kısıtlı ile cümle

kısıtlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tom'un karısı onun özgürlüğünü kısıtlıyordu.Tom's wife keeps him on such a short rope.
Konuşma özgürlüğü bazı ülkelerde kısıtlıdır.Freedom of speech is restricted in some countries.
Onun hareket özgürlüğü kısıtlıydı.He had little freedom of action.
Mary, diyetinde et miktarını kısıtlıyor.Mary restricts the amount of meat in her diet.
Hastane yoğun bakım ünitesine girebilen ziyaretçi sayısını kısıtlıyor.The hospital restricts the number of visitors who can enter the intensive care unit.
Zamanımız biraz kısıtlı.We're a little pressed for time.
Kısıtlı bir alandasın.You're in a restricted area.
Ben burada kendimi her zaman kısıtlı hissediyorum.I feel always restricted here.
Sosyal medya gençlerin sözel iletişim becerilerini kısıtlıyor olabilir.Social media may be inhibiting the ability of young people to communicate verbally.
Tom'un müzik konusunda bilgisi çok kısıtlıdır.Tom knows very little about music.
Biyokimya bilgim kısıtlı.My knowledge of biochemistry is limited.
Oyunun kısıtlı bütçesinden dolayı Remedy aktör kiralayamadı.Because of the game's budget, Remedy could not hire actors.
Bu, güvenlik kısıtlı sistem olarak bilinir.This is known as a security constrained system.
Bireysel görüntüler üç kategoriden birine atanır: "güvenli", "orta" ve "kısıtlı".Individual images are assigned to one of three categories: "safe", "moderate" and "restricted".
Stiripentol (2001 - kısıtlı erişim).Stiripentol (2001 – limited availability).
Fakat son zamanlarda bu alanlarda araştırma kısıtlı biçimde ortaya çıkmakatadır.Currently, however, research in these areas appears limited.
HotpathVM'nin motivasyonu, kaynak kısıtlı mobil cihazlar için verimli bir JVM'ye sahip olmaktı.The motivation for HotpathVM was to have an efficient JVM for resource constrained mobile devices.
Ama zaman kısıtlıydı.Time was limited.
Birkaç çok kısıtlı ağ sadece ICMP veya DNS paketlerinin geçmesine izin verir.A few very-restricted networks only permit to pass ICMP or DNS packets.
Ama başarısı diğer yerlerde kısıtlıdır.However, it had limited success elsewhere.
Film yayımlandıktan sonra kısıtlı bir başarı elde etti.Upon completion, the film received a limited release.
Kara ulaşım vasıtaları da kısıtlıydı.Freight service was also scant.
Hayvancılık kısıtlıdır.Livestock development is limited.
Arsenik bileşenlerinin tamamı yoğun toksik madde içermektedir ve uygulama alanı çok kısıtlıdır.All arsenic compounds are highly toxic and thus find only limited commercial applications.
Grup 1980'lerde kısıtlı bir kitleye seslenip uyuşturucu problemleri ile boğuşuyordu.In the 1980s, the nation faced a serious problem with drug abuse.
Mahallede, ilköğretim okulu vardır ancak kısıtlı imkânlar ile kullanılmaktadır.The school is open during construction but with limited access to certain locations.
Yayılımları sadece Avustralya ile Yeni Gineye kısıtlıdır.Its distribution seems to be limited to Australia and New Guinea.
Bu çöplüğün kısıtlı bölge olduğunu bilmiyordum."I didn't think this dump was restricted."
Av malzemeleri kısıtlıdır.Supplies are limited.
Balondan kaynaklanan ekonomik sarsıntı çok kısıtlıydı.Any economic fallout from the bubble was very limited.
Bu bölgede, farklı midye türleri birbirlerine çok yakın ve kısıtlı yüksekliklerde yaşıyor.In this zone, different barnacle species live at very tightly constrained elevations.
Ayrıca diğer bazı kelam ekollerine erişimi de kısıtlıydı.Mining of other resources was also difficult.
Kaynaklar kısıtlıdır.Resources are limited.
Hayatı hakkında yazılı kayıtlar ve bilinenler çok kısıtlıdır.Details on his life and family are very sparse.
Paketin farklı fiyatlarda farklı sürümleri vardır, daha düşük sürümlerde bazı özellikler kısıtlıdır.These kits would grant certain new special abilities at the cost of various restrictions.
Buna göre işçi sınıfı Çin'de gelişmediği için kısıtlı bir güce sahipti.As a result, the Church made little progress in China.
Bezemelerde zarif, gösterişli ve egzotik bir üslup egemendir; ışık kullanımı ise kısıtlıdır.His colour was strong, somewhat excessive in the use of green; his touch light.
Kısıtlı sürede ve adette olmak üzere 72 saatlik zaman aralıklarında satışlarına devam etmektedir.The layout crosses over and under itself seventeen times.
Kuş onu girişlerin kısıtlı olduğu bir odaya getirmiştir.Guards lived in a small room opening onto the Americans' quarters.
Sonuç olarak sayıları kısıtlı olan değerli arazilerin yağmalanması da başlamıştır.Prices of remaining trade goods fell dramatically as well.
"Avrupa Konseyi faaliyetlerini kısıtlıyor"."UN Security Council Lifts Some Restrictions On Iraq".
GT bagaj konusunda oldukça kısıtlı bir alana sahipti.There was very little luggage space.
Geçmiş dönemlerde kadınlarda soyadı kullanımı kısıtlı olmuştur.From the start, use by ladies was heavily restricted.
Tarımsal faaliyetler kısıtlıdır.Industrial activity is very limited.
GNU Kısıtlı Genel Kamu Lisansı altında dağıtılmıştır, glibc bir özgür yazılımdır.Released under the GNU Lesser General Public License, glibc is free software.
Dönemine ait bilgiler kısıtlıdır.The information on this period in his life is limited.
Ama yine de hareket kabiliyetiniz kısıtlıdır.The reason why that's a big deal is you have to understand what the traps do.
Zamanımız kısıtlı ve bir delinin soruşturmanın... ...seyrini değiştirmesini istemiyoruz.We don't have the time and we don't want some nut to interfere with our investigation.
Şimdi bağlı ve kısıtlıyımBound and restricted
Aşağı veya yukarı istediğimiz yöne gidebiliriz fakat kendimizi kısıtlıyoruz. .We can go up and down in any direction, but we're constraining ourselves.
Afrikada niçin çok kısıtlı davranış değişikliği görüldüğünü açıklıyor.It tells us something about why we see limited behavior change in Africa.
Yani, sahne daha kısıtlıdır - önünüzden yayılması gereken ses sahnesi yani.So, the stage is more restricted -- the sound stage that's supposed to spread out in front of you.
Bunu yağmur ormanlarını feda ederek biraz daha artırabiliriz ama sonunda bu da kısıtlı.We can increase it a bit at the expense of rainforests, but there's a limitation very soon.
Fakat bu kısıtlı görüntüyle bile, birçok şey yapabiliriz.But even in this limited view, we can do a lot of things.
O kadar çok kanun var ki, kamu içinde söyleyebileceğin şeyler bile kısıtlı.There are so many laws that even your words are limited in public
Dünyanın başka yerlerinde iletişim kurma yeteneğin kısıtlı. Sosyal sınıflar ve bunlar gibi şeyler.This limit your ability to communicate in other parts of the world social classes, etc
Hükümetin etki gücünün artırılması daha fazla fırsat yaratmayacaktır, onları kısıtlıyor olacaktır.More government isn't going to create more opportunities. It's going to limit them.
Şimdi Chuck oldukça sıradışı bir şey yapıyor, en azından benim kısıtlı yeteklerime göre öyle.Now Chuck is doing something quite extraordinary, at least for my limited physical skill.
Aşırı sayıda insan ve kısıtlı mekan.China has huge numbers of people and no space.
Ancak pençeleri, onların ağaca tırmanma becerilerini kısıtlıyordu.Their claws, however, limited their adeptness in the trees.

İlgili Sayfalar