kırsal ile cümle

kırsal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Çin'de kırsal girişimcilik devrimi de yapıldı.Można również mówić w Chinach o wiejskiej rewolucji inwestycyjnej.
Çin'de kırsal girişimcilik devrimi de yapıldı.På landsbygden pågår en revolution för entreprenörer.
Çin'de kırsal girişimcilik devrimi de yapıldı.También hay una revolución rural empresarial en China.
Çin'de kırsal girişimcilik devrimi de yapıldı.Và cũng có cuộc cách mạng về kinh doanh ở nông thôn Trung Quốc.
Çin'de kırsal girişimcilik devrimi de yapıldı.Vidéki vállalkozói forradalom is zajlik Kínában.
Çin'de kırsal girişimcilik devrimi de yapıldı.Υπάρχει επίσης μια αγροτική επιχειρηματική επανάσταση στην Κίνα.
Çin'de kırsal girişimcilik devrimi de yapıldı.В этих районах также наметилась революция предпринимательства.
Çin'de kırsal girişimcilik devrimi de yapıldı.Както и предприемаческа революция.
Çin'de kırsal girişimcilik devrimi de yapıldı.יש גם מהפכת יזמות-כפרית בסין.
Çin'de kırsal girişimcilik devrimi de yapıldı.وتشهد الصين أيضاً إندلاع ثورة مشاريع كبرى في الريف.
Çin'de kırsal girişimcilik devrimi de yapıldı.私からすれば政治の変化のスピードは
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.A maioria não quer regressar ao campo, mas não têm um sentimento de pertença.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.De fleste af dem vil ikke tilbage til landet, men de har ikke følelsen af at høre til.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.De meesten willen niet terug naar het platteland, maar ze voelen zich nergens thuis.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.Die meisten von ihnen wollen nicht wieder aufs Land zurück, aber sie gehören nicht dazu.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.Kebanyakan dari mereka tidak mau kembali ke desa, namun mereka tidak punya rasa memiliki.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.그들 대부분이 시골지역으로 돌아가기 싫어하지만, 도시에서의 소속감 또한 가지고 있지 않습니다
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.La maggior parte di loro non vuole ritornare fuori città, ma non hanno il senso di appartenenza.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.La mayoría no quiere volver al campo, no tienen el sentido de pertenencia.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.La plupart d'entre eux ne veulent pas revenir à la campagne, mais ils n'ont pas le sentiment d'appartenance.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.Majoritatea nu vor să se întoarcă la ţară, dar nu au nici sentimentul de apartenenţă.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.Phần lớn không muốn quay lại miền quê, nhưng họ không có cảm giác thuộc về thành thị.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.Useimmat heistä eivät halua mennä takaisin maaseudulle, mutta he eivät tunne kuuluvansa mihinkään.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.Väčšina z nich sa nechce vrátiť na vidiek, ale necítia, že by sem patrili.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.Večina jih ne želi nazaj na deželo, vseeno pa nimajo občutka pripadanja.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.Většina z nich se nechce vrátit na venkov, ale jinak nemají pocit, že někam patří.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.Większość z nich nie chce wracać na wieś, ale nie odczuwają oni przywiązania do miasta.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.Οι περισσότεροι δεν επιθυμούν να επιστρέψουν στα χωριά, αλλά δεν έχουν το αίσθημα οτι ανήκουν (στην πόλη).
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.Більшість з них не хоче повертатися в села, але вони не мають й почуття приналежності.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.Большинство из них не хотят возвращаться, но и в городе они чувствуют себя неуютно.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.Повечето от тях не искат да се върнат обратно в провинцията, но те нямат чувство за принадлежност.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.רובם לא מעונינים לחזור לכפר, אבל אין להם תחושת שייכות.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.معظمهم لا يريدون العودة الى الريف، ولكن ليس لديهم الشعور بالانتماء.
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.一方で都会に帰属意識を持ちません 労働時間は長く
Çoğu kırsal alanlara geri dönmek istemiyor ama bulundukları yere ait olma hisleri de yok.距地大多數都唔想返鄉下, 不過他們又無城市歸屬感。
Daha büyükleri kırsala yolla.Отправь старших детей в деревню.
Daniels basketbolun kırsal halkın hemen hemen tümü tarafından basketbol oynanmasına hayret ettiğini söyledi:Daniels dijo que estaba fascinado por ver como casi todos juegan básquetbol en las comunidades rurales:
Daniels basketbolun kırsal halkın hemen hemen tümü tarafından basketbol oynanmasına hayret ettiğini söyledi:Daniels raconte sa surprise de voir que presque tout le monde joue au basket dans les communautés rurales :
Daniels basketbolun kırsal halkın hemen hemen tümü tarafından basketbol oynanmasına hayret ettiğini söyledi:Дэниелс сказал, что он был поражён, увидев, что в баскетбол играют почти все в сельских общинах:
Diğeri ise Moksha-Yug Girişimi, küçük gruplar için mikrofinans bazlı kırsal destek sunuyor.그리고 다른 하나는 소액대출에 기반한 자립 그룹 농어촌 공급 체인을 통합하려는 Moksha-Yug Access입니다.
Diğeri ise Moksha-Yug Girişimi, küçük gruplar için mikrofinans bazlı kırsal destek sunuyor.Другое, "Moksha-Yug Access", цепь интеграции сельхозпоставок на средства группового микрофинансирования.
Diğeri ise Moksha-Yug Girişimi, küçük gruplar için mikrofinans bazlı kırsal destek sunuyor.והשני הוא "מוקשה יוג", שהיא שילוב של רשת אספקה כפרית על יסוד מימון זעיר מבוסס קבוצת עזרה עצמית.
Diğeri ise Moksha-Yug Girişimi, küçük gruplar için mikrofinans bazlı kırsal destek sunuyor.農村地域の物流を統合することを目的に マイクロファイナンスに基づく自助組織財団から基金を受けました。 少なくとも幾つかの事業は上手くやれていると思っています。
Diyelim, June sen bir köydesin, kırsal kesimdeki bir köyde.Digamos que es junio y estás es una aldea rural.
Diyelim, June sen bir köydesin, kırsal kesimdeki bir köyde.Digamos que June está numa aldeia, uma aldeia rural.
Diyelim, June sen bir köydesin, kırsal kesimdeki bir köyde.Disons que June, tu es dans un village, un village rural.
Diyelim, June sen bir köydesin, kırsal kesimdeki bir köyde.June, sei in un villaggio, un villaggio rurale
Diyelim, June sen bir köydesin, kırsal kesimdeki bir köyde.예를 들어 당신이 시골 마을에 살고 있다고 합시다.
Diyelim, June sen bir köydesin, kırsal kesimdeki bir köyde.Laten we zeggen, June, jij bent in een dorpje, op het platteland.
Diyelim, June sen bir köydesin, kırsal kesimdeki bir köyde.Låt oss säga att June är i en by på landet.
Diyelim, June sen bir köydesin, kırsal kesimdeki bir köyde.Mondjuk te, June egy vidéki faluban vagy.
Diyelim, June sen bir köydesin, kırsal kesimdeki bir köyde.Nehmen Sie an, Sie leben in einem Dorf auf dem Lande.
Diyelim, June sen bir köydesin, kırsal kesimdeki bir köyde.Powiedzmy, że znajdujesz się w odległej wiosce na terenie Ugandy.
Diyelim, June sen bir köydesin, kırsal kesimdeki bir köyde.Да кажем, през юни сте в село.
Diyelim, June sen bir köydesin, kırsal kesimdeki bir köyde.Предположим, Джун ты в деревне, глухой деревне.
Diyelim, June sen bir köydesin, kırsal kesimdeki bir köyde.אז זה כמו, ג'ון - את בכפר שלך, באזור הכפרי.
Diyelim, June sen bir köydesin, kırsal kesimdeki bir köyde.لنقل أنك يا جون في قرية ، قرية ريفية.
Diyelim, June sen bir köydesin, kırsal kesimdeki bir köyde.私はカンパラにいる稼ぎ手です
Eğer şehir kırsal bölgeye göz kulak olursa, kırsal bölge de şehre göz kulak olur.Als de stad voor het platteland zorgt, dan zorgt het platteland voor de stad.
Eğer şehir kırsal bölgeye göz kulak olursa, kırsal bölge de şehre göz kulak olur.Dacă oraşul are grijă de sat, şi satul va avea grijă de oraş.

İlgili Sayfalar