kırsal ile cümle
kırsal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Sanayinin işgücü kaynağını büyük ölçüde kırsal kesimden kopan köylüler oluşturdu.Allt byggt för hand, med stor sinnrikhet, av bönderna i byn.
Her kesim bir veya daha fazla şehir ve/veya bir veya daha fazla kırsal yerleşime sahip olabilir.Кожен бахш може містити одне або більше міст і/або один або більше дегестанів.
16.000'e yakın kişi bu kırsal kasabada yaşamaktadır.Близько 16 000 людей живуть у міській місцевості.
Nüfusunun yaklaşık % 86.5'i kentsel alanlarda, % 13,5'i kırsal kesimde yaşamaktadır.86,5 % населення проживає у містах і тільки 13,5 % у сільській місцевості.
Özelikle kırsal bölgede yapılan savaş köylüler için yıkım olmuştu.Це були здебільшого непідготовлені до боїв селяни.
2007 yılı itibarıyla, Ermenistan'da 49 şehir, 866 kırsal olmak üzere toplam 915 topluluk mevcuttur.V roce 2007 bylo v Arménii 915 komunit, z nichž 49 je považováno za městské a 866 za venkovské.
Bölgenin kuzeyi, özellikle Cumbria ve kuzey Lancashire, genellikle kırsal arazilerdir.Jeho severní část, severní Lancashire a Cumbrie, jsou převážně venkovské oblasti.
Sem kırsal belediyesi, 1 Ocak 1988 tarihinde Tønsberg Belediyesi ile birleştirildi.Venkovská obec Sem byla s Tønsbergem oficiálně sloučena dne 1. ledna 1988.
Kırsal alanda okuma yazma oranı şehre kıyasla oldukça düşüktür.Venkovský život mu připadá poetičtější než život ve městě.
16.000'e yakın kişi bu kırsal kasabada yaşamaktadır.Ve městě žije asi 16 000 obyvatel.
İsviçre sadece 70 yıl içerisinde kırsal bir ülkeden kentsel bir ülkeye dönüştü.Elveția a trecut de la a fi o țară predominant rurală la una urbană în doar 70 de ani.
2007 yılı itibarıyla, Ermenistan'da 49 şehir, 866 kırsal olmak üzere toplam 915 topluluk mevcuttur.În 2007, Armenia avea 915 comunități, dintre care 49 sunt considerate urbane, iar 866 - rurale.
Çin, Polinezya ve kırsal alt-Sahara Afrika bölgesinde yaygın hale gelmiştir.Afecțiunea a devenit comună în China, Polinezia și mediile urbane din Africa Subsahariană.
Dört yaşındayken ailesi New York eyaletinin kırsalındaki Aşağı Hampton’a taşındı.Când William avea 4 ani, familia lui s-a mutat la țară în Low Hampton, statul New York.
İller, şehirler, kırsal ve dağlık bölgeleri içeren geniş bölgelerdir.Acestea sunt zone mari ce cuprind orașe, zone rurale și regiuni montane.
Ülke nüfusunun %73'ü şehirlerde yaşarken, %27'si kırsal alanlarda yaşamaktadır.73% din populație trăiește în zone urbane, în timp ce 27% trăiește în mediul rural.
Bu anayasa ile kırsal alanların temsili azalır.Tematica rurală a fost slab reprezentată la această expoziție.
Kentsel alanlarda doğum oranları, kırsal alanlardan daha düşüktür.Locurile de cocoțare din orașe sunt mai mari decât cele din terenurile agricole.
Ancak bu ayrımı, sadece kırsal bölgelerde görmek mümkündür.Această practică se mai păstrează doar în zonele rurale.
Kırgızistan'da halkın %63.9'u şehirlerde geri kalanı ise kırsal kesimde yaşar.79,3% din zona aflată în dispută a revenit României, iar restul Ucrainei.
Aralık ayında IŞİD ile Ahraruş Şam arasında Halep kırsalında sert çarpışmalar yaşanmıştır.Luna decembrie a fost plină de încăierări în Boemia.
Şiddet olayları Paris'ten diğer kentlere ve kırsal kesimlere yayıldı.Acțiunea nuvelei se petrece în orașele Paris și Andernach.
Bununla birlikte kırsal alanlar şehirlerin hakimiyetindeydi.Mai mult chiar, apărătorii erau favorizați de teren.
Ben kırsal kesimde yaşamaktayım.Eu trăiesc într-o zonă rurală.
Evim kırsal alanda.Casa mea este în zona rurală.
Dört yaşındayken ailesi New York eyaletinin kırsalındaki Aşağı Hampton’a taşındı.Négyéves korában költöztek a New York-i Low Hampton kis falvába.
Kırsal bir belediye olan Fåberg, 1 Ocak 1964 tarihinde Lillehammer ile birleşti.Fåberg községet 1964. január 1-jén olvasztották be Lillehammerbe.
Joggins, Yeni İskoçya'nın Cumberland Kontluğu'nun batısında yer alan Kanada kırsal topluluğudur.Joggins egy kanadai vidéki község Új-Skócia tartományban, Cumberland megye nyugati részén.
Kırsal kesimi anlattığı öykülerinde, halkın tarlasını ve mahsullerini yöneten köyün ağaları bulunur.Frans Hals említésre méltó, aki a falusi házakat és azok udvarait festette meg.
Kırsal alanda olduğu için tarlası sınırlıdır.Sebezhető, mert szűk területen él.
1935'teki sayıma göre, bu alandaki nüfusun tamamı kırsal yerleşmelerde yaşıyordu.1954-ben például az egész lakosság a szomszéd falvakban talált menedéket.
19. yüzyıla kadar bölge kırsal alan idi.A 20. század közepéig a környék mezőgazdasági földterület volt.
Kırsal belediyeler olan Gjerpen ve Solum 1 Haziran 1964 tarihinde Skien belediyesine katılmıştır.1964. január 1-jén Skien községbe olvasztották Gjerpen és Solum községeket is. lap
Kara Afrika'da kırsal basın projesini oluşturdu.A vidéki hírlapírók kongresszusát ő kezdeményezte.
Birkaç hafta içinde, kırsal Yahudiler Yahudi olmayan nüfustan tamamen izole edildi.A vidéki zsidóságot néhány hét alatt teljesen elszigetelték a nem zsidó lakosságtól.
İsviçre sadece 70 yıl içerisinde kırsal bir ülkeden kentsel bir ülkeye dönüştü.Sveitsi on muuttunut maatalousvaltaisesta maasta kaupungistuneeksi maaksi 70 vuodessa.
Şehirler ve ilçelerin kırsal bölümleri köyler (ri 리) halinde düzenlenmiştir.Iyo voi viitata seuraaviin paikkoihin: Iyo (Benin), kylä Beninissä.
Khan'ın videoları Afrika ve Asya kıtalarının kırsal bölümlerindeki insanları eğitmek için de kullanılıyor.Hankkeita on käynnistetty käyttämään Khanin videoita opettamaan ihmisiä syrjäseuduilla Afrikassa ja Aasiassa.
Bölge tamamen kırsal nüfustan oluşmuştur, şehir özelliği taşıyan yerleşim yeri yoktur.Väestö luokiteltiin kokonaan maaseudun asukkaiksi; piirissä ei ole kaupunkimaista taajama-asutusta.
Geleneksel sedirli evlerde özellikle kırsal kesimde hala kullananlar vardır.Etenkin maaseudulla asutaan edelleen osittain perinteisissä asumuksissa.
Az da olsa kırsal alanlarda arıcılık da vardır.Joissain tapauksissa kaupunkipiirin alueella on myös hieman maaseutua.
Sem kırsal belediyesi, 1 Ocak 1988 tarihinde Tønsberg Belediyesi ile birleştirildi.Sem yhdistettiin Tønsbergin kuntaan 1. tammikuuta 1988.
Kırsalda, kendisinden nefret edilen biri haline geldi.Tämä teki hänestä erittäin vihatun miehen etelävaltioissa.
Diğer onu kırsal belediyelerdir.Muut alueet maalaiskuntia.
Tüm dünyada tarımda görülen gelişmeler, özellikle Avrupa'daki kırsal sistemi değiştirdi.Maapallon ilmavirtaukset muuttuivat varsinkin pohjoisessa.
Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu'nun amacı gelişmekte olan ülkelerde kırsal alanda yoksulluğu azaltmaktır.Järjestö pyrkii vähentämään köyhyyttä kehitysmaiden maaseuduilla.
16.000'e yakın kişi bu kırsal kasabada yaşamaktadır.Kunnassa asuu runsaat 16 000 ihmistä.
Nüfusu çoğunlukla kırsal göçmenlerin oluşur.Lähiö koostui pääosin siirtolaistyöntekijöistä.
Tom şehir hayatından vazgeçmeye ve kırsalda yaşamaya karar verdi.Tom päätti luopua urbaanista elämästä ja muuttaa maalle.
Çin, Polinezya ve kırsal alt-Sahara Afrika bölgesinde yaygın hale gelmiştir.Έχει γίνει συνηθισμένη στην Κίνα, την Πολυνησία και την αστική υπο-Σαχάρια Αφρική.
Başkurtlar daha çok kentsel yörelerde değil kırsal bölgelerde yerleşiktirler.Είναι δυσκολότερο να βρεθούν χορτοφαγικές επιλογές στα επαρχιακά εστιατόρια απ'ό,τι στα αστικά.
Bu sadece kırsal bir sorun değildir.Πάντως δεν ήταν αγροτική γιορτή.
İl ayrıca seyrek bir nüfusa sahip olup, nüfusunun üçte biri kırsalda yaşar.Έχει πληθυσμό περίπου 1 εκατ. κατοίκων και εκεί κατοικεί το ένα τρίτο του πληθυσμού της χώρας.
Şehir tamamen kırsal bir alandadır.Η πόλη είναι ένα πλήρως αστικοποιημένη.
Eserin mekanı Bohemya'da kırsal alanda bir köydür.Το Άμα είναι χωριό στο Μπουτάν.
Bütün bu gelişmelere rağmen İspanya kırsalında durum iç açıcı değildir.Ωστόσο δεν ήταν όλα τελείως αρνητικά όσον αφορά την ισπανική περιπέτεια.
Rayonun, 7'si kentsel, 9'u kırsal toplam 16 yerleşimi bulunmaktadır.Στη χώρα μας, όπως και στην υπόλοιπη Ευρώπη, κάθε κανάλι έχει εύρος 9 KHz.
Kentsel alanlarda doğum oranları, kırsal alanlardan daha düşüktür.Η ελονοσία είναι πιο συχνή στις αγροτικές περιοχές από ότι στις πόλεις.
Her yaz kırsala giderim.Πάω στην ύπαιθρο κάθε καλοκαίρι.
Büyük annem kırsalda yaşar.Η γιαγιά μου ζει στην εξοχή.