Bir merhamet kırıntısı dahi yoktur.A Nincs kegyelem-aknabarlang.
Mağaradan ocak külleri, kömür kırıntıları, çeşitli hayvan kemikleri bulundu.Tulikuopista on löydtty hiiltä ja joistain eläinten luita.
Kırıntı'ya gelmek için oldukça uzun bir yol seçmişler.Pitkällä matkalla hän saavutti pronssia.
Artık bir kırıntı kalmıştır.Όμως, έχει πλέον παρακμάσει.
Artık bir kırıntı kalmıştır.Der er sket en glidning.
Artık bir kırıntı kalmıştır.Det forekom nå en splittelse.
Golü attığında Ankaragücünün kalesinde Serkan Kırıntılı vardı.Ved pågripelsen hadde kapreren selv stikkskader.
Ustagiller ordu kökenli olup, Kırıntı’ya demirci ustası olarak gelmişlerdir.Militærjuntaen ble født som fascister, og de vil dø som fascister".
Buna, Kırıntılı kalıcı mıknatıslanma denir.Hal ini disebut pembenaran permanen.
Osmanlıca'da ise "Rize" ufak kırıntı, döküntü anlamındadır.Sedangkan 'kekurangan' Rukia adalah gambarnya yang amat kekanak-kanakan.
Buna, Kırıntılı kalıcı mıknatıslanma denir.これを不連続永久凍土という。
Artık bir kırıntı kalmıştır.現在は解体済。
Maalesef orman hayvanları kırıntıları yer, böylece Hansel ve Gretel kaybolurlar.不幸的是,麵包屑被森林中的動物吃掉了,於是漢賽爾與葛麗特在森林中迷路了。
Kırıntı'ya gelmek için oldukça uzun bir yol seçmişler.牠們為了覓食會行走一段很長的距離。
Onların boşalttıkları yerlere ise bugünkü Kırıntılıların ataları yerleşmiştir.기제손서(寄諸孫書):여러 손자들에게 보내는 유서 오늘의 내 화(禍)는 진실로 면하기 어려운 줄로 안다.
Katmanları, bilgi külçelerini, gerçek ve fantazinin kırıntılarını ifşa etmedi.הוא לא חשף את השכבות, גרעיני הידע, שברירי האמת והפנטזיה.
Ama bu kez çocukların yol işaretlemek için ellerinde sadece ekmek kırıntıları vardır.Tog puta djeca ne imahu vremena skupljati kamenčiće, pa umjesto njih bacaše mrvice kruha.
Golü attığında Ankaragücünün kalesinde Serkan Kırıntılı vardı.Murest aru saades hüppas Kalevipoeg kaevu.
Aslında, Dünya kaynaklarla dolu bir süpermarkette bir kırıntı.Alapvetően, a Föld egy morzsa a készletekkel feltöltött szupermárketben.
Aslında, Dünya kaynaklarla dolu bir süpermarkette bir kırıntı.De fapt, Pământul e o firimitură într-un supermarket plin de resurse.
Aslında, Dünya kaynaklarla dolu bir süpermarkette bir kırıntı.De hecho, la Tierra es una migaja en un supermercado repleto de recursos.
Aslında, Dünya kaynaklarla dolu bir süpermarkette bir kırıntı.Die Erde ist ein Krümel im Supermarkt der Rohstoffe.
Aslında, Dünya kaynaklarla dolu bir süpermarkette bir kırıntı.En fait, la Terre n'est qu'une miette dans un supermarché rempli de ressources.
Aslında, Dünya kaynaklarla dolu bir süpermarkette bir kırıntı.In realtà la Terra è una briciola, in un supermercato pieno di risorse
Aslında, Dünya kaynaklarla dolu bir süpermarkette bir kırıntı.말그대로 슈퍼마켓에서 그 구석을 차지하고 있는 부스러기임에 다름하지 않죠.
Aslında, Dünya kaynaklarla dolu bir süpermarkette bir kırıntı.Země je vlastně drobek v supermarketu, který je přecpán zdroji.
Aslında, Dünya kaynaklarla dolu bir süpermarkette bir kırıntı.Ziemia to okruszek w supermarkecie surowców.
Aslında, Dünya kaynaklarla dolu bir süpermarkette bir kırıntı.Στην πραγματικότητα, η Γη είναι ένα ψίχουλο σε μια υπεραγορά γεμάτη πόρους.
Aslında, Dünya kaynaklarla dolu bir süpermarkette bir kırıntı.Всъщност Земята е троха в супермаркет пълен с ресурси.
Aslında, Dünya kaynaklarla dolu bir süpermarkette bir kırıntı.На самом деле, Земля — это крупица в супермаркете, полном ресурсов.
Aslında, Dünya kaynaklarla dolu bir süpermarkette bir kırıntı.למעשה, כדור הארץ הוא פרור בסופרמקרט מלא משאבים.
Aslında, Dünya kaynaklarla dolu bir süpermarkette bir kırıntı.في الحقيقية الكرة الارضية هي كما كسرة الخبز الموجودة في " السوبر ماركت " المليء بكل انواع الخبز
Aslında, Dünya kaynaklarla dolu bir süpermarkette bir kırıntı.かつてのアラスカと同じです アメリカはアラスカを買ったんです
Bu davada öncelikle bu bilmeceye bir parça ışık düşürecek bir kaç kırıntı toplamıştım.En el proceso, he recogido unos pocos fragmentos que me ayudan a verter algo de luz sobre este enigma.
Bu davada öncelikle bu bilmeceye bir parça ışık düşürecek bir kaç kırıntı toplamıştım.Ennek során összegyűjtöttem néhány töredéket, amelyek segítettek valamennyit megfejteni ebből a rejtvényből.
Bu davada öncelikle bu bilmeceye bir parça ışık düşürecek bir kaç kırıntı toplamıştım.În acest proces, am colectat câteva fragmente care mă ajută să clarific acest puzzle.
Bu davada öncelikle bu bilmeceye bir parça ışık düşürecek bir kaç kırıntı toplamıştım.In diesem Prozess sammelte ich ein paar Bruchstücke, um die Ungereimtheiten etwas ins Licht zu bringen.
Bu davada öncelikle bu bilmeceye bir parça ışık düşürecek bir kaç kırıntı toplamıştım.In het proces, verzamelde ik een paar fragmenten die me hielpen licht te werpen op deze puzzel.
Bu davada öncelikle bu bilmeceye bir parça ışık düşürecek bir kaç kırıntı toplamıştım.그 과정에서 ,이 퍼즐의 실마리를 찾는데 도움이 되는 조각들을 몇개 모았어요
Bu davada öncelikle bu bilmeceye bir parça ışık düşürecek bir kaç kırıntı toplamıştım.Nel fare ciò, ho raccolto qualche frammento che mi ha aiutato a gettare luce su questo enigma.
Bu davada öncelikle bu bilmeceye bir parça ışık düşürecek bir kaç kırıntı toplamıştım.W trakcie procesu poszukiwania, zebrałam kilka faktów, które pomogły mi rzucić światło na tę zagadkę.
Bu davada öncelikle bu bilmeceye bir parça ışık düşürecek bir kaç kırıntı toplamıştım.Έτσι, συγκέντρωσα μερικά κομμάτια που με βοήθησαν να ρίξω λίγο φως σε αυτό το παζλ.
Bu davada öncelikle bu bilmeceye bir parça ışık düşürecek bir kaç kırıntı toplamıştım.В процессе я собрала несколько фрагментов, что пролили свет на эту загадку.
Bu davada öncelikle bu bilmeceye bir parça ışık düşürecek bir kaç kırıntı toplamıştım.Това ми помогна да събера няколко фрагмента, които ми помогнаха да осветля този пъзел.
Bu davada öncelikle bu bilmeceye bir parça ışık düşürecek bir kaç kırıntı toplamıştım.בתוך התהליך, אספתי לי רסיסים שונים שסייעו לי לשפוך מעט אור על החידה.
Bu davada öncelikle bu bilmeceye bir parça ışık düşürecek bir kaç kırıntı toplamıştım.و خلال تلك العملية, تمكنت من تجميع بضع القطع التي تساعدني أن القي الضوء على هذا البازل.
Bu davada öncelikle bu bilmeceye bir parça ışık düşürecek bir kaç kırıntı toplamıştım.かけらをいくつか見つけることができました 私を第三の道に目覚めさせてくれた
Çünkü aldıkları her kırıntı için çalışmaları ya da takas etmeleri gerekir.Deoarece ele trebuie să muncească sau să negocieze fiecare unic bit din ceea ce primesc.
Çünkü aldıkları her kırıntı için çalışmaları ya da takas etmeleri gerekir.아주 조금의 에너지라도 얻기 위해선 일하거나 흥정해야 하기 때문이지요.
Çünkü aldıkları her kırıntı için çalışmaları ya da takas etmeleri gerekir.Mereka harus bekerja, atau barter, untuk tiap bagian energi yang mereka dapat.
Çünkü aldıkları her kırıntı için çalışmaları ya da takas etmeleri gerekir.Mert meg kell dolgozniuk minden cseppért, vagy adni kell érte valamit.
Çünkü aldıkları her kırıntı için çalışmaları ya da takas etmeleri gerekir.Omdat ze moeten werken of handelen voor elk beetje dat ze kunnen krijgen.
Çünkü aldıkları her kırıntı için çalışmaları ya da takas etmeleri gerekir.Parce qu'ils doivent travailler ou négocier pour chaque petite quantité d'énergie qu'ils reçoivent.
Çünkü aldıkları her kırıntı için çalışmaları ya da takas etmeleri gerekir.Perché devono lavorare o scambiare ogni singolo frammento che ottengono.
Çünkü aldıkları her kırıntı için çalışmaları ya da takas etmeleri gerekir.Porque eles têm de trabalhar ou trocar por cada bocadinho que obtêm.
Çünkü aldıkları her kırıntı için çalışmaları ya da takas etmeleri gerekir.Porque han de trabajar o negociar por cada pequeño sorbo que reciben.
Çünkü aldıkları her kırıntı için çalışmaları ya da takas etmeleri gerekir.Weil sie für jedes Bisschen, dass sie ergattern, hart arbeiten oder etwas tauschen müssen.
Çünkü aldıkları her kırıntı için çalışmaları ya da takas etmeleri gerekir.Επειδή πρέπει να δουλέψουν για κάθε ίχνος ενέργειας που παίρνουν.
Çünkü aldıkları her kırıntı için çalışmaları ya da takas etmeleri gerekir.Защото трябва да работят или да да обменят всяка частица, която получат.
Çünkü aldıkları her kırıntı için çalışmaları ya da takas etmeleri gerekir.בגלל שהם צריכים לעבוד או לעשות ברטר עבור כל ביס של אנרגיה.