Ana içeriğe geç
Sözlük

kırıntı ile cümle

kırıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yemeğinin her kırıntısını yedi.He ate every bit of his dinner.
Tom köpeğini masa kırıntılarıyla besledi.Tom fed his dog table scraps.
Tom'un köpeği ekmek kırıntılarını yedi.Tom's dog ate the breadcrumbs.
Bana süpürge ve faraşı ver lütfen. Yere bazı kırıntılar döktüm.Pass me the broom and dustpan, please. I spilled some crumbs on the floor.
Bu çocuklar ördeklere ekmek kırıntıları attılar, onları gördüm.These children threw the bread crumbs to the ducks, I saw them.
Onun sakalında bir kırıntı var.There is a crumb in his beard.
Neden her yerde kırıntılar var?Why are there crumbs everywhere?
Katmanları, bilgi külçelerini, gerçek ve fantazinin kırıntılarını ifşa etmedi.He did not reveal the layers, the nuggets of information, the fragments of truth and fantasy.
Bunlar sadece, "Aforizmalarım" diye adlandırdığı kırıntılardı.It includes what we used to call facilitators.
Şıhlılar, Kırıntı'da aleviliğin dini önderleri olmuşlardır.Quakers in particular were early leaders in abolitionism.
Kırıntılar ve parçalar."Bits and pieces."
Kırıntınız çıtır, ekmeğiniz kabarık olsun.May your crust be crisp, and your bread always rise.
Kırıntılar sizin HTML sayfanızda belirebilmek için sadece birkaç özelliğe ihtiyaç duyarlar.Breadcrumbs only require a few properties to mark up in your HTML.
Bu davada öncelikle bu bilmeceye bir parça ışık düşürecek bir kaç kırıntı toplamıştım.In the process, I've gathered a few fragments that help me shed some light on this puzzle.
Tek kırıntı bırakmadım.I ate every scrap.
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.''They have their tails in their mouths--and they're all over crumbs.'
'Kırıntıları hakkında yanlış,' Sahte Kaplumbağa şunları söyledi: 'kırıntıları tüm yıkayın. deniz.'You're wrong about the crumbs,' said the Mock Turtle: 'crumbs would all wash off in the sea.
Topu kumaş ve kırıntılardan yapardık, bunun gibi bir top değildi.The ball we made out of cloth and any scraps, so it wasn't a ball like this
Aslında, Dünya kaynaklarla dolu bir süpermarkette bir kırıntı.In fact, the Earth is a crumb in a supermarket filled with resources.
Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız.We could turn it, if We pleased, into straw; then you would rue the day,
Öyle olsaydı onlar insanlara bir kırıntı bile vermezlerdi! [7,100](If they had,) they would never have given an iota to the people.
Sonra kurumaya başlar, böylece onu sararmış görürsün. Sonra da onu kurumuş kırıntılar kılıyor.Thereafter it wirhereth, and thou beholdest it turn yellow; then He maketh it chaff.
Sonra onlar kurur da sapsarı olduklarını görürsün. Sonra da onu kuru bir kırıntı yapar.Thereafter it wirhereth, and thou beholdest it turn yellow; then He maketh it chaff.
Sonra da onu kurumuş kırıntılar kılıyor.Then He turns them into chaff.
Sonra da onu kuru bir kırıntı yapar.Then He turns them into chaff.
Buna, Kırıntılı kalıcı mıknatıslanma denir.[8]This is called detrital remanent magnetization.[8]
Arancini - ekmek kırıntıları ile kaplanmış ve kızartılmış pirinç topları dolması.Arancini – stuffed rice balls which are coated with breadcrumbs and fried.
"Kırıntılar" şiirleri, başka bir Sorb şairi Čišinski'den etkilenen güçlü bir yurtsever tondaydı."The Crumbs" poems were of strong patriotic tone influenced by another Sorbian poet Čišinski.
1569 yılına ait Osmanlı kayıtlarında Kırıntı ismine rastlanmaz.Bis zum Jahr 1568 sind keine Produktionszahlen bekannt.
Artık bir kırıntı kalmıştır.Es kam zu einem Zerwürfnis.
Katmanları, bilgi külçelerini, gerçek ve fantazinin kırıntılarını ifşa etmedi.Il ne révélait pas les couches, les précieuses informations, les fragments de vérité et de fantaisie.
Yani Yeniköy direkt Kırıntı'dan ayrılma değildir.La répétition est inséparable de la déconstruction.
Bu, Kırıntılı Mıknatıslanma olarak bilinir.Utilisé comme élément désoxydant.
Katmanları, bilgi külçelerini, gerçek ve fantazinin kırıntılarını ifşa etmedi.No revelaba las capas, las pepitas de información, los fragmentos verdaderos y fantásticos.
Şıhlılar, Kırıntı'da aleviliğin dini önderleri olmuşlardır.Los coptos creen que la cabeza del santo quedó en Alejandría.
Katmanları, bilgi külçelerini, gerçek ve fantazinin kırıntılarını ifşa etmedi.Non rivelò gli strati, le pepite d'oro d'informazioni, i frammenti di verità e di fantasia.
Serkan Kırıntılı (d.Lo scudo perduto (fr.
Yani Yeniköy direkt Kırıntı'dan ayrılma değildir.Non sembra che l'ornitorinco rischi l'estinzione immediata.
Bir merhamet kırıntısı dahi yoktur."Non v'è traccia di misericordia in Te.
Öcük hep onu kullanır ama ona bir kırıntı bile vermez.Chiede sempre scusa per qualsiasi cosa, anche se non è colpa sua.
Hindistan cevizi kırıntısı ekleyebilirsiniz.Можно добавить кокосовую крошку.
Buzdolabında hiçbir yemek kırıntısı yok.В холодильнике нет ни крошки еды.
Katmanları, bilgi külçelerini, gerçek ve fantazinin kırıntılarını ifşa etmedi.Он никогда не выявлял смыслов, самородков информации, фрагментов истины и фантазии.
Onların boşalttıkları yerlere ise bugünkü Kırıntılıların ataları yerleşmiştir.В этот день поминали умерших родителей.
Buna, Kırıntılı kalıcı mıknatıslanma denir.هذا ما يسمى التجويف الدائم.
Kırıntı halkı bölgenin yerli halkından değildir.هذه الطائفة هي ليست من السكان الاصليين.
Katmanları, bilgi külçelerini, gerçek ve fantazinin kırıntılarını ifşa etmedi.Ele não revelava as camadas, as pepitas de informação, os fragmentos de verdade e de fantasia.
Kırıntı'ya gelmek için oldukça uzun bir yol seçmişler.Deze zorgen voor de lange weg om de lekkage te vertragen.
Artık bir kırıntı kalmıştır.Er restte nu enkel een ruïne.
Kırıntı'nın kuruluş ve gelişim süreci tüm 18. ve 19. yüzyıl boyunca devam etmiştir.Er zijn bouw- en uitbreidingswerken doorheen de hele achttiende eeuw.
Katmanları, bilgi külçelerini, gerçek ve fantazinin kırıntılarını ifşa etmedi.Han avslöjade inte lagren, guldklimparna av information, fragmenten av sanning och fantasi.
Buna, Kırıntılı kalıcı mıknatıslanma denir.Dessa är så kallade halvstationära lågtryck.
Katmanları, bilgi külçelerini, gerçek ve fantazinin kırıntılarını ifşa etmedi.Він не розкривав шарів, самородків інформації, фрагментів істини та уяви.
Öcük hep onu kullanır ama ona bir kırıntı bile vermez.Той теж постійно на одягла роботі, але не нудьгує.
Kırıntılı kayaçlarda da sıklıkla gözlenir.Спостерігається в рудах досить часто.
Kıyı açığı veya kıta sahanlığı üzerindeki çökeller genellikle kırıntı ve döküntü malzemelerinden oluşur.На палубі бака або всередині його зазвичай розташовують якірні й швартовні пристрої.
Erişim tarihi: 12 November 2012. Ekmek Kırıntısının SEO açısından önemiUdálosti 29.1.2012: Dotykové displeje místo servírek .
Çünkü Margeret huysuz bir böcektir ve kırıntıların hepsini zevkle yiyebilir.Margutte je špatným do morku kostí a jsou mu k smíchu všechny víry.
Buna, Kırıntılı kalıcı mıknatıslanma denir.Jde o mrazuvzdornou, nenáročnou trvalku.
Kırıntı Köyü'nden Sefa Öztürk'den alınma bilgiler.Iskandariah falu hovatartozásáról azonban ellentmondó jelentések érkeztek.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod