yaptım.Made all these films, made all these documentary films for a very limited audience.
IMF'nin bugün kaynakları kısıtlı: %1.The IMF now has limited resources, one percent.
Bu kadar kısıtlı imkanlarla altı buçuk milyon insan için bir sağlık sistemi oluşturamazsınız.You cannot begin to build a healthcare system for six million people with such limited resources.
Kısıtlı uzmanlık seviyelesi yüzünden ne olacağı endişesiyle karşı karşıya değil.He doesn't have to experience the anxiety of not knowing because of limited expertise.
Rızkı kısıtlı tutulan da, artık Allah'ın kendisine verdiği kadarıyla versin.As for him whose provision is stinted to him, let him expend of what God has given him.
Slaytlar kısıtlı sayıda renk kullanacaklarSlides will use a restricted set of colors
GNU Kısıtlı Genel Kamu Lisansı Sürüm 2@ item license (short name)GNU Lesser General Public License Version 2
POST içindeki kısıtlı port erişimi engellendi.Access to restricted port in POST denied.
Kısıtlı ortama erişmek için YouTube hesabınızın giriş bilgilerini sağlayın.Provide login info of your YouTube account in order to access restricted media.
Dini uygulamalar ibadethaneler ile kısıtlı kalmalı.Religious practice should be restricted to temples.
Kapibaralara karşı olan bu sevgi Japonlar ile de kısıtlı değil:The love for capybaras is not limited to Japanese people.
Daha ziyade kısıtlı yetkilere sahip olan YTD, başlangıçta çoğunlukla denetim misyonuna sahipti.The OHR had rather limited powers and initially served mostly as an observing mission.
Sınır kapıları kısıtlı askeri bölge ilan edildi.The border crossings have been declared restricted military zones.
Kısıtlı kaynaklar tedavi kalitesini de etkiliyor.Scarce funds are affecting the quality of treatment.
Finansmanın kısıtlı olması nedeniyle Sırbistan'da filmlerin bütçesi düşük.Due to limited financing, movie budgets in Serbia are low.
Fakat devletin sunduğu yardımlar kısıtlı kalıyor.But the assistance it offers is limited.
Zamanımız kısıtlıydı ve 40 oyuncu vardı, ki bu çok fazla.The time was limited, we had 40 players and it was too much.
Hükümet, çevreyi korumak amacıyla naylon poşet kullanımını kısıtlıyor.The government is restricting plastic bags in an effort to protect the environment.
Fikirler bol olsa da, kaynaklar kısıtlı.While ideas may be plentiful, resources are scant.
Yaşlılara yönelik bakım hizmetleri konusunda imkânlar kısıtlı. [Nikola Barbutov/SETimes]Eldercare options are limited. [Nikola Barbutov/SETimes]
Dolayısıyla imkânları kısıtlı olan ailelerin çocukları da Noellerini hediyesiz geçirebiliyor.Their children, meanwhile, face the prospect of a holiday with no presents.
Kahverengi form genellikle sönüktür, parlaklığı solungaçlarla kısıtlıdır.The brown form was generally fainter, with its luminescence restricted to the gills.
Aynı durum Türkiye'deki diyaspora topluluklarda da kısıtlı bir ölçüde görülebilmektedir.To a lesser extent, the same phenomenon can be observed in expatriate communities in Turkey.
Flukonazole yanıt vermeyen hastalar için seçenekler kısıtlıdır.For patients who are unresponsive to fluconazole, options are limited.
Çalışan bellek çoğunlukla kısıtlı kapasitesi olması ile tanınır.Working memory is widely acknowledged as having limited capacity.
Kanca, misina ve dipte ağ ile balık tutma kullanılarak kısıtlı balık avına izin verilir.Restricted fishing is allowed using hook and line and bottom set gillnet fishing.
Yaklaşık bir yüzyıl boyunca bu yaklaşım matematik araştırma çevreleriyle kısıtlı kalmıştır.For nearly a century this approach remained confined to mathematics research circles.
Düzenlenmiş erişim alanı ve kısıtlı erişim alanı olmak üzere iki bölüme ayrılmıştır.It is divided into two parts, a regulated access area and a restricted access area.
Efim Zelmanov, kısıtlı Burnside problemini çözdü; Fields Madalyası sahibiEfim Zelmanov, solved the restricted Burnside problem; Fields Medal winner
Lenf düğümü stromal hücreleri, yüzeylerinde periferik doku kısıtlı antijenleri (PTA) eksprese eder.Lymph node stromal cells express peripheral tissue-restricted antigens (PTAs) on their surface.
Askeri açıdan önemli Suda Körfezi bölgesinde birkaç askeri kısıtlı alan bulunmaktadır.There are several resorts around Akrotiri, including Stavros, Kalathas and Marathi.
GNU Kısıtlı Genel Kamu Lisansı (LGPL) altında yayınlanan açık kaynaklı bir yazılımdır.It is open-source software, released under the GNU Lesser General Public License (LGPL).
GNU Kısıtlı Genel Kamu Lisansı (LGPL) kapsamında lisanslanmıştır.It is licensed under the GNU Lesser General Public License (LGPL).
Hareketli parçalar kontrollü ve kısıtlı hareketlere sahiptir.The moving parts have controlled and constrained motions.[1][2]
İtalya'daki görünüşlerine dair anlatımlar kısıtlı ve dağınıktır.Accounts of his appearances throughout Italy are scarce and scattered.
Temmuz 2010'da YouTube 4K formatındaki videoların yüklenmesine kısıtlı olsa da izin vermiştir.Seit Juli 2010 werden von YouTube auch Videos in 4K-Auflösung akzeptiert.
Bazı biyologlar, Jack Cohen gibi, bu yaklaşımın çok sınırlayıcı ve kısıtlı olduğunu söyler.Einige Biologen wie Jack Cohen glauben, dass diese Annahme zu restriktiv und zu phantasielos ist.
Bunun yanında ona sadece kısıtlı miktarda güç veriyordu.So erreichte er nur eine geringe Höhe.
Doğal su kaynakları kısıtlıdır.Die natürlichen Süßwasservorkommen sind begrenzt.
Konuşmacı sadece kısıtlı bir öngörü kapasitesine sahiptir.Der Sprecher verfügt über eine nur geringe Vorausplanungskapazität.
Tekrar kullanımı çok kısıtlıdır.Die Nutzung ist sehr eingeschränkt.
Minkowski diyagramı uzamsal yönü tek bir boyutta kısıtlı olan bir uzay düzleminde çizilir.Das Minkowski-Diagramm ist ein Raum-Zeit-Diagramm mit nur einer Raum-Dimension.
Ama başarısı diğer yerlerde kısıtlıdır.Der Erfolg hielt sich in Grenzen.
Geçmiş dönemlerde kadınlarda soyadı kullanımı kısıtlı olmuştur.Beruflich nutzt sie jedoch derzeit noch ihren Mädchennamen.
GT bagaj konusunda oldukça kısıtlı bir alana sahipti.Im Heck befand sich ein kleines Abteil für Gepäck.
Tarımsal faaliyetler kısıtlıdır.Der politische Einfluss ist beschränkt.
Bu çöplüğün kısıtlı bölge olduğunu bilmiyordum."Eine genaue Angabe über die Begrenzung dieses Quartiers gibt es nicht.