kırsal ile cümle
kırsal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
II. kısım kırsal alanların kalkınmasına ayrılmış olup, ayrıca çevre yönetimi projelerini finanse etmektedir.Τα σημερινά στοιχεία δείχνουν ότι η διάθεση της χρηματοδότησης από την ΚΓΠ γίνεται
II. kısım kırsal alanların kalkınmasına ayrılmış olup, ayrıca çevre yönetimi projelerini finanse etmektedir.Информацията в самите страни е в много помалка степен подробна.
İngiliz kırsalını tüketen endüstri devrimini gözlemliyor. .Pozoruje, jak průmyslová revoluce požírá britský venkov.
İngiliz kırsalını tüketen endüstri devrimini gözlemliyor. .Priemyselnu revoluciu chape ako vzdalovanie sa britskemu vidieku.
İşin sırrı bu. Daha büyükleri kırsala yolla.Manda a los mayores al oeste.
İşte kırsal kesimde yaşayan insanlar bol bol gökyüzü görürlerken,C'est presque l'expérience de la plupart de gens qui vivent à la campagne.
İşte kırsal kesimde yaşayan insanlar bol bol gökyüzü görürlerken,Essa é a experiência de quase todas as pessoas que vivem no campo aberto
İşte kırsal kesimde yaşayan insanlar bol bol gökyüzü görürlerken,대다수 사람들은 하늘을 쉽게 볼 수 있습니다.
İşte kırsal kesimde yaşayan insanlar bol bol gökyüzü görürlerken, New York'a gelirler...Eso es lo que siente la mayoría de las personas que viven en áreas abiertas y vienen a Nueva York -
İşte kırsal kesimde yaşayan insanlar bol bol gökyüzü görürlerken, New York'a gelirler...Questa più o meno è l'esperienza delle persone che vivono in campagna e vengono a vivere a New York --
Jakarta'ya kırsaldan gelmiş bir grup evsiz çocukla karşılaştım, bir tren istasyonunda yaşıyorlardı.Ik ontmoette een groep dakloze plattelandskinderen in Jakarta, die nu in een treinstation leefden.
Jakarta'ya kırsaldan gelmiş bir grup evsiz çocukla karşılaştım, bir tren istasyonunda yaşıyorlardı.저는 시골에서 자카르타로 왔으며, 결국 열차정거장에서 살게 된 어느 노숙자 소년의 무리를 만났습니다.
Jakarta'ya kırsaldan gelmiş bir grup evsiz çocukla karşılaştım, bir tren istasyonunda yaşıyorlardı.Találkoztam egy csapat hontalan kölyökkel, akik vidékről jöttek Jakartába, és egy vasút állomáson éltek.
Jakarta'ya kırsaldan gelmiş bir grup evsiz çocukla karşılaştım, bir tren istasyonunda yaşıyorlardı.Tapasin joukon maalta Jakartaan tulleita kodittomia lapsia asustelemassa rautatieasemalla.
Jakarta'ya kırsaldan gelmiş bir grup evsiz çocukla karşılaştım, bir tren istasyonunda yaşıyorlardı.W Dżakarcie spotkałem bezdomne wiejskie dzieci które mieszkały na dworcu kolejowym.
Jakarta'ya kırsaldan gelmiş bir grup evsiz çocukla karşılaştım, bir tren istasyonunda yaşıyorlardı.Срещнах група от бездомни деца, които са дошли до Джакарта от провинцията и се озовали да живеят на гарата.
Jakarta'ya kırsaldan gelmiş bir grup evsiz çocukla karşılaştım, bir tren istasyonunda yaşıyorlardı.פגשתי חבורת ילדים חסרי-בית שהגיעו לג'קרטה מן הכפר, ומצאו מחסה בתחנת-רכבת.
Jakarta'ya kırsaldan gelmiş bir grup evsiz çocukla karşılaştım, bir tren istasyonunda yaşıyorlardı.لقد إلتقيت بعصبة من الأطفال المشردين الذين جاءوا إلى جاكرتا من الريف، وأنتهى بهم الحال بالعيش في محطة القطار.
Jakarta'ya kırsaldan gelmiş bir grup evsiz çocukla karşılaştım, bir tren istasyonunda yaşıyorlardı.ホームレスの少年の集団に会いました 彼らは12歳から14歳で既に乞食であり、薬物中毒になっていました
Kabil'de bir erkek muhabir asla bir kadınla görüşemez. Ne kırsalda ne de kentte.Tôi chắc rằng một nam phóng viên ở Kabul có thể xin phỏng vấn phụ nữ.
Katolik Klisesine geçti. ve sonradan Katolik olanların hiçbirisi, Nijerya'nın kırsalında천주교로 개종하셨던 어머니는, 참고로 카톨릭 개종자들보다 더 광신적인 사람은 없죠.
Katolik Klisesine geçti. ve sonradan Katolik olanların hiçbirisi, Nijerya'nın kırsalındaלקתוליות כאשר נישאה לאבי - ואין קנאי יותר ממומר לקתולי -
Katolik Klisesine geçti. ve sonradan Katolik olanların hiçbirisi, Nijerya'nın kırsalındaإلى الكاثوليكية عندما تزوّجت والدي -- ولا يوجد أي أحد أكثر عنفاً من معتنق الكاثوليكية --
Katolik Klisesine geçti. ve sonradan Katolik olanların hiçbirisi, Nijerya'nın kırsalındaそして カトリック改宗者より過激な人はいません- 母はナイジェリアの農村地帯の
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.De befinder sig ligesom klemt mellem byområderne og landområderne.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.Eles encontram-se como que encurralados entre as áreas urbanas e as áreas rurais.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.He päätyvät tavallaan loukkuun kaupunkien ja maaseudun välille.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.Họ thấy mình như bị kẹp giữa khu vực nông thôn và thành thị.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.Ils se retrouvent en quelque sorte en sandwich entre les zones urbaines et les zones rurales.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.그들은 자신들이 도시와 시골 지역 사이에 끼어있다고 느낍니다
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.Mereka menemukan diri mereka terjepit di antara daerah perkotaan dan pedesaan.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.Se encuentran en una especie de sándwich entre las áreas urbanas y las rurales.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.Se găsesc la mijloc, între zonele urbane şi cele rurale.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.Sie sind eingeklemmt zwischen urbanen und ländlichen Räumen.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.Si trovano intrappolati tra le aree urbane e le aree rurali.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.Sú v istom zmysle stlačení medzi mestom a vidiekom.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.Ujeti so med mestna in podeželska območja.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.Zij zijn min of meer ingeklemd tussen de stedelijke en de landelijke gebieden.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.Znajdują się oni pomiędzy rejonami miejskimi a wiejskimi.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.Είναι, κατά κάποιο τρόπο, εγκλωβισμένοι ανάμεσα στις αστικές και στις αγροτικές περιοχές.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.Вони свого роду затиснуті між міськими районами та сільською місцевістю.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.И они оказываются в определённой степени "зажатыми" между городом и сельской местностью.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.Те се намират притиснати между градските райони и селските райони.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.הם מוצאים עצמם נקרעים בין האיזורים העירוניים לבין האיזורים החקלאיים.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.وجدوا أنفسهم نوعا ما محاصرين بين المناطق الحضرية والمناطق الريفية.
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.他們覺得自己系夾心族 夾隔在城市同鄉村之間。
Kendilerini şehirler ve kırsal alanlar arasında sıkışmış olarak görüyorlar.挟まれた存在となっています 田舎へ戻りたくはなく
Kentsel alanlardaki hava kalitesi, kırsal alanlardakinden daha kötüdür.25 políticas europeas y los protocolos internacionales (
Kentsel alanlardaki hava kalitesi, kırsal alanlardakinden daha kötüdür.Auspuff-Emissionen von PM
Kentsel alanlardaki hava kalitesi, kırsal alanlardakinden daha kötüdür.De luchtkwaliteit is slechter in stedelijke gebieden dan in plattelandsgebieden.
Kentsel alanlardaki hava kalitesi, kırsal alanlardakinden daha kötüdür.Ilman laatu on huonompi kaupunkialueilla kuin maaseudulla.
Kentsel alanlardaki hava kalitesi, kırsal alanlardakinden daha kötüdür.Jakość powietrza jest gorsza na obszarach miejskich niż na obszarach wiejskich.
Kentsel alanlardaki hava kalitesi, kırsal alanlardakinden daha kötüdür.Kvalita ovzdušia v mestských oblastiach je horšia ako vo vidieckych oblastiach.
Kentsel alanlardaki hava kalitesi, kırsal alanlardakinden daha kötüdür.Kvalita ovzduší ve městech je horší než na venkově.
Kentsel alanlardaki hava kalitesi, kırsal alanlardakinden daha kötüdür.La qualité de l'air est plus mauvaise dans les zones urbaines que dans les zones rurales.
Kentsel alanlardaki hava kalitesi, kırsal alanlardakinden daha kötüdür.Luftkvaliteten är sämre i städerna än på landsbygden. Årsgenomsnitt för
Ki bunlar da doğada ve kırsalda yer alıyor. İşgücü, ancak son derece basit, bilfiil işi yaparken.A v práci samotné - v jednoduché, a přímé práci.
Kırsal alanlar eskisi kadar yiyecek üretemiyor.De landelijke gebieden produceren niet langer zoveel voedsel als vroeger.
Kırsal alanlar eskisi kadar yiyecek üretemiyor.Die ländlichen Gegenden produzieren nicht mehr so viel Nahrung wie früher.
Kırsal alanlar eskisi kadar yiyecek üretemiyor.농촌지역의 식량생산량은 과거에 비해 줄었습니다.