kırgın ile cümle
kırgın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu olaylar sonucu kırgın olan Authari 558 yılı civarlarında Theodelinda'ya resmen bağlandı.Ofensat, Authari s-a logodit cu Theodelinda în 588.
Fakat Will'e de kırgınlığı geçmez, çünkü Will'in onu orada bıraktığını sanır.Jake este de părere că lui Will nu-i pasă sau nu crede în el.
Büyük kırgınlıklar yaşanmamaktadır.Incapacitatea de a plânge.
Kendi aralarında kırgınlıkları olsa da zorda birbirlerini tutan insanlardır.Ei realizează că sunt multe lucruri pe care le urăsc unul la celălalt, dar totuși sunt atrași unul de altul.
Darcy kırgın ve sinirli bir şekilde gider.Chase koszos és ideges volt.
Darcy kırgın ve sinirli bir şekilde gider.Beerus on luonteeltaan äreä ja hermostuu herkästi.
Yüzünde hep bir kırgınlık, hep bir öfke vardır.目元には常に怒りマークがあり、非常に怒りっぽい。
Oraya giderken sanki tüm kırgınlığınızı da birlikte götürüyorsunuz." demiştir.これくらいのことで挫けていては、君の全てが台無しになってしまう」と励ます優しさもあったという。
Büyük kırgınlıklar yaşanmamaktadır.だが悪いうわさが絶えない。
Devdas Londra'ya okumaya gittiğinde Paronun tüm arzuları kırgınlığa dönüşür.Докато Дарвин търси жилище в Лондон, пристъпите на заболявания продължават.
Darcy kırgın ve sinirli bir şekilde gider.Дарси е шокиран и иска обяснение.
Büyük kırgınlıklar yaşanmamaktadır.Те не издържат на ужасните преживявания.
Kendi aralarında kırgınlıkları olsa da zorda birbirlerini tutan insanlardır.Ich vzťahy medzi sebou navyše komplikujú muži.
Oraya giderken sanki tüm kırgınlığınızı da birlikte götürüyorsunuz." demiştir.Če pa to zavrnete, boste nosili breme prestopka vseh Koptov«.
Kendi aralarında kırgınlıkları olsa da zorda birbirlerini tutan insanlardır.Ülestunnistustest hoolimata käivad nad siiski üksteisele närvidele.
Ayıp alimlere, onları orada mahzun, mahrum, kırgın bir şekilde terk edenlere!Malulah atas diri kamu (cendekiawan)!
Ayıp alimlere, onları orada mahzun, mahrum, kırgın bir şekilde terk edenlere!¡Que vergüenza sobre los eruditos! Ellos los dejaron sólos, oprimidos, heridos y necesitados.
Ayıp alimlere, onları orada mahzun, mahrum, kırgın bir şekilde terk edenlere!Schande auf die Gelehrten, die sie allein ließen, unterdrückt, gebrochen und beraubt.
Ayıp alimlere, onları orada mahzun, mahrum, kırgın bir şekilde terk edenlere!Vergogna sui sapienti! Chi li ha lasciati soli, oppressi, distrutti e deprivati?
Ayıp alimlere, onları orada mahzun, mahrum, kırgın bir şekilde terk edenlere!Те, кто оставил их самих, притесненных, разбитых, лишённых.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı.Andグリフォンは"あなたの冒険のいくつかを聞いてみましょう、カム。"を追加
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Chodzi mi o to, co mówię," Mock Turtle odpowiedziała obrażonym tonem.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Ich meine, was ich sage," erwiederte die falsche Schildkröte in einem beleidigten Ton.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı.'Ik bedoel wat ik zeg,' de Mock Turtle antwoordde in een beledigde toon.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."I pomeni, kar sem rekel, v nadaljevanju: Mock Turtle odgovoril na užaljen ton.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Jag menar vad jag säger," det Mock Turtle svarade i en förolämpad ton.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Jeg mener, hvad jeg siger," den forlorne skildpadde svarede i en fornærmet tone.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Je veux dire ce que je dis," la Simili-Tortue répondit d'un ton offensé.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı.'내가 무슨 말을 뜻'을 모의 거북 상하게 목소리로 대답했다.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Maksudku apa yang saya katakan," jawab Turtle Mock dengan nada tersinggung.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Mám na mysli to, čo hovorím," Mock Turtle odpovedal urazene.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Mám na mysli to, co říkám," Mock Turtle odpověděl uraženě.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Quero dizer o que eu digo, 'a Falsa Tartaruga replicou em um tom ofendido.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Tarkoitan mitä sanon, että" Mock Turtle vastasi loukkaantunut sävy.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Tôi có nghĩa là những gì tôi nói, 'rùa Mock trả lời trong một giai điệu xúc phạm.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Úgy értem, amit mondok," az Ál Turtle válaszolt egy sértődött hangon.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı.'Voglio dire quello che dico,' la Finta Tartaruga ha risposto in tono offeso.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Vreau să spun ceea ce spun, denumită în continuare" Turtle Mock a răspuns pe un ton ofensat.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Yo lo que digo-respondió la Falsa Tortuga en tono ofendido.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Εννοώ αυτό που λέω," η Mock Turtle απάντησε σε μια προσβεβλημένος τόνο.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Искам да кажа това, което казвам," Mock Turtle отговори в обиден тон.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Я имею в виду, что я говорю," Мока Черепаха ответил обиженно.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."Я маю на увазі, що я кажу," Мока Черепаха відповів ображено.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."אני מתכוון למה שאני אומר," Turtle מוק ענה בטון נעלב.
'Ben diyorum ne demek,' Sahte Kaplumbağa kırgın bir ses tonuyla yanıtladı."أعني ما أقول ،' ردت السلحفاة في لهجة غضب.
Biliyorsunuz ki; milyonlarca insanın bu büyük ayrışma yüzünden kırgın olması şaşırtıcı değil.수백만의 사람들이 이런 대 분리화에 점점 더 환멸을 느끼는 것도 어떻게 보면 당연합니다.
Biliyorsunuz ki; milyonlarca insanın bu büyük ayrışma yüzünden kırgın olması şaşırtıcı değil.Не дивно, що мільйони людей розчаровані у цьому великому відчуженні.
Biliyorsunuz ki; milyonlarca insanın bu büyük ayrışma yüzünden kırgın olması şaşırtıcı değil.Неудивительно, что миллионы людей разочарованы в этом великом отделении.
Biliyorsunuz ki; milyonlarca insanın bu büyük ayrışma yüzünden kırgın olması şaşırtıcı değil.אתם יודעים, זה לא מפתיע שמיליוני אנשים הולכו שולל כתוצאה מהניתוק הגדול הזה
Biliyorsunuz ki; milyonlarca insanın bu büyük ayrışma yüzünden kırgın olması şaşırtıcı değil.كما تعلمون، فإنه ليس من المستغرب أن ملايين الناس وقد تحرروا من الوهم بسبب فك الارتباط الكبير،
Biliyorsunuz ki; milyonlarca insanın bu büyük ayrışma yüzünden kırgın olması şaşırtıcı değil.幻滅させられていますが 他の多くの人と同じように
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.(77:48) скот их предал граду и стада их – молниям;
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.antoi heidän karjansa alttiiksi rakeille ja heidän laumansa salamoille.
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.Consegnò alla grandine il loro bestiame, ai fulmini i loro greggi
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.Cum le -a lăsat vitele pradă grindinei, şi turmele pradă focului cerului.
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.Cũng phó trâu bò chúng nó cho mưa đá, Và nộp bầy chiên họ cho sấm sét.
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.Cũng phó trâu_bò chúng_nó cho mưa_đá , Và nộp bầy chiên họ cho sấm_sét .
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.da er ihr Vieh schlug mit Hagel und ihre Herden mit Wetterstrahlen;
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.Entregó los animales al granizo, y sus ganados a los rayos
Büyükbaş hayvanlarını kırgına, Küçükbaş hayvanlarını yıldırıma teslim etti.han gav deras husdjur till pris åt hagel och deras boskap åt ljungeldar.