kırgın ile cümle
kırgın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.Ia membiarkan hujan es menimpa ternak mereka, dan halilintar menyambar hewan-hewan mereka
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.Il abandonna leur bétail à la grêle, Et leurs troupeaux au feu du ciel.
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.I podał gradowi bydło ich, a majętność ich węglu ognistemu.
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.Izročil je toči tudi njih živino in njih črede bliskom.
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti."저희 가축을 우박에, 저희 양떼를 번갯불에 붙이셨으며"
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.Odaveté barmaikat a jégesõnek, marháikat pedig a mennyköveknek.
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.Og han overgav deres fe til haglet og deres hjorder til ildsluer.
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.Ook het vee stierf door de hagel en de kudden door de bliksem.
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.prisgav Kvæget for Hagl og deres Hjorde for Lyn.
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.Também entregou � saraiva o gado deles, e aos coriscos os seus rebanhos.
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.Vydal ich hovädá hrádu na pospas a ich dobytok bleskom hromu.
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.Vydal krupobití na hovada jejich, a na dobytek jejich uhlí řeřavé.
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.και παρεδωκεν εις την χαλαζαν τα κτηνη αυτων και τα ποιμνια αυτων εις τους κεραυνους.
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.И предаде на град добитъка им, И стадата им на мълнии;
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.ויסגר לברד בעירם ומקניהם לרשפים׃
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.ودفع الى البرد بهائمهم ومواشيهم للبروق.
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.又 把 他 們 的 牲 畜 交 給 冰 雹 . 把 他 們 的 群 畜 交 給 閃 電
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.又 把 他 們的 牲畜 交 給 冰雹 . 把 他 們的群畜 交給 閃電
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Chúng tôi đã mắc sự sợ hãi, hầm hố, hủy diệt, và hư hại.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Chúng_tôi đã mắc sự sợ_hãi , hầm_hố , hủy_diệt , và hư_hại .
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››De groază şi de groapă am avut parte, de prăpăd şi pustiire.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Faror och fallgropar möta oss fördärv och skada.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Groza in jama sta blizu nas, razdejanje in poguba.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Gru og grav er blitt oss til del, ødeleggelse og undergang.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Horror y hoyo han sido nuestra suerte, desolación y ruina
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››kami ditimpa kecelakaan dan kehancuran, serta hidup dalam bahaya dan ketakutan
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››두려움과 함정과 잔해와 멸망이 우리에게 임하였도다
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Notre partage a été la terreur et la fosse, Le ravage et la ruine.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Osaksemme on tullut kauhu ja kuoppa, turmio ja sortuminen.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Rettegés és tõr van mi rajtunk, pusztulás és romlás.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Strach a jama je nám údelom, spustošenie a skrúšenie.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Strach a jáma potkala nás, zpuštění a setření.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Strach i dół przyszedł na nas, spustoszenie i skruszenie.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Temor e cova vieram sobre nós, assolação e destruição.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Terrore e trabocchetto sono la nostra sorte, desolazione e rovina»
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Vor Lod blev Gru og Grav og Sammenbruds Øde;
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Wij zijn bang, want wij zitten in de val; verlaten en vernietigd zijn wij.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Wir werden gedrückt und geplagt mit Schrecken und Angst.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Φοβος και λακκος ηλθον εφ' ημας, ερημωσις και συντριμμος.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Страх и пропастта ни налетяха, запустение и разорение.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Ужас и яма, опустошение и разорение – доля наша.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››פחד ופחת היה לנו השאת והשבר׃
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››صار علينا خوف ورعب هلاك وسحق.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››恐 懼 和 陷 坑 、 殘 害 和 毀 滅 、 都 臨 近 我 們
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››恐懼 和 陷坑 、 殘害 和 毀滅 、 都 臨近 我們
Gryphon oldukça kırgın bir ses tonuyla söyledi hevesle, "Hımm!lelkesen, hogy a Gryphon mondta, meglehetősen sértődött hangon, "Hm!
Gryphon oldukça kırgın bir ses tonuyla söyledi hevesle, "Hımm!the Gryphon 오히려 불쾌 목소리로 말했다 간절히 즉, '흠!
Gryphon oldukça kırgın bir ses tonuyla söyledi hevesle, "Hımm!בשקיקה כי גריפון אמר בטון נעלב למדי, "הממ!
Gryphon oldukça kırgın bir ses tonuyla söyledi hevesle, "Hımm!بفارغ الصبر أن العنقاء قال في لهجة غضب بدلا من ذلك ، 'جلاله!
Gryphon oldukça kırgın bir ses tonuyla söyledi hevesle, "Hımm!嗜好のための会計ない!
'Henüz bir şey vardı,' Alice 'ben daha fazlasını alamaz.', Kırgın bir ses tonuyla yanıtladı"Aku sudah ada belum," jawab Alice dengan nada tersinggung, "jadi aku tidak bisa mengambil lebih."
'Henüz bir şey vardı,' Alice 'ben daha fazlasını alamaz.', Kırgın bir ses tonuyla yanıtladı"Am avut nimic încă," Alice a răspuns pe un ton ofensat, aşa că nu pot lua mai mult. "
'Henüz bir şey vardı,' Alice 'ben daha fazlasını alamaz.', Kırgın bir ses tonuyla yanıtladı"Eu não tinha nada ainda", Alice respondeu em um tom ofendido, "portanto, não posso tomar mais."
'Henüz bir şey vardı,' Alice 'ben daha fazlasını alamaz.', Kırgın bir ses tonuyla yanıtladı'Ho avuto ancora nulla,' rispose Alice in tono offeso, 'quindi non posso fare di più.'
'Henüz bir şey vardı,' Alice 'ben daha fazlasını alamaz.', Kırgın bir ses tonuyla yanıtladı"Ich habe noch nichts", antwortete Alice in einem beleidigten Ton, "so kann ich nicht mehr."
'Henüz bir şey vardı,' Alice 'ben daha fazlasını alamaz.', Kırgın bir ses tonuyla yanıtladı'Ik heb nog niets gehad,' Alice antwoordde een beledigde toon, 'dus ik kan niet meer nemen. "
'Henüz bir şey vardı,' Alice 'ben daha fazlasını alamaz.', Kırgın bir ses tonuyla yanıtladı"Imel sem še nič," Alice odgovoril na užaljen ton, "tako da ne morem več vzeti."
'Henüz bir şey vardı,' Alice 'ben daha fazlasını alamaz.', Kırgın bir ses tonuyla yanıtladı"Jag har fått någonting ännu," Alice svarade i en förolämpad ton, "så jag kan inte ta mer."
'Henüz bir şey vardı,' Alice 'ben daha fazlasını alamaz.', Kırgın bir ses tonuyla yanıtladı"Jeg har haft noget endnu," svarede Alice i en fornærmet tone, "så jeg kan ikke tage mere."
'Henüz bir şey vardı,' Alice 'ben daha fazlasını alamaz.', Kırgın bir ses tonuyla yanıtladı"Je n'ai rien encore", répondit Alice d'un ton offensé, je ne peux pas en prendre plus. "